kimsenin, sizi sevdiğini iddia eden insanın bile anneniz kadar sevemeyeceğini ve sizin için o kadar endişelenemeyeceğini anlamak.
çocukken seçim zamanı, ailemin yanında gittiğim oy kullanma noktasında, kabinde annemin pusulada bir partiye mührü basarak ülkeyi yönetecek kişilerin seçimine katıldığını düşünürdüm.
yıllar sonra anladım ki, önce beyaz beyaz saraylardan
icazet almayan hiç kimse bu ülkeyi yönetemiyormuş.
hep gözünüzün önünde hatta dibinizde olan ama dikkatsizliğinizle heba olmuş ayrıntılardır.
okulun ne güzel bir şey olduğudur.
sevdiğine sonuna kadar güvendiğiniz insanların aslında kocaman bir boşluk olduğunu
çok sonra görmek.
inanmaya zorlamamak.
öğrenmek!
ne olursa olsun, kaç yıl geçerse geçsin sevginin bitmediği.
bazı şeylerin üzerinden ırmak da geçse unutulmadığı, unutulamadığı.
– yıllar önce nefret edilen şeylerin aslında önemsiz oluşu
– çocukken yaşamın aslında çok güzel, kaygısız ve mutlu geçtiği
– okul hayatının, yaşamın en özel dönemi oluşu
– gerçek arkadaşın/dostun bir ömür boyu arandığı, çok zor bulunduğu ya da bulunamadığı
– insanların hayatlarını boş işlerle tüketip gerçek anlamda yaşamadıkları
– kavga, gürültü nedeni olan pek çok şeyin aslında gereksiz birikimler olduğu
– sevgi, saygı ve hoşgörünün salaklık değil, yaşamı güzelleştiren özellikler olduğu
– dünyanın "saf" insanlar sayesinde hala dönebildiği
– "başa gelen çekilir", "yaşayan bilir" deyimlerinin ne anlama geldiği
– ...
- ana sırtamda ben varmış lan benim (ev arkadaşım yaş 19)
gençliğin ve sağlığın yavaş yavaş sizi terk ettiğini farketmektir.
insanların, en yakınlarınızın bile sizi sandığınızdan çok farklı tanımış olması ve öyle seviyor ya da sevmiyor olduğu.
kafanın içindeki donk sesi ve yankılanmalarıdır.
''anlamaların az - çok veya bütün teşkil edercesine anlamama olduğu'' ise bu konun ana başlığıdır.
ardı...durdurabilene aşkolsundur teorikte...
pratik; olayı zora koşmaya bayıldığı ve içinde de bir sadist taşıdığı içindir ki, bu ''donk'' her seferinde duyulmak, şişliği ve ardı başağrısı ve yayılımcılığıyla oluşan diğer ağrıları çekilmek zorundadır.
kişi kendini bu ağrıların yarattığı bencillik noktasına saplarsa, boşuna, boşu boşuna nameleri...
ağrıların değil de, bu tetikleyinin esas olduğunu görebilmekse, farkındalığı yaşabilmektir.
tayt giymenin vahimliği
zaman kavramı.herşeyiyle zamanın farkına varırsınız.asla unutmam dediğiniz insanları unutursunuz,asla bırakmamam dediğiniz alışkanlıklarınızı bırakırsınız.yaşlanırsınız zamanın farkına varırsınız yıllar sonra....
(nyksss, 29.09.2007 11:11 ~ 01.10.2007 21:58)
çoğunlukla yaşadığı anın değerini bilmemezlikten ileri gelir. insan eğer geçmişe takılmışsa orada kalır, bir adım atamaz. yok eğer geleceği hayal ediyorsa yaşadığı andan kopuktur. ve yıllar sonra tıkabasa dolu bir otobüste düşününce birden şimşekler çakar.
(endip, 29.09.2007 11:13)
başkalarına güvenmemeyi öğrendiğinizde;daha az kaybetmeye başlayacağınız gerçeği.
ziraat bankasının amblemindeki z ve b harfleri.
(grasp, 23.10.2009 13:27)
pişmanlık kötü bişey. zamanı kıçını yırtsan da geri alamıyorsun. ne vardı 2 yıl öncesine dönebilseydim..
tiramisunun tadı. hayatımın 3/4'ünü züğürt olarak geçirdiğimden ve tatlı da sevmediğimden dolayı ve de sırf bir şeyin tadını merak ettiğim için para verecek durumda olmadığımdan yeni fark ettim. ablam almış da, fark ettim lan.
bir de; eski sevgilinin gerçekten sevilmeyecek bir insan olduğu gerçeği ve evliliğin boktansa, evliliği bitirdikten sonra herkesi bir bok sanmak. evlilik, tamamen hayatı şekillendiren bir şey. tiramisu tadamamam bile buna bağlı. boşuna en başa yazmadım onu.
yıllarca görüşmemiş olsanız bile size gerçekten değer veren birinin bir şekilde hayatınızda olmaya devam ettiği gerçeği..
aranızda ne geçtiğinden ve ne zamandır neler yaptığından haberinizin bile olmamasından tamamen bağımsız olarak birisi tam ihtiyaç duyduğunuz anda yanınızda olmak için orada bir yerde bekliyordur ve bu ancak yıllar sonra farkedilebilecek bir şeydir.
bir evin bahçesindeki dev çınar ağacı gibi hep orada durduğunu ve bir kenara çekilip dinlenmeye ihtiyaç duydukça gölgesini, serinliğini, huzurunu size sunmaya hazır olduğunu fark etmek uzun sürer; ama o çınar ağacı zaten hep orda duracaktır.. varlığını fark etmeniz için sıkıntılı günler yaşamış olmanıza bile değer hatta..
siz küçükken " ay ne kadar şirin bi'şey ya bu. evlenirim bunla ben hihihi. " diyen o güzeller güzelinin aslında şaka yaptığı. ühü adi.
(fular, 23.10.2009 13:53)
küçükken en büyük dertlermiş gibi gözüken meselelerin aslında minicik şeyler olduğunun, hatta hatırlandığında yüzde bir tebessüm bıraktığının farkına varmaktır.
(sesia, 23.10.2009 14:15)