gecelerin beyaz saçlı prensi.
o döneme bakıyorum da,
okan bayülgen ve
televizyon çocuğu.
huysuz virjin.
cem özer'le
laf lafı açıyor. bunlar arasında biraz daha birebir tarzıyla farkı duran yıldo abimiz çok garip bir şekilde insanları etkiledi.
fenasi kerim olayı da, insanların içindeki laf oyunlarıyla laf koyma dürtüsünü ne kadar iyi tetiklediğini gösterir aslında ki, burada moraran taraf olmaktansa, gurur duyan taraf olmalıdır.
kendini tasavvufa verip, "benim dedem de tasavvufla ilgiliydi, biz ailecek engin bir kültürden geliriz" demesiyle kitlesini çok acayip şekilde değiştirdi.
bir ara
mehmet ali erbil'in
show tv'de son zamanlarda yaptığı programa çıkıyordu. orada kafadan koparıyordu. yine aynı performans, yine aynı espriler. ancak biraz daha durgunluk var üzerinde. tasavvufun etkisi diyorum.
onun dışında gayet şık bir adam. şu anda piyasada bulunan pek çok televizyoncudan daha bilgili, daha geniş görüşlü ve halka daha çok hitap edebilen birisi. terbiyesiz diyeceksiniz belki, ama düşünüyorum da bu adam laf oyunları yapıyor ve anlayan anlıyor. çoluk çocuk anlamaz mesela.
yine düşünüyorum da, sabahın köründe başlayan kadın programlarının sunucuları bize göz ziyafeti sunarlarken,
ergenlik öncesi abazan adayı çocuklara neler sunuyorlar bilemiyorum.