ülkemizin yetişdirdiği en büyük sanatçılardan, tiyotro oyuncusu, yönetmeni, seslendiricisi, karakter oyuncusu, sinema sanatçısı...
kardeşi müşfik kenter ile beraber tiyatronun kilometre taşı olmuş, hatırı saymakla bitmez insan.
1981 yılında kültür bakanlığınca devlet sanatçısı seçilmiş ünlü tiyatro oyuncusu. hakederek almıştır.
geçtiğimiz ay, bir oyun öncesi(yanlış hatırlamıyorsam) ölen eşi için bir şarkı okumuş ve sesindeki aşkla, hüzünle, özlemle o an salonda bulunan ve bir kısım televizyon karşısındakileri ağlatmıştır. saygılar..
hep aşk vardı oyununda o yaşına rağmen tüm salonu muma çevirebilmiş, sonunda da nasıl bir duygu seli yarattıysa ağlamalara sebep olmuş tiyatro duayeni. bir iş yapılacaksa işte böyle yapılmalı...
muazzam bir tiyatrocu kişilik, inanılmaz güçlü bir kadın. istanbul üniversitesi'nde sözleşmeli olarak ders vermekteydi; fakat bütçe yasası nedeniyle emekli sanatçıların üniversitelerde ders vermesinin yasaklanmasıyla beraber, ne acıdır ki üniversitedeki işine son verilmiştir.üniversiteden maaş alamamasına rağmen senenin ortasında çocukları bırakamam diyerek derslere ücretsiz olarak devam etmektedir.
11-10 1928 istanbul doğumlu ,gerçek ismi ayşe yıldız olan türk tiyatrosunun en başarılı sanatçılarından birisidir yıldız kenter.istanbul üniversitesinde hocalık yapmaktadır.ağaçlar ayakta ölür,,pembe kadın,hanım,büyük adam küçük aşk gibi pek çok filmdede oynamış, en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülleri almıştır.
"yaşımdan daha büyük göründüğüm için türk filmlerinde hep olgun kadın rollerinde oynadım." diyen oyunculuğu tartışılmaz insan.ayrıca kardeşi müşfik kenter'le kendisinin insanı büyüleyen bir ses tonu vardır.yaşı oldukça ilerlemiş olmasına rağmen tek kişilik oyun oynayabilecek performansa sahip ender oyunculardandır aynı zamanda.
idea konferansında talat sait halmanla yaptığı shakespeare gösterisi sonunda eline çiçek verdiğim ve muhteşemsiniz dediğim kendi küçük yeteneği büyük tiyatro sanatçımız
tanışma ve dramaturji şerefine nail olduğum insan. 2006 yılında izmir'e cumhuriyet balosu için gelmişti. cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının yanında izmir devlet opera ve balesi'nden 4 opera sanatçısı ve önlerinde yıldız kenter vardı.
yıldız kenter izmir'e birgün önce geldi ve hemen cso nun gece için hangi eserleri seslendireceğini dinledi. ben de yıldız hanıma eşlik ediyordum. bütün parçaları müthiş bir dikkatle dinledi ve elinde metne baktı. bir parça bitti metne baktı, biri daha bitti tekrar metne baktı not aldı. yılların büyük sanatçısı meğerse eserlerin duygusuyla sıradaki metnin duygusunu karşılaştırıyormuş... senfoninin çaldığı eserlerin sahipleri beethoven'dan mozart'a, muammer sun'a kadar geniş bir yelpazeye dağılmıştı ve yıldız kenter bütün eserlerin hikayesini bile biliyordu. prova bitti şefle toplantıya geçildi. ibrahim yazıcı büyük bir incelikle yıldız hanıma beğenmediği yerlerin hemen çıkartılabilceğini söyledi. yıldız kenter bütün eserler çok güzel sadece metinle eserler arasında tematik bağ yyok, metinlerin tekrardan ele alınması gerektiğini belirtti ama ne yazık ki yanına nazım hikmet ve diğer şarirlerin kitapları olmadığı için bunu nasıl yapacağını düşünmekteydi. tam o anda korka korka söze girdim ve ünevsetede tiyatro ve dramturji okuduğumu söyledim yıldız kenter'e ve isterse yarın evine kitapları getirip zevkle çalışabileceğimi söyledim. kabul etti..
sabahtan son sürat arabayla evine gittim. yıldız hanım çalınan eserleri defterine not almış, biz de ona göre bir dramatizasyon metni hazırlamaya başladık. tam 3 4 saat boyunca bir eserlere baktık bir kitapları karıştırdık. öğlen 3 e doğru bittiğinde gecenin başlamasına 4 5 saat vardı...
gece tenis klubünde bütün izmir erkanına ve halkına öyle müthiş bir performans segilediki dakikalarca ayakta alkışlandı. gece sonrası yıldız hanım için düzenlenmiş yemeğe geçildi. saat 2 ye kadar yıldız kenter bir kırmızı şarabın nasıl asil içildiğini o yaşında herkese gösterdi. ve bir ara valiyi ve belediye başkanını susturup hepsine bana gösterdi ve bu gecede bu delikanlının şerefine kadeh kaldırttı..
yıldız kenter benim gözümde türk tiyatrosunun üst düzey soğuk ingiliz havalı oyuncusuydu. meğerse orhan asena'nın ben anadolu oyununu dünyaya tanıtan bir oyuncuya yıllarca yanlış bir imajla baktığım için kendimden utandım. ben anadolu oyunu kadar sıcak ve cömert bir kadın yıldız kenter. onu tandığım, sarıldığım için büyük gurur duyorum. bir zamanların türkiye'sinin bir kaç ideailst sanatçısınından biridir kendisi..
atılım üniversitesinde shakespeare in sonelerinden oluşan yaklaşık 1 saatlik bir okuma programı yapmıştı. harikaydı. izlediğim için şanslıyım dedirtti bana. ileride evlenmek için düşündüğüm model kadındır kendisi.biraz zor ama umutsuz yaşanmaz napalım.
kabak çekirdeklerinin hiç bitmemesini umud ettiğim insan..idol işte..
insanin ortak kaderi doğum, ölüm ve o aradaki zaman, yaşam...
doğmak, ölmek isteğe bağlı değil...
ölmek, belki bazen.
bize düşen yaşamak. koşullar ne olursa olsun yaşamak... ayakta kalmak...
hadi sıyırttın sıyırttın, hayatta kalabildin zar zor...
uzun yaşamak, bir ayricalık. iyi, güzel...
ama ayakta kalmak, kalabilmek.
ceza! müthiş bir ceza!
ilkokuldaydım, birinci sınıfta. hiç unutmadığım bir cezaya çarptırıldım.
karatahtanın önünde, sırtım sınıfa, yüzüm karatahtaya dönük, ders bitimine kadar kıpırdamadan ayakta durmak...
utanıyorum, midem bulanıyor. ölmek istiyorum.
herkesten nefret ediyorum, herkes ölsün istiyorum.
sonra bir ara cebimdeki kabarıklığı hissediyorum:
kabak çekirdeklerim!
bir kuruşluk kabak çekirdeği almıştım, bir tane bile yemedim.
mahmut'la (benden birbuçuk yaş büyük ağabeyim; üçüncü sınıfa gidiyor) eve giderken yiyecektik.
evimiz taa tepede, abidin paşa köşkü'nün orada.
bahardı... bademler açmış, tepeye giden toprak yol bomboş.
ev yok pek. apartman hele hiç yok. göz alabildiğine tarla.
papatyalar, gelincikler.
hadi be sen de!.. ne diye ölecekmişim... mati'ciğimle güzelim dağ yolunda çekirdek yiyerek, konuşa gülüşe eve gitmek varken!
şimdi dönüp geriye baktığımda, hep çekirdek misali umutlar peşinde ayakta kalabildiğimi görüyorum.
öleceğimi bile bile bir çekirdek uğruna bu kadar çaba, çırpınma!
değer mi?..
birşey yap, met'i anımsıyorum, sevgili aziz nesin'i... içim ısınıyor yeniden.
kalk hadi diyorum, durma koş, birşeyler yap. yaşa...
dur diyorlar bir yandan da, koşma... yeter dinlen artık. koşma...
öl artık!
ama çekirdeklerim bitmedi ki daha..."
takvim'de savaş ay'ın patavatsız ve anlamsız yazısına ölüm haberi şeklinde konu olmuş sanatçıdır. ama yazı ironi gibi duruyor. ironi ise bile yazık günah, bir yıldız kenter kalmıştı malzeme yapmadıkları. şakaysa veya ironiyse savaş ay'ı kınıyorum.
diğer yandan, yıldız kenter, gerçek bir sanatçı nasıl olur olgusunu tüm ülkeye gösteren bir efsanedir. mustafa inan, bir bilimadamı nasıl oluru gösterdiyse, aynı şekilde tiyatronun sanatçı duruşu hakkındaki duayeni ve temsilcisi yıldız kenter'dir. türkiye'de böyle sanatçılar zor yetişir, kıymetini bilmek lazım.
işine yüreğini koymuş,ellerini öpmekten bıkmayacağım ve yeni nesil tiyatro sanatçılarını aramıza kazandırmış ayakta alkışlamamız gereken tiyatro sanatçısıdır.