görseller
yıldırım türkeryıldırım türker
  
belki ilginizi çeker
  1. · gökhan özgün
  2. · kış masalı
  3. · kaos gl
  4. · sarılsam üşür müsünüz
  5. · radikal 2
  6. · malesef ermeniyiz
  7. · murat belge nin taraf a geçişi
  8. · kaos gl
  9. · dtp ye kapatma davası açılması
  10. · rachel corrie
gündem
  1. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  2. · metrobüse para vermeyen tkp li öğrenciler
  3. · her şey iyi giderken ayrılalım diyen sevgili
  4. · domuz gribi
  5. · ugg
  6. · aşkın yedi seviyesi
  7. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  8. · ross daly
  9. · netkitap

yıldırım türker  

 sayfa  / 3
  1. radikal gazetesi yazarı. pazar günü radikal 2'de ve pazartesi günü radikalde yazıları çıkar.
    (peter pan, 16.04.2004 11:55)
  2. "sevişirken soğuk uzak bir mevsim
    aramıza girdi sevgilim"
    diyen şairimsi kişi.
    (bkz. yeni türkü - aşk yeniden - uzak bir gölge)

    ayrıca,
    "meğer gülüp geçmişim aşkın yanından"
    der yeni türkü - yeni - meğer gülüp geçmişim'de.
    (selam kelamı, 16.04.2004 12:09)
  3. iyi yazar ama bazen bayar yazının sonunu getirebilmek için çaba harcamak gerekir
    (hobbitt, 16.04.2004 15:53)
  4. filistin kasabı ariel şaron'u bir de yıldrım türker'den okuyalım.

    şaron'un dokunulmazlığı

    o bir general. üstelik dünyanın en güçlü, en dokunulmaz ordusunun anlı şanlı başkomutanı. israil başbakanı ariel şaron, dünyanın gözleri önünde can almaya devam ediyor. şaron'un bütün dünyayı seyirci koltuğunda rehin tutabilmesi, uluslararası hukuk, birleşmiş milletler'in yaptırım gücü, kopenhag kriterleri ve insanlığın benzeri güvence örgütlenmelerini anlamsız kılıyor. şaron, iri kıyım gövdesi, kendinden hoşnut haliyle tek başına bütün dünyanın güçsüz bir riya âlemi olarak tanımlanabileceği noktada şimşekler çakarak dikiliyor. çizgi filmlerin bin bir güçle donanmış yenilmez kötü yaratıkları gibi. üstelik onun karşısına dikilecek daha güçlü bir dünyevi karakter de görünmüyor ufukta.
    şaron, son amerika seyahatinden sonra israil parlamentosu knesset'te birkaç gün önce yaptığı konuşmada da kendi milletvekillerini tehdit etti. israil'in gazze şeridi'nin tamamı, batı şeria'nın bir kısmından çekilme karşılığında, batı şeria'daki bazı yahudi yerleşim birimlerinin daimi olarak kalmasını öngören tek yanlı planına destek isterken, "ya beni destekleyin ya da abd'nin israil'e sunduğu güvenceleri kaybetme riskini göze alın. plana karşı çıkanlar, elde ettiğimiz tüm kazanımlardan vazgeçmiş olur ve abd'nin tüm vaatlerinden vazgeçilmesinin sorumluluğunu taşır" diyerek 2 mayıs'ta kendi partisinin üyelerine sunacağı planı dayatıyor. abd'nin, israil sınırlarını genişletebilecek, filistinli mültecilerin dönüşüne engel olacak yeni vaatlerinin bu planı şart koştuğunu belirterek kendi yandaşlarına da sopa sallıyor. haaretz gazetesinin anketine göre lideri olduğu aşırı sağcı likud partisi'ne üye 500 kişinin yüzde 40'ı plana karşı, yüzde 44'ü ise destekliyor. bu oran, abd'nin sırtını tapışlaması sonucu likud referandumundan zaferle çıkmayı bekleyen şaron'u kudurtmaya yeter.
    kendi parlamentosunu bizim de yakından tanıdığımız amerikan sopasıyla korkutan şaron, dünyadaki engellenemezliğini de aynı sopa ve benzersiz gözü karalığına borçlu. daha geçen ay hamas'ın felçli lideri şeyh ahmed yasin'i, kısa süre içinde de onun yerine geçen abdulaziz rantisi'yi aynı yöntemle, füzelerle öldürten şaron, kendi gücünün farkında. gücüyle gözü dönmüş bir trajedi tiranı gibi durmadan elini yükseltiyor, karşısında kem küm eden dünyaya karşı yeni suikast hedeflerini ilan ediyor. şeyh ahmed yasin'in katledilmesinden sonra bush'un kollarında dünyaya açıkladığı yeni israil sınırlarını genişletme planı ve birkaç gün içinde rantisi'nin de katledilmesi, abd ve şaron'un ortadoğu'daki katliamlarına ara vermeden devam edeceklerini gösteriyor. bush'un giderayak şaron'un geçmişinden ilham aldığı; kendisinden daha cesur ve yasalar tarafından yavaşlatılamaz bu adama bir hayranlık beslediği de tahmin edilebilir. pekiyi diğer dünyalıların tavrına ne demeli? abd'ye göbekten bağlı bm'nin çaresizliği? avrupa birliği, kopenhag kriterleri, insan hakları ve benzeri uygarlık avadanlığıyla uzanabildiğini dürterken basit kınamalar dışında israil'in azgın saldırganlığı karşısında neden hiçbir şey yapamıyor? sırp kasabı miloşeviç'i savaş suçları sözleşmesi'nin ışığında yargılayan uluslararası hukuk, şaron'u gıdıklayacak kadar yaklaşamıyor.
    atılımlarla şahlanan, uluslararası arenada saygınlığını abartmalara doyamadığımız türkiye, israil'le ilişkilerini askıya almayı düşünemez mi? rantisi'nin öldürülmesinin üstünden bir hafta bile geçmeden israilli işadamlarıyla koyun kucak görüşen tayip erdoğan, time dergisinde en etkili 100 kişi listesine girmiş olmayı bu kadar çok mu önemsiyor? bu kadar boynu bükük, bu kadar amerika'dan icazetli, bu kadar şahsiyetsiz bir dış politikayı bu delikanlı, burnundan kıl aldırmayan yiğit nasıl ve neresiyle hazmediyor? amerika'yı, tam da şu aralar karşısına almanın riskleri üstüne bütün danışmanlarıyla kafa kafaya vererek hesap üstüne hesap çıkaran bu hükümet, filistin halkını kimin adına gözden çıkarabiliyor? en adisinden yararcılıkla tartılan reel politikanın isterleriyle hareket etmeyi şiar edinmiş olanlar, filistin halkının katliamına suç ortaklığı ettiğini kabul etmek zorunda.


    şaron dosyası
    birlikte hatırlayalım. uzun mu uzun bir liste. şaron, 76 yıllık ömrüne pek az insana nasip olacak sayıda cinayet ve katliam sığdırmayı başarmış bir canavar.
    daha 14 yaşında siyonist hareketin terörist kanadı haganah'ya katılmış, o yaşta pişmeye başlamış. çok kısa zamanda liderlik özelliğiyle sivrilmeyi başarmış. 1953 yılında, henüz 25 yaşındayken 'birim 101' adında, israil ordusuna bağlı gizli bir ölüm timi kuruyor. 14-15 ekim 1953'te 45 haneli kibya köyünü yerle bir ediyorlar. kadın, çocuk yaşlı demeden 69 kişi makinelilerle taranıp evlerine girmeye zorlanıyor, sonra da evlerinde havaya uçuruluyorlar. 2002 yılında cenin filistin mülteci kampında yapılan operasyonun şaron'un kibya köyü operasyonundan esinlendiği söyleniyor.
    bu katliam, dönemin abd dışişleri bakanlığı'nın bile tepkisini çekiyor. bir bülten yayımlayarak ölenler için taziyelerini bildirip sorumluların yargı karşısına çıkarılmasını istiyorlar. oysa şaron, 'birim 101'in başarıları nedeniyle ödüllendirilip paraşütçü birlikleri komutanlığına getiriliyor. 1956 yılında, süveyş kanalı'nın ingiliz, israil ve fransız kuvvetlerince işgali sırasında şaron komutasındaki paraşütçü birlikleri 273 mısırlı savaş esiri ve sina çölünde yakalanan sudanlı işçiyi öldürüp toplu mezarlara gömüyor. bu katliam da tam 40 yıl sonra israil ordusunun kayıtlarından, bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkıyor.
    60'lı yıllarda şaron'un askeri kariyeri şahlanıyor. 67'de zırhlı birliklerin kumandanı olarak altı gün savaşına katılıyor, 69'da yine terfi ediyor. gazze şeridinde filistinlilere kök söktürüyor. evlerini havaya uçuruyor, mülteci kamplarını buldozerlerle düz ediyor, yüzlerce can alıyor.
    70'li yıllarda şaron'un knesset serüveni başlıyor. 'büyük israil' ülküsünün ışığında batı sahra, gazze şeridi ve golan tepeleri'nin filistinlilerden temizlenip israilleştirilmesi hareketinde etkin bir rolü var. daha sonra 77-81 yılları arasında menahem begin'in yerleşimlerden sorumlu tarım bakanı olarak işgal edilmiş topraklara 25 bin fanatik yahudinin yerleştirilmesinin mimarı da o. bu yerleşimciler, şaron'un 'birim 101'ini örnek alarak ölüm timleri olarak da cinayetlerini sürdürüyor.
    1982'de begin'in savunma bakanı olarak beyrut'un işgaline karar veren şaron 'galile'de barış operasyonu'yla 18 bin filistinli ve lübnanlıyı öldürüp, 30 binini yaralıyor. bombardıman sonucu beyrut'un neredeyse dörtte biri (40 bin bina) yerle bir ediliyor.
    16 eylül 1982 günü beyrut'taki mülteci kampları sabra ve şatila'yı kuşatan 300 ile 400 falanjist iki gün süren bir harekât sonucu filistin kaynaklarına göre 3 bin 500'ün üstünde, başkalarına göre 700-800 filistinliyi kadın çocuk demeden katlediyor. bütün dünyayı ayağa kaldıran, tel aviv'de de 400 bin kişilik bir protesto yürüyüşüne neden olan bu katliam sonrası oluşturulan soruşturma heyeti araştırmalarının sonucunda şaron'u sorumlu bulup savunma bakanlığından istifasını istiyor.
    ama ne gam. bakanlık koltuğunu katliamcılığı sonucu kaybeden şaron, onu kahraman gören sağın desteğiyle bir yıl içinde yine hükümette boy gösteriyor.
    israil'in en zengin sığır çiftçisi olan ve 1973'ten bu yana israil'in en büyük özel çiftliğini işleten şaron'un, fkö'ye karşı hamas'ın oluşumunda da parmağı olduğu iddia ediliyor. şaron 1993'te oslo barış görüşmelerine katılan ılımlı rabin'e karşı savaş ilan edişiyle de sivriliyor. rabin'i katleden batı sahra yerleşimcisi yigal amir'in de şaron'un yoldaşlarından olması hiç şaşırtıcı değil.
    2002 yılında cenin'de, batı sahra ve gazze şeridi'nin her karışında işlenmiş cinayetler de şaron'un marifetleri.
    küçük esnaf mantığıyla siyaset yapan dışişleri ve başbakanlığa duyurulur.
    kimle el sıkıştığınıza dikkat edin. bildiğinizi biliyoruz. gözümüz üstünüzde.

    26/04/2004
    (peter pan, 30.04.2004 13:49)
  5. alışılmamış büyüleyici bir uslupla hayatı anlamamızı, duyumsamamızı sağlayan etkileyici bir yazar.
    (albatros, 22.10.2005 11:29)
  6. sınırlı sayıdaki aydın ve yazarlarımızdan biri. tabuları olmayan ve en çok tabuların üzerine cesaretle giden kalemi keskin yazarımız. kelimler yağ gibi eriyor cümlelerinin içinde, akıcı ve sıkmayan uslubu da takdire değer.
    (respectful, 22.10.2005 11:59)
  7. radikal solcu.
    (petersellers, 12.12.2005 23:01)
  8. radikal iki de her pazar güzel yazılar yazan aydın.

    yazılarının girişine tanım veya alıntılarla başlar. daha sonra bunların açılımını yaparak devam eder yazıya ve bu genel tanımlardan günümüze iner ve tüm bunlar yapılırken insanı anlattıklarının içinde kaybolur.

    yepyeni düşüncelere sevkeder.
    ve onu okuyan insan kesinlikle ve kesinlikle katılır yıldırım türkerin düşüncesine. dolu ve güzel yazılarının hiç kesilmemesini dilerim.

    işte tüm yazıları:
    http://www.radikal.com.tr/...
    (semih cumhuriyeti vatandaşı, 08.01.2007 16:16)
  9. inanılmaz ince düşünen, hayatın içinde (hatta tam da orta yerinde) öylece duran ama kimsenin farketmediği kör noktaları görmede/göstermede doğal bir yeteneğe sahip, "keşke bu adam benim içsesim olsa" dediğim aydın.
    (dannyorum, 13.01.2007 14:55)
  10. radikal iki de çıkan yazılarından sonra uzun bir zamandır pazartesi günleri radikal'de aile albümü adıyla da köşe yazarlığı yapıyor.

    mehmet ağar hakında yazdığı yazılar takdir-e şayandır.

    çölaşan gibi yazarları bir ülkede olması gereken yazar.
    (siyabent47, 08.02.2007 13:20)
  11. her omuzdaki rütbeleri görünce şapır şapır ağzı sulananlara, silahlı otoriteyi ülkedeki tek güven olarak görünlere ithafen;

    http://www.radikal.com.tr/...
    (anarsist, 21.02.2007 19:38)
  12. radikal den tanıdığımız usta kalem
    (zeushera, 24.02.2007 15:48)
  13. duyurulmayan, duyurulmak istenmeyen, unutturulmaya çalışılan, kayıtlardan silinmesi gereken belki de hiç kayıtlara geçmeyen olayları anlattığı kayıtlara geçmesi gereken bir yazısı için ;

    http://www.radikal.com.tr/...

    yıldırım türker türk basınındaki ender vicdanı kararmayan belleklerden biridir.
    (malina, 07.03.2007 12:10 ~ 15.03.2007 21:59)
  14. "gece, melek ve bizim çocuklar" filminin senaristi ve aynı adlı şarkının yazarıdır. sezen aksu'nun bir kaç şarkısının da sözlerini yazmıştır aynı zamanda.
    (charlie, 29.03.2007 21:15)
  15. (bkz: sarılsam üşür müsünüz) leman sam
    (bkz: kış masalı) sezen aksu
    (sarmalak, 30.03.2007 06:31)
  16. ilk takip ettiğim köşe yazarı. hatta öyle ki bi ara sadece yıldırım türker için alır olmuştum radikal i. hakkında hiç bir şey bilmediğim ama yazılarıyla 'ey mükemmel şahsiyet' dediğim adam.
    (oscaris, 13.08.2007 10:12)
  17. kalbinin solda attığının farkında olan ve kalbine aldığı yaraları özenle saklayıp unutmadan bizlere aktaran okunası köşe yazarıdır.
    (tangocu kedi, 19.08.2007 21:30)
  18. bülent tanör ile ilgili yazmış olduğu iki yazı ile, tanör'ün namus mücadelesine dair yazılan en iyi yazıları yazmış olan, insan hakları ihlalleriyle ilgili vurgun etkisi yaratan bir üslupla yazı yazan, pazar günleri radikal iki, pazartesileri ise radikal almanın başat müsebbibi, yazar ve aydın.
    (neredesin soğuk kış, 21.08.2007 09:30)
  19. "
    kendine hakim olamayan dürüst, içi dışı bir türk delikanlısı imgesinin nasıl hayatımıza yapışmış, canımızı emen bir resim olduğundan uzun uzun söz etmişliğimiz var. ibrahim tatlıses'in vakit kaybetmeden başbakanı'na arka çıkarak 'artizlik yapan' vatandaşın müstehak olduğunu ilan etmesi kimi şaşırttı? şurada oturup başbakan'ın 'artizlik etme lan' muhabbettiyle gurur duymuş, ona arka çıkan diğer muktedir zevatın listesini çıkarabiliriz, ama değer mi? mesele, bu toplumun bu içten delikanlılar karşısında nasıl ve neden erotize olduğunda yatmaktadır. bu kadar ağır delikanlıyla içi içe nasıl yaşayabileceğiz? yiğit katiller, yiğit milliler, yiğit mafya kırıntıları, yiğit bakanlar, başbakanlar ve erkeklik dünyasının bunca has ürünü karşısında paniğe kapılan nüfus bundan sonra nerede ve nasıl durması gerektiği üstüne bir fikir geliştiriyor mu? başbakan'ın kasımpaşalılığından söz ederken neredeyse malum berbat cinsel fıkralardan birini anlatıyormuş da fıkranın can cümlesini patlatıvermişcesine yılışık ve terli bir dille yazan-konuşan fikir erbabı erdoğan'ın had hudut tanımazlığının en büyük destekçisidir. yakında hislerine hakim olamayan yiğit tayyip kardeşimizin bir vatandaşın burnunun köküne alnının çatına kafayı geçirmeyeceğinden emin olamayız. "

    http://www.radikal.com.tr/...
    (ahmak ı hayal, 21.08.2007 09:37)
  20. söylediği iki söz, yazdığı iki satır yazı bile olsa okunmayı hak edecek iki-üç kişiden biridir bu ülkede. hiç aklıma gelmemişti birisinin yazısının yayınlanacağı günü beklemeyeceğim günlerimin olacağı. aklımdan geçeni de aşarak (haliyle) yürüdüğümüz yarı aydınlık yolu apaydın kılan biri. becerisine, zekâsına, yordamının inceliğine, detaycılığına aklım ermiyor.

    gülünçlü not: rüyamda gördüm. kalabalık yerdeydik. ki kendisini radikal'deki vesikalığından bilirim en fazla. ne konuştuk hatırlamıyorum. uyandıktan sonra internete girer girmez ilk işim yazısını aramak oldu. eee... bugün yazmamış.
    noluyor lan? tamam seviyoruz da aşığıymışım gibi rüyama girecek kadar saplantı haline getirmek...
    (altlejant, 10.09.2007 10:28 ~ 27.01.2008 00:07)
  21. yazılı basındaki "son barikat" lardan biri.keskin kalem , güzel kalem.
    (bkz: http://www.radikal.com.tr/...)
    (nyksss, 24.12.2007 05:46 ~ 05:46)
  22. fazıl say polemiğine kendisi de katılmış.

    http://www.radikal.com.tr/...
    (alajuve, 03.01.2008 06:45)
  23. bugünki yazısında yine döktürmüş;
    http://www.radikal.com.tr/...
    (grasp, 14.01.2008 13:02)
  24. ele alması cesaret isteyen konuları yazdığı için derin bir saygı ve sevgi duymanın yanı sıra, üslubunun lezzetine ve türkçesinin etkileyiciliğine de şapka çıkardığım kişi.

    kendisinin usta işi yazıları, “ağlak-hisli-romantik cümleler kastım anne ben edebi yazar oldum”cu ekollerden –ki bizim toplumumuzda çok prim yapar bunlar- her alandaki kötü, özenti yazarları matah sanan kimi saf insanevlatlarının yanılgısını gidermek için turnusol kağıdı vazifesi de görebilir pekala.
    (fantaghiro, 16.01.2008 20:20)
  25. ülkedeki olaylara belli bir perspektiften bakmanın çok da sorun olmadığını düşünen insanlar için "köşe yazarlığının" kralı olabilecek insan.

    ancak yazılarında beni rahatsız eden bir durum var, şöyle ki: yıldırım türker için 12 eylül bir milattır. o tarihte çekilen bütün acılar kutsaldır. onun 12 eylül'le ilgili yargısına toz konduramazsını. sonrasında sivas katliamı, madımak oteli kundaklaması da aynısıdır. bu sadece yıldırım türker için değil, türkiye için de böyledir ona göre. menfur ve tiksindirici bir olay olması yetmez. bir dönüm noktası, zamanın akışını değiştiren bir olay olmalıdır ve bu bütün türkiye kavramı için geçerlidir.

    bu yüzden de, türban meselesinde ya da 28 şubat'ta aynı hassasiyeti gösteremez, o konular gelince üstün objektif tavrını takınır ve salvolar atmaya kıyamaz her zaman. o günleri de kınar belki ama cebinde hep bir tutam demokratlık, "hırsızın hiç mi kabahati yok" hissi taşır. oysa sivas katliamı için düşünüldüğünde, hırsızın hiç de kabahati yoktur. o olayı önemsizleştirme çabam yok kesinlikle, ancak ortada bir objektiflik söz konusuysa, bunu her iki taraf için de yapabilmeli kanımca.

    bu yüzden, murat belge yer yer daha samimi gelebilmekte bana. ya da ne bileyim perihan mağden'in bazı yazıları gerçekten de "taraftarı olmadığı tarafa empati yapabilme" hissine gark edebilmekte beni. solculuğu, işçi haklarından bahsetmekle, grevlere köşeden destek olmakla, sendika meselesini ara sıra yazılarda masaya yatırmakla, etnik veya mezhep ayrımcılığına karşı çıkmakla kısıtlayıp, bunları yazınca solculuğu garanti altına alıp, ardından da canı istediği gibi ona buna giydirmek çok da tutarlı gelmiyor her zaman.

    yine de severek okuyor, feyz alıyoruz. gökhan özgün'den bir şeyler öğrenebilmesini umuyoruz ayrıca.
    (şiirbaz, 16.01.2008 20:34)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil