ıı. dünya savaşı'nın ardından edebiyatta bazı yazarların, savaş, yurda dönüş ve ardından kalan yıkıntıları gören gözleri ile edebiyata yansıttıkları, borchert, heinrich böll ve wolf dietrich schnurre gibi yazarların başını çektiği bir akımdır. özellikle henrich böll'ün "yıkıntı edebiyatından yana" adlı denemesinde, bu edebiyata karşı takınılan karşıt tavır ve bu ismin adeta suçluluk unsuru bir yafta gibi yakıştırılması, bunun ardında yatan körebe edebiyat düşüncesinin dolayısıyla etrafta olup biten yıkıntıyı görmek istemeyen çevrelerce hesabı görülmeye çalışılmış bir edebiyat akımı olduğundan ve bilhassa bu adın hakikati, onların yafta tutumuna karşı bile, tek olarak hakikati temsil eden bir duruş olduğunu belirtir. yazısında şöyle devam eder;
"...ve biz yazarlar kendimizi bu insanlara öylesine yakın hissediyorduk ki, onlardık sanki: karaborsacılar ile kurbanları, yerinden yurdundan edilenler; ama herşeyden önce kendi kuşağımızın insanlarıydık ve büyük çoğunluğuyla üzerinde düşünülmeye değer ilginç bir durumdaydı bu kuşak: yurda dönmüştü. biteceğine pek kimsenin inanmadığı bir savaştan dönüştü, bu..."
böll, yıkıntı edebiyatçısı diye suçlanan yazarların gören gözleri ile bu yaftayı yapıştıran körebe yazarlar arasındaki görme farkını şu şekilde, esaslı bir şekilde ifade eder;
"... ama yazar için kendilerini hayatta tutmaktı önemli olan ve kim bu iki insanı yıkıntı edebiyatından başka bir yolla hayatta tutabilir? körebe oyunu yazarının gözleri kendi içine dönüktür, kafasından bir dünya çıkarıp koyar ortaya. yirminci yüzyılın başında almanya'nın güneyindeki bir tutukevinde genç bir adam yaşıyordu, pek kalın bir kitap yazdı; incil'le yarıştı adeta. gözleri hiç bir şey görememiş, içi yalnız kin ve hınçla, nefret ve tiksinti ile dolu bir adamın kitabıydı bu. işte bu adam bir kitap yazdı; gözlerin şöyle bir açılması yetecek, nereye bakılsa hep onun hesabına geçirilmesi gereken yıkımlar ve yok olmalar görülecektir. hitler adını taşıyordu bu adam ve görmek için gözleri yoktu; sergilediği görüntüler eciş bücüştü ve üslubu katlanılacak gibi değildi, dünyayı bir insan gözleri ile değil, benliğinin dünyaya yansıttığı çarpıklık içinde algılamıştı. kimin gözleri varsa baksın!..."
haklıdır böll, savaşın yaratıcısı olan bu adamın kör gözleri, sonrasında yıkıntıları görmekten itina ile kaçan o vurucu tabiri ile "körebe" yazarlardan hiç bir farkı yoktu. gören gözlere gerçekten ihtiyaç vardı, bunu görmek bize iyi gelmese de, hoşlanmasak ta... ama bir kez daha görmemek için görmek lazımdı. yaşanılan acı resmedilmeli ve gözlerimiz bu acıyı görmeliydi.
ve böll yazısını şöyle bitirir, bu edebiyattan çekinen ve yadsıyanlara son söz olarak;
"... homer, bütün batı kültür dünyasınca benimsenir kuşkusuz. avrupa anlatı sanatının babasıdır; ama truva savaşını anlatır homer; truva'nın yakılıp yıkılmasını, odysseus'un yurduna dönüşünü anlatır; savaş, yıkıntı, yurda dönüş edebiyatı; böylesi nitelendirmelerden utanmamız için doğrusu bir neden göremiyorum."
anlaşılan odur ki avrupa, el üstünde tuttuğu homeros'un yazdıklarını dahi görememiştir ya da tercih etmemiştir.
alıntılanan kaynak; henrich böll, gül ve dinamit, (denemeler) "yıkıntı edebiyatından yana(1952)" 2000, istanbul, s.81-86.
(mavio, 06.09.2007 14:45)