2002-
cumhuriyet halk partisi=%19,4
2007-
cumhuriyet halk partisi+
demokratik sol parti+
sosyaldemokrat halk partisi+
hür parti=%20,8
buna karşın bir de şunu incelemekte yarar var:
2002-
adalet ve kalkınma partisi=%34,2
2007-
adalet ve kalkınma partisi=%46,6
iktidar partisi hiçbir birleşme, katılma, seçim ittifakı yapmadan ve iktidarın yıpratıcı etkilerine karşın oylarını %12,38 oranında artırabilirken 4,5 yıllık ana muhalefet partisi seçimlere tek başına girmediği halde oy artışı %1,46 düzeyinde kalmıştır. acaba neden?
öncelikle diğer partilerin katılımını değil doğrudan ana muhalefet partisini incelersek: chp'nin 4,5 yıllık ana muhalefet görevini mecliste layıkıyla yarine getiremediği gayet açık ortadadır. aynı zamanda zülfü livaneli'nin açıklamasında da görüldüğü gibi (bkz:
zülfü livaneli nin deniz baykal açıklaması) rte'yi başbakan yapan deniz baykal'ın ta kendisidir. doğruluğu tartışılabilir bunun doğaldır. ancak başbakan yapan o olmasa bile oylarını artırmasındaki en büyük etkendir yine. en başta kendini sol olarak tanımlayan bir partinin darbe çığırtkanlığı yapmasıdır hata. zira 12 eylül 1980'de darbeyi en çok hisseden bu ülkenin soludur. ve sol "darbeciler yargılansın" diye mücadele verirken darbe istemek, solu kaybettirmiştir bu partiye. hukuki bir yola başvurmak, milleti meydanlarda toplamak yeterli olmalıdır tepkiyi göstermek için. ama meydana toplanan kalabalığın içinden cılız da olsa "ordu göreve" sesleri yükseliyorsa tepki toplaması kaçınılmazdır. aynı zamanda tepkinin bir diğer sebebi de mitinglerin suyunu çıkarmak, siyasi propaganda aracı haline getirmektir. ankara mitinginde herhangi bir parti bayrağı açılmazken daha sonraki mitingler işçi partisi ve cumhuriyet halk partisinin reklam yapma aracına dönmüştür. ayrıca ilçelerde bile miting yapılması da halkın tepkisine neden olmuştur. edip akbayram "
güzel günler göreceğiz" derken arabanın üzerine çıkmış dans eden kızları görmek, "mitinge '
cumokçu'larla gittik ay bi çocuk vardı otobüste var yaaaa" gibi diyaloglara şahit olmak, daha
cumok nedir bilmeyen insanların cumhuriyet mitingine gidip "çocuk" kesmeleri gibi hadiseler tepkilere sebep olmuştur elbet. yanlış anlaşılmak istemiyorum ben de gittim izmir mitingine. ve mitinge katılan herkesin böyle olduğunu düşünmüyorum asla. dediğim gibi bunlar cılız sesler, toplasan bir elin parmaklarını geçemeyecek sayıda birkaç insan ve hatta devede kulak. ama doğan grubu için bu böyle değil işte. en çok izlenen tv kanallarını elinde bulunduran grubun muhabirleri miting meydanından geçmekte olan insanları çevirip "bu miting neden yapılıyor biliyor musunuz?" sorusunu sorup 2-3 kişiden aldığı "bilmiyorum" cevabını ana haber bülteninde dakikalarca tekrar tekrar gösterince ve altına da bir yazı ekleyince "halk neden mitinge gittiğini bilmiyor" diye "daha miting niye yapılıyor bilmiyorsun ne işin var orada" tepkisine neden olmuş ve mitinglerin bir tepki uyandırma amacını baltalamıştır.
parti içindeki bir başka sorun da deniz baykal dinazorunun yıllardır başkanlık koltuğunu bırakmaması ve "baykala rağmen chp"cilerin sayısında hayli azalma olduğunun baykal ve destekçileri tarafından görülememesidir. baykal parti içinde öyle bir hale gelmiştir ki bu seçimlerden sonra bile istifasını isteyenler şiddetle karşılaşmıştır parti genel merkezinin önünde.
bir de bu partinin seçime katıldığı diğer partilere bakmak lazım. öncelikle dsp. bülent ecevit'in yaşadığı dönemde sürekli olarak "chp sol değil" demesine ve chp ile birleşmeye kesinlikle karşı çıkmasına rağmen dsp bu seçimlere chp ile birlikte katılma kararı almıştır. dsp'nin 2002 yılında aldığı oy %1,2 civarındadır ve bunun en büyük sebebi ekonomik kriz sonrasında partisine küsüp oy kullanmayan seçmenlerdir. dsp'de bu küskünlerin geri dönmesi ve oyların artması beklenirken chp ile birleşme farklı bir tepki ve yeni küskünler doğurmuştur dsp içinde. bu nedenle de dsp oyları yeterince katkı sağlayamamıştır.
chp'ye katılan bir parti olan hür parti'ye bakarsak bu partinin genel başkanını tanımak neden chp'ye katkı sağlamadığını açık bir şekilde gösterir.
yaşar okuyan, kendisinin de belirttiği gibi hep
mhp'li olarak tanınmıştır nereye gitse. parti değiştirse de, kendisi bir parti kursa da "mhp'li yaşar okuyan" olarak anılmıştır hep. bir sol partiye milliyetçi kökenli bir partinin katılması oyları çok etkilememiştir haliyle. bu iki partinin dışında bir de shp vardır seçimlerde chp'yi desteklediğini açıklayan ve seçime katılmama kararı alan. ancak bu partinin zaten çok büyük bir oy oranı yoktur ve destekleme kararı da shp'nin tüm oylarının chp'ye kaymasını sağlamaz, sağlamamıştır da.
chp'nin yaptığı bunca hataya bakıldığında deniz baykal'a hak vermemek çok da mümkün değil -ki hayatımda ilk kez hak veriyorum kendisine. chp'nin tüm bu yanlış politikalarına rağmen oylarını %1,46 artırması gerçekten çok kıymetlidir. ancak baykal neden bunu olumlu gösterir bunu anlamak mümkün değil gerçekten. koltuğa yapışıp kalmak ve partiyi çürütmek yerine partideki değişimi kendinden başlatmalı ve istifasını sunmalı artık sayın baykal. hele ki iktidara giden en önemli yolu, muhalefet partisi olmayı değerlendiremiyorsa bir an önce yapmalı bunu.