hayatıma en umulmadık anda ilginç bir şekilde dahil olan güzel insan. ikimizin de yanlızlığın dibine vurduğu şu zamanda gelip beni yalnızlığımdan kurtarmıştır.
kısacası sadece yüzbir dalmaçyalının yüzüncüsünün değil aynı zamanda gönlümün sahibesidir kendisi.
bir hoş, bir tatlı insandır bu kişi. zekidir, başarılıdır ve ilginç bir olgunlukla alçakgönüllüğü ve yardımseverliği üstlenmiştir. yalnızlığı gerçek anlamda sırtlanabilecek kadar güçlü, kırılmasından korkulacak derecede çocukça masumdur.
avustralya yolculuğuna iyiden iyiye hazırlanmış heyecanlı yazardır. mas mavi okyanusların üstünde kocaman 1 ay geçirip sonra tekrar yuvasına ve okuluna dönecektir.
uğurlar ola diyen bütün dostlara selamlar.
adı ayşe olanların genelde kadın olması başlığı altına yazdığı "ne kadar da enteresaaaaaan" girisiyle karşılaştıktan sonra, yaşadığım kısa süreli bir dumur seansının ardından, ufak bir incelemede bulunayım dedim kendisi hakkında, girilerine baktım.
kendisi iyi bir insan olabilir, sevebilirim, tanıyabilirim, ki tanımıyorum, mesajlarıma bakıyorum, herhangi bir diyaloğum olmamış duyurulara yardım etmek haricinde; fakat bu giriyi vitrinime koymayı bu kadar düşünmemin sebebi kişisel değil, girilerinin yarısından fazlasının tek cümlelik bakınızlardan, tanımdan uzak ünlemlerden, soru/cevaplardan, google'da yazıldığında ilk çıkan sitedeki yazıların kopyalayıp yapıştırılmasından, ve sözlük insanına hiç bir şekilde referans olmayacak kişisel girilerden oluşması; yani kafamdaki sözlük modelinden olabildiğince uzaklaştırması burayı.
tek yapan o mu, hayır tabi ki. benim girilerime bakan herhangi biri rahatlıkla benim herhangi beş tane girimden "hasiktir lan sen kendi girilerine bak" diyebilir. demelidir de. bu hususta uyarıldığımda yapılması gereken biraz düşündükten sonra "babanın sözlüğü mü lan istediğimi yazarım, moderatörler siler seni ilgilendirmez mına koyum" ayar çabasından ziyade "hakikaten haklı olabilirsiniz, bundan sonra dikkat etmeliyim, girimi de siliyorum" olmalıdır, tabi hakikaten haklıysa karşı taraf; bana yapılsa böyle cevap veririm en azından, bana soran olmadı, kimseye de bir uyarıda bulunmadım, bulunamadım, nikaltına yazdığım şahıs da dahil olmak üzere.
geyik yapacak mıyız, yapacağız tabi ki, burası olabildiğince resmi bir sözlük olsun kaygım yok. fakat "forum" ile "sözlük" arasındaki farkı ayırt edememek hakikaten sıkıyor beni sözlükte; bunun statüdür, nesildir, giri sayısıdır, entelijansıdır hedesidir, hödösüdür, zerre kadar alakası yok. kim olursa olsun, bir insanın girisi benim için bir fayda sağlamıyorsa, o girinin gerekliliğinden şüphe etmek kadar doğal bir hakkımın olmadığını düşünüyorum.
peki ya bir insanın neredeyse bütün girileri öyleyse?
her şeyi çok ciddiye alan yazardır. bu yüzden son zamanlarda mutluluktan bihaberdir. tev'dn gelen büyük haber bile geri getirmemektir gözlerindeki ışığı. nereye gitmeli ne yapmalı bilmemektedir.
anladığım kadarıyla kendisini lordlar kamarasının york düşesi sanıyor. bugün diyaloğa girdiğime pişman oldum, o derece süper bir insan. kendisine mesajla ulaşabilirdim bu konuda aslında ama arada bir burayı açar da okursa zaman zaman, dünyanın merkezinde kendisinin olmadığını, diyaloğa girdiği insanlara soru sorup cevap aldığı kadar, sorulan sorulara cevap da vermesi gerektiğini hatırlasın istiyorum ben uçana kadar.
duyuru yazmış, "konyada iş arayan varsa mesaj atsın" diye, konyada arkadaşım var üniversite öğrencisi uzuun zamandır iş arıyor, on parmağında on marifet şeker gibi bi adam. mesajı attım, dedim ki arkadaşım var, ilgilenir, "iş nedir?"
kendisi bikaç soruyla cevap verdi soruma, neyse sorduğu soruları cevapladım yine sordum, "iş nedir?"
verdiğim cevaplara binaen arkadaşımın işi alamayacağını bildirdi, başka arkadaşı falan varsa görüşelim dedi, hala bilmiyoruz oğuzhanın ehliyeti olan arkadaşları nasıl bir işe başvuracak.
kendisi artık her nereye eleman alacaksa allah sabır versin orada çalışanlara.