insanların evlenirken yüzük takmalarının nedeni eski mısırlılar'ın halka şeklindeki cisimlerin sonsuzluğu simgelediğine dâir inançları. evlilik yüzüğü de evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyor.
kadınlar tarafından süs olarak kullanılmasına rağmen taktığınız parmağa göre özel anlamlar taşıyabilen obje.tabi kadınlar tarafından ayrıca erkekleri uzak tutmak için de kullanılabilir.
sol eldeki yüzük parmağına(serçe parmağının yanıdaki *) gelen kan damarı direkt olarak aorttan geldiği için insanlar evlendiklerinde eşlerini kalplerinde hissetmek için sol eldeki 4. parmağa taktıkları simgesel aksesuar.
evli yada nişanlı olmayan hamfendilerin "sahibim var pis abazalar hahaaayt boş degilim" mesajını vermek için kullandıkları, kimi zaman sadakat, kimi zaman kelepçe, kimi zaman sevgi ve kimi zaman ise kendini kandırmaca olarak taktıkları "şu kadarcık" halka takı..
yüzügü herhangi şiddetli tartışma/kavga sonrası muatabınızın eline vermek(oha tabire bak) en büyük ve en tahrik edici triptir.. cinnet sebebidir.. çıkan yüzük takıldıgı zaman hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz..
alyans olabilmesiyle ilgisi olmamakla beraber, sevgiliden geleni çok güzel bir armağan olabilir. zira güzeldir sevgiliyi üzerinizde taşımak. elinizde taşımak, sürekli görmek, elinizi kullandığınızda size eşlik etmesi, parıldaması...
kazıma işi önce ağaçlara sevgilinin ismini kazımakla başlamıştır. sonra sıralara kazımakla devam edersin. gün gelir hem yüzüğe, hem de yüreğe kazırsın.
"gecenin çok geç olmayan ama insanın uykusunu getiren zamanlarda uykuya uğurlamışlardı birbirlerinin gözlerinde kalarak. öyle huzur dolu bir uykuya gidiyorlardı ki düşlerinde onları ne karşılayacağını biliyordu her ikisi de.. asla dünyadaki eşlerini bulamayacaklarını düşünen insanlara nazire yaparmışçasına birbirlerini bulmuşlar ve herkes tarafından imrenilen, gıpta edilen bir birlikteliği doyasıya yaşamaya başlamışlardı. sohbetlerde kendi ilişkilerinden bahsedilince, ikiside hicap rüzgarına savruluyor ayrıca bu duygunun verdiği tatlı bir huzurla da yüzlerine tatlı gülümseler takıyorlardı.
deniz di bu mutluluğun bir suretinin ismi, diğerinin adı ise asya. nefesleri daldıkları huzurlu uykunun kollarında çarpışırken, hayatın güzel de olabileceğini keşfetmiş insanlar olmanın verdiği bir sevinci de tadıyorlardı sanki. deniz, her detayı düşünmüş, yeni günü asyanın yeni dünyasına ilk adımı olması için planlarını çoktan hazırlamıştı. iş sadece uygulamaya kalmıştı. sabahın ilk ışıkları istanbul a neşeli bir günü haber veriyordu. deniz neşeli bir günün doğmasını bekleyemeden hazırlıklarını tamamlamıştı. artık herşey hazırdı."
asya sanki gülümsüyordu uykusunda, sanki herşeyden haberi varmış gibi bir haldeydi ifadesi. ya da rüyasında onu çok mutlu eden birşeyler gördüğünden böylesine mutlu bir tebessüm görülebiliyordu yüzünde. deniz onu uyandırmamak için öylesine özen gösteriyordu ki en ufak bir kıpırtısında nefesini tutuyor, onu uyandırmamak için oldukça hassas ve dikkatli davranıyordu. nihayet elindeki ip yumağının bir ucunu sol elinin yüzük parmağına bağlamayı, asya yı uyandırmadan başarabilmişti. bu işin en zor kısmıydı. geri kalan kısmı çabucak halledebilirdi nasılsa. tertemiz bir kağıda notunu yazdı, pencerenin açılmayan camına yapıştırdı. pencereyi açtı, yumağı dördüncü kattaki evlerinden kaldırıma doğru bıraktı. yumak kaldırımda bir kaç kere ufacık sekti, deniz yüzünde heyecanlı bir ifadeyle odadan çıktı, sessiz olmaya çalışıyordu. tam çıkarken ayak ufak parmağını sehpahaya çarptı. feci bir acı hissetti. bu onun o gün yaşayacağı tek terslik olacaktı. odaya doğru kafasını uzattı, asya uyanmamıştı. kapıyı açtı ve hafif sekerek evden çıktı.
kaldırımdaki ip yumağını aldı, oldukça ip saldı oraya. herhangi bir durumda asya nın rahatsız olmasını istemiyordu. karşılarındaki apartmanın çatısına atacaktı bu yumağı.beş katlı bir binanın çatı katına bir yumağı atmak başta basit gibi gözüktü gözüne ama zorlandı biraz. birkaç deneme sonrasında gayesine ulaşmıştı. sevinçli bir şekilde karşı apartmana girdi, çatıya koşarak çıktı. tüm bu telaşenin içinde pijamalı olduğunu karşı apartmanın çatısında olduğunda farketmesi ise onu bir hayli güldürdü. artık yapacak birşey yoktu, eylemine böyle devam edecekti.
asya, parmağındaki kıpırtıyla uyandı, yavaş yavaş açtı gözlerini. gözleri önce deniz i aradı. yoktu. sonra parmağındaki istikrarlı kıpırtıyı farketti tekrardan. bir ipin bağlı olduğunu görünce şaşırdı, saçlarını karıştırarak ipi takip etti. pencerenin önüne geldi, karşı çatıda mutluluğunun bir sureti duruyordu. gözleri büyüdü ve şaşkın gülümsemeler yolladı deniz e. orada ne yaptığını merak ediyordu. parmağındaki ipe bakıyor bir mana yüklemeye çalışıyordu bu duruma.
deniz, pijamasının cebinden yüzüğü çıkardı. ipten geçirdi ve yavaşça serbest bıraktı yüzüğü. yavaşça akıyordu ipte yüzük, ipin ucundaki parmağa doğru gidiyordu usulca. asya önce farketmedi bunu, parmağına çarpınca farketti bu gelenin bir yüzük olduğunu. ipi çözdü parmağından, yüzüğü parmağına taktı, ne demek olduğunu halen çözümleyememiş olarak. uyku sersemliğinden farketmemiş olduğu camda asılı nota gözü çarptı bu sırada. gözlerini dolduran notta şunlar yazıyordu;
'bu hayali bana lûtfeder misin melek? bu deliye bir ömür katlanmak ister misin?'