murathan munganın şehirli,kendi ayakları üzerinde durabilen,özgür kadının bakış açısını gayet iyi bir şekilde(bence) yansıttığı kitabı.
5-6 yaş civarı çocuklara sinir olanlardansanız hiç okumayın,bu hissiniz tavan yapabilir.
dişiliğin binbir halini kitaba döken bir murathan araştırması. evet araştırma çünkü kadınlığın binbir şeklinin bu kadar derinlemesine ve gündelik hayattaki dişi portrelerin arkada kalan gerçek yüzlerinin bu kadar ayrıntılı incelendiği bir kitaba roman diyip geçilmez.
okunasıdır... tabi tuğde ye tahammül edebilene...
murathan mungan'ın kadın iç dünyasına bu kadar hakim oluşuna şaşırmasamda fazla bulduğum, çok güzel tespitleri olan, 5 yaşındaki kız karakteri sayesinde küçük kızlardan korkar olduğum güzel kitap.
kapağını kimi zamanlar çok beğendim bazende çok basit ve komik bulduğum kitap
küçük kız değil de her biri küçük kadın sanki diyebileceğimiz ama elektrik devreleri dışarda işte....küçükken kıskançlıklarını, planlarını, hesaplarını,kitaplarını saklayamadan yapıyorlar...içleri gibiler küçük bir kız çocuğuyken ama büyüdükçe o elektrik devrelerini saklamayı öle bir başarıyorlar ki..içleri başka yüzleri, görünüşleri başka varlık olup çıkıyor bazıları...bayağı bir tehlike arzedebiliyorlar yani..ve bir erkek yazarın bütün bunları böyle güzel dillendirebilmesi 'hayret bi şey'dedirtiyor insana....
(derya, 28.07.2007 20:31)
bu kitabı okurken bazen bir bayan olarak adını koyamadığım ya da kendime söylemekten çekindiğin şeylerin bir erkek tarafından ustaca dile getirildiğine şahit oldum. yazmak böyle güzel bir şey.
ince iş yürümek, adımlarımızı karıştırıyor. cicili bicili ayakkabı cinsi.
bir çırpıda okunan roman.
verona üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre kadının yüksek topuklu ayakkabı giymesi
pelvik zemin kaslarının gücünü arttırmakta. bu kasların gücünün artması sonucu ise kadın daha yüksek bir cinsel doyum elde edebiliyor. yine araştırmacılara göre ideal ayakkabı topuk boyu 5-10 cm arasında...
http://www.univr.it/...
henüz bitirmeden hiçbir zaman unutamayacağım bir kitap olacağını anladığım kitap.
okumaya başladığında murathan mungan'ın kadınların iç dünyasını nasıl bu kadar iyi yansıttığına şaşırıyorsun bir kere.
mağazalarda kabinlerde yaşanan komik durumları abartmadan deli gibi bir gerçeklikle anlatıyor. tezgahtarların bedenini sorması durumundan söylediğin bedenin uymaması, bir büyüğünü bile getirdiğinde hala dar geliyor olması, sonunda tezgahtarın umudu kesmesi, kabininde kan ter içinde kalmak, mağazadan kaçar gibi uzaklaşmak; hepsi alışveriş sevmeyen bir kadının -ki bu abartılanın aksine gayet doğal bir durumdur- başına gelebilecek olaylar ve bunları yazanın da bir kadın olmaması gerçeği inanılmaz geliyor.
sokaktaki kadından, kendinden, bilindik biryerlerden bir şeyler anımsatan,en azından ilk 200 sayfasında müthiş bir keyfi garanti ettiğim kitaptır bu.
kadın tanımını yapmaya her sayfada devam eden kitap.
karşıdan bir kız geliyordu.... kısa boylu toparlak değirmi suratlı asla hoşlanmadığım ama tanımlama gücü nedeniyle kullanmak zorunda kaldığım bir deyişle: 'götten bacak'. yüzünde 'hayatta hiçbir şey artık benim sırtımı yere getiremez' diyen ödün vermez bir ifade var bu cümledeki o 'artık' hangi zorlu deneyimlerle kazanılmıştır kim bilir? öyledir de, bir çoğu yatılı kız okullarında, ya da erken atıldıkları hayatta verdikleri mücadeleyle edinirler bu ifadeyi. bir daha kimse silemez yüzlerinden.hayatta kalmanın zalim sırrını çözmüş olmanın güveniyle davranırlar, mangal yüreklidirler, kızdılar mı erkek gibi küfrederler....onlar neler görmüş geçirmiştir! (syf49)
okuduktan sonra murmun'u (murathan mungan) face de kanka listeme eklememe neden olmuş bir eser.arasıra ben onlayn olduğumda selam ediyor, konuşmaya çalışıyor iki kelam. benden çok esinlendiğini söylüyor, gerçekten kitapta çok şey buldum kendimden; açıkçası kıramıyorum da haylazı. oturuyoruz saatlerce sohbet ediyoruz. murmun' un bu eseri genel geçer, kaçar göçer, biçer döver yargılardan uzak tam anlamıyla bir kadın profili.
(tatlişkoom özlettin kendini)
bitirene kadar fenalık geçirdiğim ama ısrarla sonuna kadar okuduğum kitaptır.
tamam kadınları çok güzel tanımlamıştır anlamıştır falan ama kitaptaki kurgu çok sıkıcıdır. sayfalarca betimlenmiş, lakaplar takılmış bir yığın kadın karakter ve bunlar arasında zoraki kurulmuş ilişkiler. adı geçen onlarca kadın sadece tanımlanmış romanda başkaca bir görev edinmemiştir.
açıkçası beni boğdu kitap. daha az kadını daha fazla ruh haliyle yazabilirdi ve kendimi buldum o kadınların birinde demek daha inandırıcı olurdu. onun anlattığı yüze yakın kadın tiplemesi varsa biri ben değilim allahtan diyebilirim. hepsinden belki bir parça ben de de var ama hiç biri ben değilim. ne tuğde, ne nermin, ne aysel...
murathan mungan'ın en tanınmış, en piyasa ve en çok okunmuş/sevilmiş eseridir.
türkiye halkının ilginç yapısından ötürü olduğu aşikardır. zira bu eser bence murathan'ın en trişkadan eseridir.
kadınlar arasında gizli savaşı.. ki, "parmak kadar" tuğdenin diğer hatuna yaptığı entrikaları anlatan murathan mungan eseridir. kasar insanı, tuğde gibi çocuklar olması da ayrıca sinir eder insanı.
üzerinde durması ve de yürümesi bi hayli zor olan ayakkabı çeşidi. bunun bir de sivri burun diye bir çeşidi vardır ki akıllara zarar.
aslında murathan mungan değilde adı sanı duyulmamış bir kadın yazar tarafından yazılıp, piyasa yapsın diye murathan mungan imzasıyla basıldığını düşündüğüm kitaptır. bir kadının aklından geçebilecek binbir türlü düşünceyi en çarpıcı haliyle yakalayıp, en yalın haliyle yazıya dökmek bir erkek için pek mümkün görünmüyor çünkü. murathan mungan "kadınlığın kitabını" yazmış.
(oceanx, 15.09.2009 12:21 ~ 16.09.2009 14:15)
5-6 yaşaındaki bir kız çocuğunun duruşu bakışı ve davranışlarından yola çıkarak dünya üzerindeki tüm kadınları betimleyen,aslında evet tam da o kadar küçükken kirlenmeye başlamış kurnazlık hinlik belki kötülük ve kıskançlık belirtilerini bir bakışa sığdırabilen ve bunu yansıtabilen bir kadından daha çok kadınları ve ne kadar tehlikeli yaratıklar olduklarının analizini yapabilen olağanüstü betimlemelere sahip bir murathan mungan gözlüğü...
kadınlığın değil, 'nasıl best seller kitap yazılır'ın başucu eserlerinden biridir.
nermin gibi sıkıcı, basmakalıp bir karakter yerine sex and the city'nin gösterişli ve renkli karakterleri tercih edilir çünkü benzer sorunlar işlenirken nermin'in edebi görünme kaygısı vardır, sex and the city kadınlarının yoktur.