1. insanın içindeki enerjiyi,isyanı,hüznü dinlediği müzik aracılığıyla daha üçlü şekilde hissetmek istemek.
  2. 1)küçük ayrıntıları kaçırmamak isteyen dinleyici davranışı. kötü niyetten uzak da olsa şehir ortamında aşırısı tavsiye edilmez.
    2)çıtır ayrıntıları kaçırmamak isteyen artiz davranışı. bu müziği dinliyorum kuulum havasındadır. şehir ortamında tavsiye edilmemekle beraber yakalandığında beline odunla vurulu vuruluverilir. kesmezse hanımın bir koşu kaptığı tüfek kullanılabilir*
  3. müziği tamamen hissetmektir, bir süre sonra da farkında olmaksızın kendini müziğin ritmine kaptırmaktır. aynı zamanda da bizi bizden çok düşünen insanların "kulaklarına ne kadar zarar veriyor farkında mısın?" uyarılarına sık sık maruz kalmaktır. kendimi bildim bileli müziği yüksek sesle dinlerim ve bunu yaparken de acaip bir zevk duyarım, açıkçası işime karışılmasından da pek hoşlanmam. ama düşünülmek de hoşuma gider doğrusu*.

    şöyle ki; biz de birşeyler yaparken kendimize nasıl bir zarar veriyor olabileceğimizi az çok tahmin ederek, en azından ufak bir değerlendirme ile hareket ediyoruz. daha başka örneklere bakacak olursak sigara içmek, alkol almak ilk akla gelenlerden oluyor. insan her daim kendine zarar verir, ancak burada önemli olan dozunu bilmektir.

    yüksek sesle müzik dinlemek ile ilgili düşünecek olursak; bunun dozu nedir sorusuna verilecek cevaplar için değişik ses kaynaklarının çıkarttığı seslerin şiddetlerine bir göz atalım:

    yaprak hışırtısı: 10 desibel
    fısıltı: 20 desibel
    normal konuşma: 60 desibel
    caddedeki yoğun trafik: 70 desibel
    elektrik süpürgesi: 80 desibel
    büyük orkestra: 98 desibel
    bir müzik çaların en yüksek sesi: 100 desibel
    rock konserinin ön sırası: 110 desibel
    jet uçağının kalkışı: 140 desibel

    bu ses kaynaklarının çıkardığı sesler yanında kulak zarı hasarına yol açan ses şiddeti 160 desibeldir. ayrıca kulağa uygulanan sesin süresi de önemlidir. ki burada insanın fizyolojik yapısı devreye giriyor, aslında etki tepki ile alakalı. beyniniz artık gelen sesin fazla olduğunu başınızı ağrıtarak belirtiyor.

    kulaklıkların çıkarabildiği ses şiddetleri de özelliklerine bakıldığında görülebilir, örneğin kullanmakta olduğum kulaklığın 106 desibel şiddetinde ses çıkarabildiğini biliyorum.

    televizyonlarda o kadar çok şey söyleniyor ki insan neye inanacağına karar veremiyor doğrusu. babannemin bütün gün evde televizyon izleyip "bak oğlum bi profösör söyledi saçları uzatınca beyne giden kan miktarı azalıyormuş, o yüzden kestir şu saçları." dediğini duyar gibiyim. konudan çok fazla uzaklaşmadan; kısacası şurdan duydum şöyleymiş zihniyetinin bir an önce değişmesi gerekiyor.

    not: desibel değerleri uydurma değerler olmayıp fizyoloji slaytlarını biraz kurcalayıp ulaştığım sonuçlardır. müziğin tadını çıkarın efenim*
  4. gittikçe tatmin duygumu azaltan olay.
    sesi açtıkça daha da açasım geliyor. belli bir süreden sonra ise binlerce lira verip yaptırılan tesisatın bile yetmediğinin farkına varıyorum. bir şarkıya olanca gücümle bağırarak eşlik ettiğimde bile kendi sesimi duyamayacak seviye benim için minimum ses oldu artık.
  5. efendim kulaklıkla veya ses sistemiyle evde yüksek sesle müzik dinlemek hoştur. fakat yüksek sesin en güzel olduğu ortam akustiği düzgün bir konser salonu veya açık havadır. yani konserde müzik dinlemenin üstüne yoktur bence.
  6. dinlediğiniz tür metalin herhangi bir türü ise kendinizi konserde hissetmenizi sağlayabilen cici bir müzik dinleme yoludur.. kendinizi kaptırırsınız.. bir bakarsınız ki headbang yapmaktan boynunuz kopmak üzere.. hemen mutfağa gidip buz alır koyarsınız boynunuza.. ne olduğunu soran anne babanıza halden anlamayacaklarını bildiğiniz için yalan soylersiniz.. ancak herşeye rağmen mutlusunuzdur..
    bir diğer deyişle:
    yuksek ses yuzunden komsudan yediğiniz küfür-onlarca
    boynunuzun ağrısını çekiceğiniz sure-3gun
    'cam açık uyuma demedikmi?' diyen aileden yenecek azar-can sıkıcı boyutta
    evinizde konser keyfi yaşamak-paha biçilemez