|
|
- sözlüğün kendi ifadeleriyle moderasyon ekibi.
- sözlüğü adam etmeye çalışan grup
- (bkz: emir kusturica and the no smoking orchestra)*
- wondrous ve saz arkadaşları, sözlüğün açıldığı zamandan bu yana birçok kişi tarafından vurgulanan, birçok başlıkta boş bakınız olarak yer edinen, gene birçok kitle tarafından adeta terörist bir örgüt muamelesi gören bir kesimdir.
kişi: wondrous (sözlük sahibi)
saz arkadaşları: wondrous kişisiyle kanka ayağı göt ayağı olan insanlar
vizyonları: yurta sulh, cihanda sulh
misyonları: wondrous'un yap dediğini yap, yapma dediğini yapma.
bu grubun içinde olan biri olarak şunu söylemeliyim ki enstrüman çalmak göründüğü kadar kolay bir uğraş değil. nota bilginiz dahi olsa yer yer teknik becerinizi de konuşturmalı, yer yer artistik çalım hareketleri de yapmanız icap edebiliyor.
sözlüğün ilk zamanlarında adını daha doğrusu nickini hatırlamadığım bir kullanıcı tarafından ortaya atılan bu isim henüz daha kurulum aşamasında olan ekibin dikkatini çekmişti. her defasında doğru yolda ilerlememize rağmen, kuralları koyup bunu tüm kullanıcılara duyurmamıza rağmen anlamadığımız sebeplerden ötürü "götü kalkık" ,"ukala" gibi tavırlarla karşılaşmıştık. ayrımcı, ırkçı olmuştuk. "evangelist", "mason" gibi uzaktan yakından bizle ilgisi olmayan kavramlarla özdeşleştirilmiştik. tek suçumuz wondrous'un bize verdiği görev ve yetkileri kullanmamızdı. hal birden biz "padişah", tepkili kesim ise "yeniçeri ocağı" durumunu almıştı. yaptığımız en ufak harekette tepemize biniliyordu.
"wondrous yanlış yolda, saz arkadaşları da onun arkasında"
"wondrous ırkçı propagandası yapıyor, saz arkadaşları da onun arkasında"
"wondrous sex gurusu, saz arkadaşları da tokmakçısı"
gibi çirkin laflara gebe kalıyorduk. tabi bunları aldırış etmemeye çalışsak da, ipimle kuşağım tavrı takınsak da insanın ne kadar tuhaf bir canlı olduğu kanısında absürt muhabbetler ediyor, kendimizi felsefe ve psikolojinin içine gömüyorduk. demokrasinin aslında mimkin olamayacağı konusuna varmamız da gene bu muhabbetlerin bir sonucunda filizlendi -ki sözlükte kimseye bir şey dediğimiz, ettiğimiz yoktu- . zaman zaman mutlak monarşinin de kendisini göstermesi gerektiği konusunda birleştik. düzenin aslında belli kurallar çerçevesinde gerçekleşebileceğini ve demokrasinin de bu sınırlar içinde fink atması gerektiğini savunduk. sonuç itibariyle wondrous'un gittiği yoldan gitmemiz sayesinde bize de kulp takıldı, paparayı biz de yedik arada.
şunu öğrendik yani: sazı ne kadar güzel çalsak dahi farklı insanlarda faklı melodiler çağrıştırabiliyor. o halde orta yolda kendimize göre bir ritm tutturalım, o ritm eşliğinde oynayalım.
haydi halaya, tey tey
- (bkz: laço tayfa)
|