gavur amı sıcaklarının da etkisiyle evde pineklemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı. aptal kadın programlarına takıldı gözüm, şaşırdım. cidden garip sayılabilecek bir kendini izletme olgusu var bunlarda.. yarım saat geçmiş tv başında, fark etmedim hiç..
kadının biri eniştesinin kendisine sürttürdüğünden bahsediyordu, bir diğeri ise oğlunun uyurgezer ve pırasa fetişisti olduğunu anlatıyordu. dikkatimi o derece vermişim ki konuşulanlara, annemin eve geldiğini bile duymamışım. garip bir yüz ifadesiyle beni izlerken fark ettim varlığını. o "cıks cıks cıks!" diterekten mutfağa doğru yol alınca, kapattım televizyonu. gidip yatağıma uzanmanın daha mantıklı olacağını düşündüm o an..
odaya girmek üzereyken telefonum çaldı, arayan sözlük zirvesinden tanıştığım arifti. "abi wondrous evleniyormuş duydun mu?" dedi.. "yoo!" dedim hiç sklemez bi tavırla.. "bugünmüş lan nikah, gel gidelim birlikte. eğlence olur hem" diyerek bu konuda ısrarcı olacağının sinyallerini verdi. zaten yapışık bi tip. daha fazla uğraştırmamak için tamam dedim.. ortak bir saat ve yer ayarladık buluşmak için, kapattık telefonu..
aklını sktiimin arif'i nikah saatini yanlış biliyormuş maarim. konvoyun en önündeki arabada
prezerlatif,
cengizkurtoğlu ve
alkolik2000'i ellerinde bira şişesiyle görünce çakozladık durumu.. "lan beynine kodumun manyağı, nikah bitmiş adamlar gidiyor! saat kaçtaydı bu?" diye höykürdüm arif'e dönüp.. tırstı, gözlerini kaçırıyordu.. cümleleri tekrarlayınca gücünü topladı ve "abi galiba yanlış almışım ben saati ama telafi edicem bak şimdi!" dedi.. yeni bir cümle kurmama fırsat vermeden de attı kendini gelin arabsının önüne..
lan düşün, eşşek kadar olmuş 2 adam düğün arabasının önünü kesiyor. tinerci sandı bizi düğün ahalisi amına koyyim.. zirvelere pek gitmediğimiz için kimseyi tanımıyoruz zaten doğru düzgün. bizim neye benzediğimizi bilenler en öndeki arabada, ellerinde bira şişesi olanlar sadece.. onlar da uçmuş çoktan.
her şeye rağmen, arabadan elinde levyeyle inen
azureel'e "abi bak biz de sözlükteniz, tebrik etmeye geldik aha bunlar biliyor bizi!" diyerekten o sarhoşları işaret ettim.. gittik yanlarına ve;
+ alkolik tanıyo musun abi sen bunları? bak polise vercem tanımıyosan!
- eheh.. ne.. kimi? ha?.. tanımıyorum abi.. kimsiniz lan siz?
+ latif sen tanıyo musun?
* çıkar şu üstündekileri de öyle konuş, ne dediğin anlaşılmıyor.. ahaha nas.. nas.. nassıl espriydi lan?
- puhahaha hacıı kopardın bizi yine hee..
+ ya bi durun 2 dakika! tanıyo musun tanımıyo musun abi?
* tanımıyorum ben de.. kimsiniz olm siz? rahatsız mı ettiler he? balici misiniz lan?
+ cengiz ya sen tanıyo musun?
/ sevişelim mi?
- o koptu ya kusura bakmayın.. kendinde değil!
...
tarzında bi diyalog yaşadık. 2 kelam etmeye fırsat vermediler amına koyyim. "lan adamlar sarhoş, uçmuş hepsi de nasıl tanısınlar bizi!" demeye çalıştım, yarım kaldı. zira yandan yemiş bruce lee'nin biri mımçıkayla çeneme girişti.. bir diğeri ise dövüşecek materyal olarak ayakkabısını seçmişti, kafama vuruyordu arkadan.. arif'e baktım çoktan ski tutmuş. medyum keto gibi bir şeyler anlatmaya çalışıyordu tokatlanırken..
rezil rüsva olduk velhasıl.. tebrik etmeye gittiğimiz adamın akrabaları ve dahi arkadaşları tarafından perte çıkarıldık.. diyeceğim o ki; belalı olaydı
wondrous'un evlenmesi.
o değil, dayak yedikten sonra, gelin arabasının şoför koltuğunda oturan abinin yolda önlerini kesen çocuklara atmak için ayarladığı zarfları düşürdüğünü fark ettik.. bi umut onlara sarıldık, hepsi boş çıktı amına koyyim. 1 tanesine de mi para koymadınız lan allahsızlar?