1756'da avusturya'da salzburg şehrinde doğdu. wolfgang'ın iyi bir müzikçi olmak için doğuştan olağanüstü özellikleri vardı; kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek derecede hassastı ve çirkin seslere, gürültülere karşı tepkisi ise baygınlık geçirecek ölçüde şiddetlenebiliyordu. yaşamının ilk oniki yılında babası ve kızkardeşi ile birlikte konserler vererek boydan boya dolaştığı avrupa'da geçtikleri her kentte hayranlık ve ilgi topladı, saraylarda krallar ve kraliçeler önünde çaldı. soylular, her defasında yeni bir eserle ortaya çıkan harika çocuk wolfgang'ı dinlemek için yarıştılar, çağın ünlü ressamları mozart'ların portre ve resimlerini yaptılar. kariyeri, onur ve şan yönünden parlak biçimde sürmesine rağmen maddi durumunu düzeltmedi. yaşamı boyunca sonu gelmeyen para sıkıntısı çekti. ona övgüler yağdıran krallar bile hasis davrandılar. sadece dersler vererek ve halk konserleriyle yetinerek hayatını kazanmaya çalıştı.
mozart'ın otuzaltı yaşını doldurmadan 5 aralık 1791'de viyana'da öldü. cenazesi fakir cenazeler için uygulanan biçimde kaldırıldı. mezarının nerede olduğu ise bilinmemektedir. söylenenlere göre, mozart'ın tanıdığı insanlar arasından sadece altı kişinin katıldığı katedraldeki cenaze duasından sonra bu küçük kafile şiddetli yağmur nedeniyle mezarlığa kadar tabuta eşlik edemeyince cenaze aceleye getirilerek dilenciler için ayrılan bir mezara gömüldü. en fenası, bütün araştırmalara rağmen bu mezarın yeri öğrenilemedi, tabutun nasıl olup ta sahipsiz kaldığı ise ölüm sebebi gibi hiç bir zaman anlaşılamadı.
klasik müziği sevme ve piyano çalmaya başlama nedenimdir. harika mükemmel muhteşem gibi sıfatlara en uygun isim. yetenek abidesi. söylenilenlere göre yazdıkları üzerinde tek bir düzeltme yapmadan yazıyorumuş yani tüm yazdıklarını bir kerede yazıyorumuş. bu olağanüstü yetenek sadece onda vardır. "amadeus" adında bir de filmi yapılmıştır. gerçekleri çok fazla yansıtmasa da genel hatlarıyla süper bir filmdir. tavsiye edilir.
"mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. şiirde shakespear'in olduğu gibi. onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir."
(bkz: wunderkind).
ayrıca mozart dinlemenin bebeklerin beyin gelişiminde olumlu katkıları olduğunu gösteren çeşitli çalışmalar var. özellikle hiperaktivite gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıklarda tedavi olarak mozart dinletisi seansları düzenlenmektedir.
adına avustrya özellikle viyanada festivaller düzenlenen 250. yaş dönümü ile avrupanın birçok yerinde parçalarının çalındığı,adına film yapılmış yine de insanların mezarını bile bilmediği inanılmaz aşık, çapkın besteci.
idomeneo, die entführung aus dem serail (saraydan kız kaçırma), le nozze di figaro (figaro'nun düğünü), don giovanni, cosi fan tutte, die zauberflöte (sihirli flüt) operalarının bestecisi. ilk operası olan la finta semplice'yi 12 yaşında bestelemiştir, ancak diğer operaları kadar sahnelenmeye değer görülmemiştir. diğerlerinin olgunluk dönemi operaları olduğundan olsa gerek...
salzburg dogumlu olan büyük üstadin ayni kentte benimde zamaninda gezme firsati buldugum bir müzesi vardir. adi mozarts geburthaus'dur. yani kendisinin dogdugu ve yassadigi yer. orda özellikle kendi kemanida sergilenmektedir. yine ayni kentte kendisi adina birde müzik okulu mevcut olmakla birlikte salzburg, avrupada görülmesi, gezilmesi gereken supper dupper bir mimariye sahip şehirdir.
bu arada deyinmeden edemicem; bu sehirde üretilen ve dunyanin bi cok yerinde de bulabileceginiz bir çikulata markasi vardir :
''echt salzburger mozartkugel''
müziği zamanda akan sesler olarak değil, zamandan bağımsız bir görüntü (daha doğrusu görüngü) olarak hayal ettiği söylenen müzisyen. kendisiyle ilgili aşağıdaki hikâyeyi okuduğumu da hatırlarım:
mozart, henüz çocukluğunda baba mozart ile birlikte konserlere gidermiş. bir keresinde konserin daha başında babasına dönüp "bu sesler garip, çeyrek ses pes geliyor" demiş. babası da "sus bak evde pataklarım" diye cevap vermiş*. lâkin çocuk mozart'ın ısrarlarına dayanamayan baba, çıkışta orkestra şefini yakalayıp sormuş. şefin cevabı ise şöyle: "evet, havalar sıcak olduğu için üflemelilere uysunlar diye diğer enstrümanları çeyrek ses pesleştirmek zorunda kaldık."
bestelemiş olduğu türk marşıyla da bilinen ünlü avusturyalı besteci. aynı zamanda charles bukowski'de mozart severdi diye biliyorum. 50den fazla senfoni bestelemiş olduğunu da ekleyeyim.
(1756 - 1791) taşaklı dehadır. 5 yaşında ilk bestesini (bir menuet) bestelemiştir. 7 yaşında gelene kadar birçok enstrümanda virtüözlüğe ulaşmıştır. harika çocuk olarak bütün avrupa yı dolaşmıştır. hep gülermiş ve seksi çok severmiş. 35 yıllık ömründe 600 den fazla eser yazmıştır. son eseri requiem(ağıt) dir. bu eserin hikayesi ilginçtir:parasal sıkıntı çektiği dönemde kara pardösülü ve maskeli bir adam mozart tan bir ölüye ağıt yazmasını ister. bu iş gizli tutulacaktır. gerçekte eseri isteyen;amatör olarak flüt ve çello çalan ve besteciliğe heveslenen bir viyana soylusudur. yüksek ücretlerle bestecilere eser sipariş edip bak kendim yaptım diyen bir tipmiş (bkz: ibne). karısı öldüğü zaman mozart a bir requiem sipariş eder. mozart bu adamın kendi ölümünü bildiğini kendisini zehirlediğini ve bu eseri aslında kendisi için yazdırdığına inanmaktadır. bu yüzden eseri kendi için yazar. öldüğünde eseri ancak lacrimosa bölümüne kadar bitirebilmiştir. para derdine düşen karısı eseri en iyi öğrencisi olan süssmayr a bitirtir. bugün uzmanlar halen eserin hangi kısmının mozart a hangi kısmının öğrencisine ait olduğunu anlayamamıştır. psikopat derecede iyimserdir. bir eserinin temsilinden sonra karısına çektiği mektupta,eserin çok beğenildiğini,müzisyenlerin çok iyi çaldığını ve herşeyin çok iyi gittiğini yazmıştır. temsile sadece 10 kişinin katıldığından ve eleştirmenlerin beğenmediğinden ise mektubun sonunda kısaca bahsetmiştir. başka ilginç bir olayı,çok uzun ve çok zor olan,sadece bir kiliseye özel yazılan ve kopya etmenin cezası aforoz olan bir eseri bir kez dinledikten sonra kağıda geçirmesidir. papa bu olay karşısında çok etkilenmiş ve aforoz etmek yerine mozart ı sayılı kişilere verilen altın boynuz nişanıyla ödüllendirmiştir. mozart ın tarzı konusunda fikir sahibi olmak için piyano konçertolarını dinlemeniz yeterlidir. karamsar eseri yok gibidir. sihirli flüt,figaronun düğünü,cosi fan tutte operaları,25.40.41. senfoniler,keman konçertoları,16.21.25. nolu piyano konçertoları,8.15.16.18.nolu piyano sonatları en iyi bestelerindendir. aslında,media player ımdaki 300 den fazla eserinde 5 yıldızdan az verebildiğim bir parçası yok. kimsesizler mezarlığına gömülmüştür.
wolfgang amadeus mozart, mehter müziğinden en çok etkilenen besteciydir.
ayrıca ludwig van beethoven da mehterden etkilenen başka bi ustadır. "derviş korosu","atina haberleri" ve "vittoria savaşı" adlı eserlerinde mehteri geniş ölçüde kullandı.
ama mozart’ı, beethoven ve diğer bestecilerden ayıran bir fark vardı; o sadece mehter müziğinden etkilenmemiş, doğrudan doğruya türkleri konu alan, "sihirli flüt" ve "saraydan kız kaçırma" gibi eserler yazmıştır.
mozart hep türk dostu olarak bilinmiştir.
öyle ki, ıı. abdülhamid, salzburg’daki mozart dostları derneği’ne bağışta bulunmuştur!