witch hunter robin 

adana çık aradan

  1. japon animelerinden bir tanesi. başroldeki robin adlı kadın karakter de bir cadı avcısı. hem de en yeteneklisinden. dünyada birçok yerde çeşitli özel ve de tehlikeli güçlere sahip insanları ya da kısaca cadıları etkisiz hale getirmek için çeşitli organizasyonlar kurulmuş. animenin yaklaşık ilk 10 bölümünde cadıların etkisiz hale getirilmesinin ardından olaylar karışık bir hal alıyor. dolayısıyla geriye kalan 16 bölüm çok daha keyifle ve heyecanla izleniyor. çizimler ve müzikler de oldukça kaliteli.tavsiye ederim.
    (amorph, 10.06.2004 20:31 ~ 12.07.2006 00:06)


  2. çok kaliteli bir çizime ve ilk on - on bir bölümden sonra harika bir hikayeye sahip, müzik namına pek bir şey vermeyen ancak meraktan göte çeviren anime. ana karakter robin i ve yediği bokları anlatır. ayrıca cadiların güçlerinin animasyonu ziyadesiyle güzel ve gaza getiricidir. yapılacak bir iş yoksa izlenmesi farzdır.
    (mihman, 29.06.2007 16:03)
  3. robin isimli ana karakterin bir “witch hunter” birliğine katılması ile başından geçenler anlatılıyor, witch hunter robin de. hikaye ilk on iki on üç bölümde sadece bir “witch” kovalamaca sı olarak devam ediyor. ilk başlarda yapımcılar sinirlerinizi sınıyor sanırsınız. ancak on ikinci bölümden sonra hikaye rayına giriyor. aşk, ihtiras, savaş, seviş ne isterseniz var. fakat bu kadar çok öğrenin varlığı animenin brezilya dizisi gibi olmasına sebep olmuyor. tersine, caponlar her zamanki yaratıcılıklarını kullanarak witch hunter robin’i daha da izlenesi kılıyorlar.

    animenin çizimleri ciddi anlamda güzel. özellikle robin şahane çizilmiş. çok fazla izlememenizi tavsiye ederim bu yönden, robin’e aşık filan olabilirsiniz. witch’lerin yeteneklerinin animasyonundan bahsetmem gerek, size anime hakkında iyi bir fikir verebilmem için. witchler genelde bir yeri bir yerden alıp diğerine beyin gücüyle hareket ettirebildiklerinden olsa gerek, bu yetenek özellikle güzel yapılmış, hele profesörün yöntemini görünce, “vay anuna demek böyle de olabiliyormuş” demiştim.

    müzik namına pek bir şey yok animede, diyaloglar oldukça sessiz bir ortamda geçiyor, animenin iki ana kahramanı, amon ve robin de öyle pek yüksek sesle konuşmadığından olsa gerek, konuşmalarla hiç gaza gelemiyorsunuz. oysa naruto da örneğin; her, “nande, nande dattebayoo” deyişinde ben de gaza gelir “niye ulan? hayat bu mu lan götler!” derdim. yahut ken ichi de apachai in “apachai chuppi battaioo” yu her deyişinde daha bir gaza gelir, hadi kenichi yi onları diye tempo tutardım. ama whr de öyle bir olanağınız yok. kös kös oturup izlemek zorundasınız. halbüse, şöyle çok bağıran bir tip olsaydı amonun yerine ne gaza gelirdik yav!

    karakterler, böyle bir animeye en uygun düşecek türden. ne eksik ne fazla. ne gereksiz adamlar koyup bizi fazladan isim ezberlemek zorunda bırakmışlar, ne de pek az karakter koyup bizi “lan şimdi şurada şöyle biri olsaydı ne karizma olurdu beah” demek zorunda bırakmışlar. iki ucunda da bok bulunan bir değneğin ortasını tutuyoruz nitekim. animelerin olmazsa olmazı olan “karizma karakter” de var elbet bu anime de. robin ve takım arkadaşı amon. iki ana ve karizma karakter var ise, bunlardan biri kız biri erkek ise ne olacağını siz önceden tahmin edebilirsiniz sanırım.

    robinin, hayatını sorgulaması, “neydim ne oldum”u, aslında hepimizin içinde kötülük vardır, kiminde simsiyah kiminde gridir bıdı bıdı sı, animeye bağlamaya pek yaramasa da, en azından animenin hödömun kişilikler için çizilmediğinin bir göstergesi. ha tabi robinin hayatı, onu bunu sorguladıktan sonra hayatına hiçbir şey yokmuş gibi devam etmesi ayrı bir talihsizlik. ancak bu talihsizlik animenin izlenebilirliğini pek de etkiliyor denemez.

    yani efendim, kanımca robin kesinlikle izlenmesi gereken bir animasyon harikasıdır. başköşe animesi olmaya aday, şahane bir animedir. izlenmesi, izlettirilmesi, böylelikle cümle alemin animeye bakış açısı değiştirilmelidir. değil mi efenim, anlayana davul zurna, saz, anlamayana saz…. ee evet.
    (mihman, 13.10.2007 18:07)