merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

wilfred

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. oldukça eğlenceli bence. gerçi elijah wood'a her baktığımda gözleri korkuyla pörtlemiş bir hobbit görüyorum ama o benim kişisel sorunum sanırım.
  2. şu ana kadar çok keyifli giden; elijah wood, jason gann ikilisinin ve canlandırdığı karakterlerin uyumunun şahane olduğu absürd bir dizi. orijinalini izlemedim ama amerika uyarlaması çok güzel olmuş. özellikle wilfred isimli insan görünümlü bir köpeği canlandıran jason gann çok iyi. wilfred karakteri zaten başlı başına bir mesele, çok sempatik bir ruh hastası. kötülükleri bile keyifli, o derece.

    demem o ki; şu an yayında olan diziler içinde en enteresan, en nevi şahsına münhasır, en yalanası dizi. dikkat ettiyseniz her kitleye, yediden yetmişe hitap eden geniş bir sıfat skalası kullandım. isterim ki herkes izlesin, herkes bu manyaklığa ortak olsun. sonuçta together we stand divided we fall yani.
  3. sezonu öyle güzel bitirdi ki senaristine battal boy oyuncak ayı armağan etmek istedim (wilfred göndermesi).

    enfes lost geyiği wilfred itinin sadece matt damon filmlerine hakim olmadığını da gösterdi!

    bayılarak izlediğimiz bir komedi dizisinin senaryo takibi gibi işten gelen adam kafasına ters, çetrefilli yollara girmesi kimileri için can sıkıcı olsa da beni mest etti zira ben işten hiç gelmiyorum. gitmiyorum da zaten. yani demem o ki bayılarak izliyoruz, evden, ailecek.

    çok güzel lan!
  4. bugüne dek beğendiğim tek modern indie dizi oldu bu. köpeği insan şeklinde düşünmek çok brainiac bir durum olmuş, aynısını kedide felan düşünüyorum şimdi, epey bi zevkli olmaya başladı, hatta kahve için felan, aklıma gelenler epey güldürüyor.

    elijah wood bence güzel bir oyuncu. neden yıllardan beri itin götüne sokarlar pek anlayamıyorum hatta hiç anlamıyorum.
  5. -çok ağır final spoilerlı giri-

    12. bölümde miydi ne, ryan ablası ile telefonda konuşurken, "bodrum katında sadece bu vardı" gibisinden bir şey söylüyor, ablası ise "senin bodrum katın mı var ki?" şeklinde laf çatıyordu.. o sahneyi izlerken ciddi ciddi bodrum katının aslında olmadığını düşünmüştüm ama kurgu içinde çok güzel o sahneyi geçiştirdiklerinden 13. bölüm finaline dek düşündüğümü de unutmuşum..

    neyse, 13. bölüm finalinde stairways to heaven yerine küçük bir gömme dolabın ryan'ın karşısına çıkması hayalperestler için dayak yemişten beter oldu, peri tozlarını kaybettiği için evine dönemeyen peter pan gibim oldu.

    diziyi bu kadar erken keşfettiğim için sinirliyim de.. şöyle 6. 7. sezondayken keşfedip günlerce wilfred izlemek muhteşem olurdu.
  6. "but this is an existential question... asked by boring russian novelists and teenagers on drugs. real people dont ask this stuff."

    özellikle wilfred'in ayı ve zürafayla olan diyalogları ve zürafaya dair "evrenin en büyük gırtlağı" yorumu yardırmıştı.
  1. 1