itü sözlük chatte sık sık karşılaşılabilen,awayken birden muhabbetin orta yerinde girip konuya adapte olabilen sıcak dördüncü nesil yazarımız. nick altında hoşgelmiş denmemiş,ayıp edilmiştir. hoşgeldin.. *
edit zamanıdır: kendisi, kordon da dolaşırken bana çarpıp elimdeki -yeni aldığım- sosisli sandviçi düşürmeme neden olan küçük çocuk değilse bile muhtemelen şeklen biraz kastıktan sonra dublörüm olarak arkadaşlarım arasında kaldığında durumu çaktırmayacak kişiliktir. o derece.
her şey, daha “yarış atı” teriminin bile şimdiki kadar anlamlı olmadığı o sabah başlamıştı. ben ve benim gibi birkaç dostumla sınava gitmek üzere atladık uzaktan kumandalı arabalarımıza, salonun yolunu tuttuk. “olacak çocuk bokundan belli olur” derler ya, en arka sırada girdim sınava. e, o kadar kasıyordu ki “öğretmen”ler falan, meraktan sınavı bırakıp araştırmacı kişiliğimle haldır huldur sorulara gömülmüş küçük popoları izlemeye başladım en arkadan. şimdi bir tekini bile hatırlamıyorum.
bizimkiler tercih falan yaptılar sonra, izmir il sınırlarında birkaç yerden teklif geldi ama benim daha iyi fikirlerim vardı. yapamazdım orada gördüğüm sınav kâğıdına gömülmüş ineklerle.
neyse, ben, deniz, kum, güneş takılırken bizimkiler araştırmışlar etmişler* en güzelinden bir yerler ayarlamışlar. işte, sahne hayatım ve why georgia’yla tanışmam bu vesileyle olmuştur.
yıllarca yazdıklarını ilk okuyanlardan olma şerefine nail olan ben, uzunca bir zamandır sözlük ahalisiyle aynı anda okumanın verdiği kıskançlıkla birlikte çocuğu bir boklar yemiş analar gibi garip hissiyatlar içerisindeyim. hayırlısı olsun… reveransına gayet sırıtık bir ifadeyle karşılık verir, saygılar sunarım.
edit: hatırladın mı len ilk görüşümüzü dünyayı, bir midye kabuğunun aralığından. benim kanım hala tuzlu akar o istiridyelerin kestiği yerden.
alkolün etkisinden olsa gerek zirve boyunca 2 kere ismini sorduğum, sonra yine unutup "ulan şimdi 3.'ye sorarsam ayıp ederiz be" diye düşündüğüm allahtan tekrar hatırladığım, muhabbeti hoş tipik bir izmir insanı.
zirve boyunca kendisiyle iki kez tanıştığımı hatırlayıp adını da yüzünü de unuttuğum, ama "bu nick unutulmaz abi" diyerek göğsünde yazılı why georgiayı bana gösterdiğini net hatırladığım, "ah keşke bir resmi olsa da hatırlasam o sıkı muhabbetli insanı" dediğim kişidir.
güler yüzlü olduğunu, enteresan biri olup ilgimi çektiğini (kayser duymasın bi gizli eşcinsellik çıkarır) hatırlıyorum sadece.
jennifer aniston'la john mayerbirliktelermiş. jennifer sevgilisinin en çok why georgia şarkısını seviyormuş. çarşıda, pazarda döndüre döndüre dinliyormuş. jennifer google'da aratmış şarkıyı, sözlerini ezberlemek için, bizim sözlük çıkmış en başta. hemen yazarımızı farketmiş, okumuş etmiş, çok beğenmiş. e tabii romantik çocuk bizimki. jennifer, john'u bırakıp aşık olasıymış bizimkine. her yerde harıl harıl arayasıymış.
eskiden beni çok severdi. arar sorardı, merak ederdi. şimdilerde arıyorum açmıyor, kırk yılda bir açınca da sonra ararım işim var diyor. ne aradığı var, ne sorduğu. geçen gece msn’de rastlaştık, nasılsın bile demeden mangonun yeni reklam müziğini duyup duymadığımı sordu. televizyonumu apartmanı yıkayan kadına verdiğimi unutmuş bile. biraz ilgilendim, aradım ettim, benimle dalga geçti, sen hala tünellerle mi giriyorsun youtube’e diye. bu kadar. belki farkında değil ama, onunla konuşabildiklerimi konuşacak başka kimsem yok. içime atıyorum sürekli. patlarsam görür gününü.
beni de how i met your mother'la tanıştırmış, zevkine hayran olduğum ama bazen rengini** beğenmediğim insan. benim de kardeşim. hee ayrıca önemli bir bilgi olarak;
asla yüksek sesle, kavgaya meyilli bir biçimde tartışamazsınız. kibarlığı ve efendiliğiyle döver adamı.
küfürlü konuşurum, kabayımdır da ama why georgia ile konuşurken resmen utanıyorum kendimden. mükemmel türkçesi, kibar konuşması resmen kendimden iğreti duymama sebep oluyor. ayrıca aşırı sakinliği mevcut bu sakinliği ile her takımın en zor anlarında ki penaltıcılarından olabilir.
otomatiğe bağlamış bir şekilde güzelinden getir'i tepelediğim şu vakitlerde "merhaba!" dediğinden, o tuşun yeni bir işlevi olduğuna inandırdı beni kendisi, o derece güzel bir insan. "olay"lara karışmamızın üstünden bayağı bir zaman geçmiş, durulmuşuz falan ama öz değişmemiş tabii, hala bir dost var karşımda; bu yüzden kendisini yeniden bulduğuma ne kadar sevinsem azdır.