amerikalı
thrash metal topluluğu.
new jersey’li “üç tony’ler”,
tony portaro (gitar-vokal),
tony bono (bass) ve tony scaglione (davul), ilk whiplash albümü
power and pain’i yayınladığında takvimler 1985’i gösteriyordu.
whiplash, dönemin genel thrash nizamını bozmayarak çiğ bir sound takip etmiş ise de parça yapıları itibarıyla daha ilk albümünde farklılığını ortaya koymuştur. ‘red bomb’, ‘message ın blood’ ve ‘war monger’ gibi parçalar grubun hırçın yönünü sergilerken savaş karşıtı tavrını da net bir biçimde ortaya koymuştur. özellikle portaro’nun kendine özgü thrash vokali, müzik ile müthiş bir uyum sağlamaktadır. tüm bu üstün özelliklerine rağmen “power and pain”, whiplash’ın eski dönemlerinde yaptığı en zayıf albüm kalmaktadır.
1985’ten geleceği görebilen tek yapıt “
back to the future” değildi. seksenler, dinleyiciler ve müzik endüstrisi açısından ciddi devrimlere tanıklık etmiştir. bunların kimileri çıktığı dönemde etkisini göstermişken (bakınız
metallica –
master of puppets,
megadeth –
peace sells), kimilerinin değeri de seneler sonra anlaşılmış (
atheist –
piece of time,
artillery –
terror squad,
coroner –
r.ı.p.) yapıldığı dönem itibarıyla ciddi etkiler arz etmemiştir. power and pain’i de bu ikinci kategoride değerlendirmek mümkün. whiplash, ilk albümünün değerini ikinci albümüyle daha net ortaya koyan bir topluluktur; ‘power thrashing death’ gibi gaz parçalara rağmen…
ticket to mayhem, 1987’de
roadrunner’dan çıktı. ilk albümdeki çiğ hava kaybolmuş, vurduğu her notanın hesabını bilen, ancak halen hırs dolu ve hırçın müzik yapan bir whiplash gelmişti. grubun şarkı sözleri daha vurucu anlatımlara yönelmiştir. ilk albümdeki ‘red bomb’ gibi derdini direk anlatan isimlerin yerini “walk the plank” (çivili tahta üzerinde yürümek) ya da snake pit (yılan çukuru) gibi eleştirisini dolaylı yoldan dile getiren parçalar almıştır. albümün en önemli parçalarından biri, 1987 yılında yayınlanmış bir thrash albümü için fazlaca cesur sayılabilecek “last nail in the coffin”dir. zira albümün ikinci parçasının slow (neredeyse ballad formatında) olması o dönem her thrash albümünde görülen bir özellik değildi. az önce bahsettiğim “değerin sonradan anlaşılması” mevzusuna güzel bir örnek vereyim. internetteki bootleg ortamlarında dolaştığımda, en zor bulunan ve en çok aranan whiplash bootleg (resmi olmayan) konser kayıtlarının, ağırlıkla bu albümden parçalar içeren kayıtlar olduğunu gördüm. yeri gelmişken belirteyim, bir çok topluluğun aksine, whiplash’ın bootleg kayıtları internette bile son derece zor bulunmaktadır ve abd’li traderlar (diğer dinleyicilerle kaset, cd, plak vs takas edenler) haricinde rastlamak çok zordur.
whiplash’in “geleneksel” kurallara uygun olarak thrash icra ettiği son albüm olan ticket to mayhem, old-school thrash fanlarının arşivlerinde, web sitelerinde, trade ve satış listelerinde kült statüsünün üst basamaklarını işgal etmektedir. diğer whiplash albümleri gibi bu albüm de çok zor bulunmakta ve internetteki açık artırma sitelerinde ikinci el cd ve plakları ciddi fiyatlarla satılmaktadır.
ikinci albümle birlikte “üç tony’ler” serisi bozulmuş, davulcu tony scaglione ayrılmış ve onun yerine, sonradan kreator’da da çalacak olan
joe cangelosi geçmiştir (cangelosi, kreator’un 1995 yılında gun records’dan çıkan “cause for conflict” adlı albümünde baget sallamıştır). vokalleri yine gitarist portaro üstlenmiştir. bu üçlüye sonradan vokalist olarak katılacak olan adam ise whiplash tarihinde kalıcı bir iz bırakacak ve onları thrash sahnesinin en kült topluluklarından biri haline getirecektir.
glenn hansen 1988 yılında gruba katılmıştır. elemanın gruba dahil olmasından, üçüncü albüm
ınsult to ınjury’nin çıkışına kadar olan süre, whiplash tarihinin en enteresan bölümüdür. bir vokalistin, yeni geldiği bir grubun müziğine ne derece etki edebileceği bilinmez ancak üçüncü albümde tamamen farklı bir whiplash ortaya çıkmıştır. bu albümde grubun artık özellikle thrash yapmak gibi bir gayretinin olmadığını, yapabilecekleri en iyi ve en orijinal müziği yapmaya uğraştıklarını ve ortaya çıkan şeyin de thrash kalıpları içerisinde değerlendirilebileceğini fark etmek mümkün. hansen’in vokalleri müziğe çok çok farklı, neredeyse epik denebilecek bir hava vermiştir. portaro’nun hırçın vokal stiline karşın hansen, son derece olgun ve her notasına hakim bir vokal ortaya koymuştur. kanımca hansen’in bu olgun tavrı, diğer elemanları da etkilemiş ve müziklerine farklı bakış açılarıyla yön vermişlerdir. hansen’in, başından beri grubun üyesiymiş gibi rahat ve tecrübeli takılmasının da albümdeki “oturaklı sound”a etkisi olduğunu düşünüyorum. bu açıdan, grubun müzikal altyapısına bir vokalist olarak yapabileceği en pozitif ve en derin etkiyi yapmıştır diyebilirim.
bugün progresif thrash olarak adlandırılan türün yaratıcılarından ve en önemli temsilcilerinden biri olarak whiplash’i gösterebiliriz. (zaten günümüzde her şeyin önüne bir isim takılıyor, progresif thrash, techno thrash vs. gibi). her ne kadar olayın “progresif” kısmını sadece bir albümlerinde ortaya koymuş iseler de, o bir albüm, fitili ateşlemek için fazlasıyla yeterliydi bence. gerçi bu “fitil” konusunda
helstar ve
coroner gibi toplulukların da katkısı yadsınamaz ancak whiplash’ın yeri hep ayrı olmuştur. ınsult to ınjury, kesinlikle zamanının ötesinde bir albümdü…
whiplash, ınsult’tan sonra biri “demo-live toplama” formatında olmak üzere dört albüm daha yayınlamıştır. ancak bu toplam yedi albümlük kariyer, bence ınsult to ınjury’de bitiyor. ne yazık ki ınsult to ınjury ile bir sonraki albüm olan 1996 tarihli
cult of one arasındaki altı yıl, whiplash’tan, başta efsane vokalist glenn hansen ve grubun değişmez basisti tony bono olmak üzere pek çok şey götürmüştür. grup bu dönemde firmasını da değiştirmiş ve
massacre records’a geçmiştir. 1996 ve sonrasında çıkan albümler için kötü diyemem. ancak sonradan çıkan albümlerin hiç biri, ilk üç albümün tadında ve havasında değildir. whiplash standartlarının altında albümlerdir. tabii bunlar kişisel görüşler, o albümleri de dinleyip çok sevenler çıkabilir. ancak genelde de beğenilen, el üstünde tutulan albümler eskilerdir. ınsult’tan sonra joe cangelosi’nin yerine tekrar ilk davulcu tony scaglione geçmişse de bu durum iki elemanın yokluğunu telafi etmeye yetmemiştir kanımca. cult of one, beş kişilik bir kadro ile yapılmış olmasına rağmen, üç kişi ile hazırlanan bir ticket to mayhem’in yanında sönük kalmaktadır. cult of one sonrası,
sit stand kneel pray (1997 – massacre),
thrashback (1998 – massacre),
messages ın blood (demolar ve live kayıtlar, 1999 – displeased) adlı albümler yayınlanmış ve whiplash, metal tarihinin en parıltılı sayfalarında kalıcı bir iz bırakarak dağılmıştır. 1990 sonrası dönemde çeşitli dağılmalar ve toparlanmalar yaşayan topluluk, efsane “tony üçlemesi”ne 1998 yılında tekrar kavuşup thrashback gibi bir albüm yapmasına rağmen, piyasanın eskiye göre çok değişmesinin de etkisiyle, tutunamamıştır. thrashback, sıkı bir geri dönüş için yeterli denilebilecek bir albümdü belki ama çıkış yılı itibarıyla eski albümler gibi ilgi görmesi imkansızdı. bu noktada belirtmek istediğim önemli ve üzücü bir olay da var. basist ve kurucu eleman tony bono’yu, 27 mayıs 2002 tarihinde kalp krizi nedeniyle 38 yaşındayken kaybettik. grubun milenyum sonrası ayakta duramamasının önemli nedenlerinden biri de “efsane tripod”un ayaklarından birini yitirmiş olmasıdır diye düşünüyorum.