bu yakışıklıyı ilk kez mariah carey'nin it's like that ve we belong together'ın kliplerinde keşfetmiştim. ama cnbc-e'deki prison break reklamları ve ardından dizinin başlamasıyla birlikte 14 yaşımdaricky martin'e nasıl aşık olduysam şimdi de bu adama öyle kaptırdım kendimi. imdb'den alınan bilgilere göre kendisi 1973 doğumlu, pricetonmezunu, bir gözü ela bir gözü yeşil bir yakışıklıdır. bakışları bitirir insanı, sadece rol icabı değil her zaman böyle bakmaktadır.
rüyalara girilmesi engellenemeyen,dünya üzerindeki en derin , en delip geçen bakışlardan birine sahip aktör.
istiyorum ki tanışayım,hiç konuşmasın,sadece baksın,baksın...
bir kaç dakikaya kalmaz bilincimi yitirmiş olurdum zaten.
ergenlik hezeyanlarının bitmesiyle duvarları kaplayan sökülmüş posterlerin bir köşede durduğu "yetişkin" odama bir anda duvarları tekrar donatma hissi vermiş bir şahsiyet. bu giriş sadece.
"sevgili güzin abla, ablacığım, ben on altı pardon yirmi bir buçuk yaşında alımlı bir genç kızım, hem de çok talibim var, koluma burma trabzon bilezikleri takacaklar ama ben bu ecnebi buz mavisi gözlü, traşlı kafacığına bile kurban olup alnıma rakı kadehi koyduğum, o güzelim bakışları karşısında bir su birikintisine dönüşüp post-ergenlik yaşadığım bu çocukla tanışmak, hatta tanışmayı geçip gelinlikler içinde izdivaç eylemek hatta bu olmasa bile fox river denen hapishanede tuvaletçi olarak çalışmaya razı bir şekilde kendisiyle yıllarımı geçirmek niyetindeyim, sizce ben salak mıyım yoksa gel gör beni aşk neyledi deyip içlenmeli miyim, lütfen bana bir yardım edin ablacığım, rumuz mahsun denizkızı" diye bir mektup yazma istediğiyle doldurabilir insanı, hatta doldurduğu da görülmekte.
ingiliz erkeklerine, asil havalara, buz gibi nefis ingiliz aksanlarına her daim hayran olan bünyeye bile davayı sattırmıştır. (kendisinin de uykusunda osurarak bana destek verdiğini bilmek bana inanılmaz bir keyif veriyor.) psikopat psikopat hatta ukelâ ukelâ bakarken bünyeyi hasara uğratırken, aşık aşık hatta hülyâlı hülyâlı bakarken de bünyeyi ayrı hasarlara uğratmaktadır. hadi bu da gelişme bölümünün ilk paragrafı olsun.
sarah rolündeki kızcağızı bir darbeyle indirip prodüktörlerin beni hak ettiğim yere getirmesini heyecanla bekliyorum ablacığım. ilkokulda tiyatrolarda hep başrolde ben vardım, lisede orta rollerle başlayan kariyerim başrolle bitti, valla bak. çok güzel rol çeviririm hatta kafamda kurdum senaryoyu bu yukarıdaki kara yürekli "powers that be"den olacağım önce yani kötü kadınım, sonra acıyıp yardım edeceğim, eh sonra gel gör bizi aşk neyledi. senaryom ve bavullarım bile hazır kısacası. bu da paragraf iki. daha yazılır tabii. gel gör beni aşk neyledi.
bu kişi hakkındaki diğer subjektif saptamam da kendisinin star wars episode iii'te pek serpilmiş, filinta gibi civan gibi bir delikanlı olmuş olan hayden christensen'a ses tonu ve yüz ve hatta vücut açısından benzemesidir. ikisini de aynı filmde görmeyi yetmiş milyonun beklediğini de unutmamak gerek.
prison break biter bu çocuğun istikhakı kesilirse ben de çocuğumu sonra da kendimi keserim o derece ciddiyim. gerekirse aliye'de yan rollerde görünsün ama gene görünsün bir şekilde. bizim evin önünde simit de satabilir. sonra rehin alınıp evimden kaçış planı yapar ama yemezler biz de iki tane foseptik borusu dışında fazla bir şey yoktur sanırım, her gece anahtarım yanı başımda da uyuyorum, daha ne olsun.
gel gör beni aşk neyledi, gel gör beni aşk neyledi...
aç gözünü ablacığım, tamam bitti işte. ben hala o genç kızım, bir dolmamı ye bari. wentworth da yesin. müeendisim o benim.
kendisini ilk başta mariah carey'in klibinde görünce hafif biraz önyargı olmuştu..kasıntı bir duruşu ve ondan daha bir kasıntı bakışı olduğunu düşünüyordum..sonradan heyecandan adam akıllı oturup da izleyemediğim prison break adlı dizide baş rolde gördüm..daha ilk bölümden, önceden kendisi hakkında düşündüğüm herşeyi yıktı..bence başarılı oyunculuğu ile diziyi yüklendi sırtına..geleceği parlak bir oyuncu..
ama yine de ya çok seviliyor, ya da nefret ediliyor, eh işte diyen kimse yok, onu da belirtelim..
kendisi hakkında gay iddiaları dolaşmaktadır. hatta sevgilisi de matt dallasmış. tüm güzellikleri kendinde toplamış bir insan olduğu için çekemediklerinden çamur atıyorlardır inşallah.
mükemmel soğuk mavi gözlere, siyah saç-beyaz ten uyumuna, insanı resmen sarhoş eden bakışlara ve cool ötesi ses tonuna sahip bir şahsiyettir kendisi..severek izliyoruzz.
tanrı'ya inanma sebeplerinden biri. keşke dizi oyuncusu olmayaymış. ne bilim bir rock stardır o da olmadı gudik bir pop stardır falan olsaymış da kendimi konserlerinde parçalasaymışım. böyle izleyip izleyip oturuyorum kıçımın üstüne, bütün şevkim, iştahım, böğüre böğüre ''wentworth benimle evleeeen'' diye bağırma isteğim içimde kalıyor, üzülüyorum.
kellik ve kısa saçlılık bu kadar mı yakışır bir insan evladına? öte yandan uzun saçlı halini de hiç beğenmedim, sanki o gitmiş yerisine başka birisi gelmiştir. bakışları ve sesi ile bir bütün olarak etkileyicidir.
sabah gazetesinin haberine göre erkeklikten uzaklaşmış kişidir kendisi. daha doğrusu kadınlara olan ilgisini kaybetmiş kişidir bir bakıma. ya da en kısaca ibne olmuştur artık kendileri.
ilk gördüğümde hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önüne geldi.hayır ,daha önce bu kadar yakışıklı birini görmemiştim.
(bkz: çok mu abarttım yoksa)
gay olduğu söylentisi aldı yürüdü, geçen hafta da sabah gazetesinde haber oldu. brothers & sisters dizisinde oynayan ve daha önce grey's anatomy'nin george'u t. r. knight'la ilişki yaşayan luke macfarlane'le ilişki yaşadığı söyleniyor. buyurun bu da dedikodu kaynağı;
afrodizyak etkisi yapan insanüstü şey...konuşup konuşmadığını hatırlamıyorum desem yalan olmaz heralde, bu herif yüzünden prison break gibi şahane bi diziyi kaçırıyorum, sadece bu adamı izlemekten...abartmıyorum ama ellerim titriyo herifi görünce, o kadar yani