sözlük günlük periyodik bakım işlemleri sebebiyle az sonra kısa süreliğine servis dışı kalacaktır
belki ilginizi çeker
  1. · pink floyd tribute albümleri
  2. · welcome to the machine
  3. · atom heart mother
  4. · dark rock
  5. · motorize köleler
  6. · i am a machine
  7. · aracımıza hoşgeldiniz
  8. · too many humans
  9. · iao
  10. · sözlük yazarlarının dinlemekten bıkmadığı şarkılar
gündem
  1. · colin kazım richards
  2. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  3. · yaran diyaloglar
  4. · kurban bayramı vahşeti
  5. · banu güven
  6. · domuz gribi
  7. · üniversiteyi ingilizce okumayı marifet sanmak
  8. · aşk acısı çekenlere tavsiyeler
  9. · konversation

welcome to the machine  

 sayfa  / 2
  1. pink floyd wish you were here albümünden bir parça. inanılmaz bir havası vardır bu şarkının özellikle sonlara doğru insanın içine oturur, hele ki itü makine'de ilk gününüzü geçiriyorsanız.
    (togisama, 07.07.2004 10:04)
  2. konserlerde arka planda oynatılan animasyonlardan oluşan bir klibe sahip parça.tabii ki bu animasyonlar the wall*'dakilerin sinyallerini veriyor*.
    (togisama, 05.09.2004 01:20)
  3. (bkz: syd barrett)
    (geçiyordumugrad1m, 05.05.2005 04:14 ~ 04:14)
  4. itü makine'de çektiğim kısa bir klibin arka fonu yaptım harika bir şey oldu. kesinlikle bu okulun ruhuna çok uyan bir şarkı. özellikle sınıf atlama hayallerini işliyor olması ve bunun itü ile birebir uyuşması bu şarkıyı benim için tek seçim haline getirdi.
    (gelecegim, 23.09.2005 22:11)
  5. makul bir ortamda konsantre olup dinlerseniz kafa yapabilecek enfes bir şarkı.
    (maloğlan, 26.12.2005 02:06)
  6. "... there is no exit from here."
    (azwepsa, 26.12.2005 02:10)
  7. benliğimi benden alan her dinlediğimde tüylerimi dikey pozisyona geçiren roger waters efsanesi..
    (rumblefish, 19.03.2006 04:30)
  8. çizgi film şeklindeki klibi de ilginç olan şarkı..
    (vikartindur, 04.07.2006 18:01)
  9. (bkz: welcome to the jungle)*
    (lethromar, 04.07.2006 18:07 ~ 18:07)
  10. söz yazma konusunda gelinmiş son nokta derim artık.sadece welcome to the machine i kastetmiyorum tabi.bir pink floyd daha olmayacak.
    (floydzede, 04.07.2006 18:50)
  11. sanki makinanın içindeymişim gibi hissetmemi sağlayan, sonlarından süper olan pink floyd parçası. bok gibi olan dünyamıza tamamıyle uyar.
    (albina, 14.09.2006 10:55)
  12. syd'e adandığını düşündüğüm karanlık şarkıdır. zaten wish you were here direk syd'e adanmış bir albümdür. ama bu şarkı syd'i en güzel anlatan şarkılarkan biridir zannımca.

    you bought a guitar to punish your ma,
    and you didn't like school,
    and you know you're nobody's fool..

    you dreamed of a big star, he played a mean guitar,
    he always ate in the steak bar.
    he loved to drive in his jaguar.

    bu mısralar direk syd'i anımsatır bana.

    bilemem yine de..

    syd'e yazılmış olsun ya da olmasın, her şeyiyle mükemmel şarkı..

    aslında bu şarkı herkese yazılmıştır. bu düzene oyun olmuş herkese..
    (the joy of not being, 24.04.2007 18:51)
  13. enfes bir klibe sahip enfes şarkı.klipte anlatılmak istenen çok ince bir durumdur. makineleşmenin,piyasanın,kapitalizmin öldürdüğü yani insanlıktan çıkardığı insanların kendi dünyalarını tekrar elegeçirişi ve insana sunulan hayatın insan merkezli duruma getirilmesi anlatılmaktadır.kafa güzelken tribe sokacak şarkılar kategorisinde de birinci sırada yer alır ayrıca.
    (the ghost of tom joad, 25.06.2007 02:33)
  14. kişiye kendini toz zerresinden değersiz hissettiren bir başka pink floyd şaheseri.
    insanın ağzına sindirim artıklarını boşaltır.
    (jack, 11.07.2007 01:12)
  15. bu dünyada böyle synth kullanımı olmaz dedirten eser. şarkı değil.
    (bellek read olamadi, 11.07.2007 01:43)
  16. saygıdeğer abilerin sanatının doruk noktasıdır deme cüretinde rahatlıkla bulunabilirim. insan ömrünün her hangi bir yedi buçuk dakikası için yapılabilecek en iyi şeylerden biri sesi mümkün olduğunca açıp bu yüce başyapıta konsantre olmaktır.
    (pushitonmeshitonme, 22.09.2007 23:09)
  17. bu şarkı bana aynaları anımsatıyor. karşısındasın, ama içindesin..
    (vikartindur, 24.01.2008 00:26)
  18. pink floydun dehşete düşüren şarkısı. vurucu müziği ve sözleriyle insanı kendinden geçirip biraz olsun içinde bulunduğumuz düzeni sorgulamayı akla getiren, birkaç cümleyle çok şeyler anlatan bir başyapıt.
    "welcome my son, welcome to the machine
    what did you dream? it's alright we told you what to dream" diyerek sistemin insanlar üzerindeki etkisini özetlemiş ve muhteşem bir kapanışla sistemin bir kez daha kazandığını müjdelemiştir!
    "so welcome to the machine"
    (entropia, 12.06.2008 00:02 ~ 00:03)
  19. ayılıp bayıldığım bu şarkının türkçe çevirisi:

    ho$geldin evlat, ho$geldin makineye.
    nerelerdeydin? tamam biz biliyoruz nerelerde oldugunu
    petrol hattindaydin zaman ölduruyordun,
    oyuncaklarla ve izcilik faliyetleriyle
    bir gitar satin aldin kendine, cezalandirmak icin anneni
    ve sevmedin okulu,
    ve kimsenin budalasi olmadigini,
    bu yuzden ho$geldin makineye.
    ho$geldin evlat, ho$geldin makineye.
    neler du$ledin?
    tamam biz söyledik sana neler du$leyecegini.
    buyuk bir yildiz du$ledin, ortalama gitar calardi,
    her zaman steak barlarda yemek yerdi.
    jaguar'ini surmeye bayilirdi.
    bu yuzden ho$geldin makineye.
    (bayan keuner, 14.08.2008 00:41)
  20. syd barrett'ın öyküsü gibi düşünülse de aslında barrett sadece bir isimdir bu parçada. düşleyeceklerine kadar belirlenen "seçilmişlerin" gerekli verim alınıp işlevi bittikten sonra çöpe atılmasını anlatan bir süreç.

    gene de barrett'ın güne kahvesine atarak başladığı acid'e köle oluşu ile aslında makinenin köleleri arasında bir fark yok. ve kölelik de aslında bir seçimdir nihayetinde, ne kadar belki de makineden nefret ettiğini ve ona uyamadığını defalarca söylese de kaçışı gene başka bir makinede bulmuştu barrett. bir esaretten başka bir esarete geçmişti, bu sefer bariyerler zihniydi. ölümüne kadar orada kaldı, ama en azından eski makineden uzak ve "mutlu" yaşadı. ama özgür değildi.

    annesini cezalandırmak için bir gitar alan, kimsenin budalası olmayan, ortalama gitar çalan (kendisinin de söylediği gibi asla gilmour kadar iyi bir gitarist değildi), her zaman steak barlarda yemek yiyen (wish you were here kayıtları sırasında eski grup arkadaşları barrett'ı tanıyamamıştı. çok kilo almıştı ve saçları dökülmüştü.) bu yıldızın öyküsü aslında en uyduruk müzik belgeselinde bile karşımıza çıkan bir çok insana ait bir öykü.

    bilhassa the wall'da da karşımıza çıkan bu öyküyü anlatan grubun aslında üyelerinin yat, uçak, yarış arabası koleksiyonları, malikaneleri, telif hakları, dört yıldızlı rüyaları var, hatta isteseler elbette futbol takımı da alabilirler.* özetle makine kimini oyun dışı bıraksa da kimini "mutlu" etti. yani onları.

    makineye boyun eğseler de elbette anlatmaları gerekli, düşündürmeleri gerekli. değişim için işlevi bilmek gerekli.

    "for the want of the price of tea and a slice
    the old man died."
    (iao, 16.08.2008 23:41 ~ 11.08.2009 23:45)
  21. belki de bir tiyatro sahnesinin suflörüydü bu parça, kendine itiraf edemediklerini, hayatın içerisinde kamufule olduğunu sanan ''içindeki seni'' anlatan bir çığlıktı. bir nev-i ''kral çıplak'' diye bağırmasıydı içindeki küçük çocuğun en ön sevişmesizinden...
    geliyor, yaşıyor ve gidiyorduk, geride kalan sadece aynı ipte yürmeye çalışan cambazları rekabeti mi? yoksa suyun öteki tarafında yaşayanlara duyulan saygıyla karışık acıma hissi miydi? artık her neyse; welcome to the machine!
    (manha de carnival, 29.08.2008 00:15)
  22. uykudan uyanıklığa geçişin o ilk saniyelerinde dünya yüzündeki bütün gerçekler ağır gelir insana. bir gün önce yaşadığı herşey asla içinden çıkılmayacak bir girdap gibi oturur kalır göğüs kafesine o saniyelerde. gerçekler en çıplak haliyledir o anlarda ve savunmasızdır insan.
    işte,günün hangi saatinde dinlerseniz dinleyin aynı duyguları yaşatır size,kulaklarınıza,beyninize,bütün bedeninize dolan bu şarkı. şarkı değil,"muhteşemlik"...
    ezgisinin deli gibi sardığı ruhunuza bedeninizi teslim ederken ve sanki yüzyıllardır hiç durmadan içiyormuş gibi sarhoş olurken,bir yandan da hayretler içinde aslında nasıl da bütün duyularınızı açtığının farkına varırsınız bu eserin.
    insanı aynı anda hem dünya ile olan bütün bağlarını koparacak kadar transa geçirip hem de aynı anda bu kadar farkında,bu kadar zihni de, benliği de,bedeni de ayakta ve capcanlı yapabilecek bir şey daha var mıdır,bilmiyorum...
    bu ruh denizi kolay yaşanmaz,kolay yakalanmaz. o yüzden de "welcome to the machine" i dinlemek görmeye bile kıyamadığınız bir rüya gibidir. bağımlılığı huzur verir.
    çünkü yüzleşmek; çünkü kaçmak değil,bütün duyularınla "bakmak"; aslında insanoğlunun yapabileceği en "huzurlu"şeydir.
    çelişkiler doğruyu ortaya çıkarmaktadırlar çünkü...
    (artık yeni birşey söylemek lazım, 29.08.2008 10:10 ~ 10:36)
  23. welcome my son, welcome to the machine.
    where have you been?
    ıt's alright we know where you've been.
    you've been in the pipeline, filling in time,
    provided with toys and 'scouting for boys'.
    you bought a guitar to punish your ma,
    and you didn't like school, and you
    know you're nobody's fool,
    so welcome to the machine.

    welcome my son, welcome to the machine.
    what did you dream?
    ıt's alright we told you what to dream.
    you dreamed of a big star,
    he played a mean guitar,
    he always ate in the steak bar.
    he loved to drive in his jaguar.
    so welcome to the machine.
    (epitaph, 17.09.2008 19:39)
  24. wish you were here'ın 2. şarkısı. söz ve müzik roger waters'ındır. pink floyd'un efekt açısından en zengin şarkılarından biridir. bir dönemin efsanesi olan ems vcs 3 bu şarkıda başrol oynamıştır diyebiliriz.

    sözleri içinde bulunduğu albüm gereği genelde syd barrett'e yakıştırılır. fakat bu şarkı pink floyd'un müzik sektörüne eleştirel bir bakışı olarak adlandırılabilir. müzik sektörünü insanları öğüten bir makine metaforuna sokup kapitalizme de hafiften giydirmişlerdir.

    david gilmour'un vokalde kendini aştığı şarkılardan biridir. sözleri pink floyd'un en yaratıcı döneminin ürünü olduğu için zaten harikadır. neden bir wish you were here ya da time kadar ön plana çıkamadı ona şaşırıyorum. konserlerde bile çok sık çalınmazmış. sanıyorum çok efekt kullanıldığı için konser şarkısı olamamış. ayrıca roger waters konserlerinde bazen çalıyormuş. tabii akustik gitarda ve vokalde david gilmour yokken nasıl olur bilemiyorum. dinlemek lazım.
    (peace sells and i m buying, 25.11.2008 21:20)
  25. bir şey söylemek benim haddime değil. bu cahil halimle, el yordamıyla, david gilmour; hayat, usanmadan cereyen eden bir gürültüyse, bu karmaşa içinde duyulabilecek en güzel, net sayısını bilmem, birkaç sesten biri, yalnızca bunu söyleyebilirim...
    (pembe diş macunu, 30.11.2008 00:07)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil