|
|
- yanlış hatırlamıyorsam formula 1 yarışlarının istanbul parkda olacağı sırada tüm istanbul caddelerinin üst geçitlerine donatılan yazı.
ramazandı bayram telaşıydı derken iyiden iyiye çekilmez hale gelen trafik yoğunluğunda pek bi nüktedan, pek bi ironik durmaya başladı.
- istanbul'a yeni gelen kişilere başlarına gelen acı olaylardan sonra da söylenebilecek sözdür.ilk geldiğim sene bana ve bir arkadaşıma söylemişlerdi oradan hatırlıyorum.
henüz öss yi yeni kazanmışım istanbul'a gelmiş alışmaya çalışıyordum (4 sene oldu yeni yeni alıştım).üniversite 1. sınıf olduğumdan daha kimseyi tanımıyorum hazırlığı da atlamış olmam münasebetiyle daha bir yalnız kaldığım söylenebilir.derken yavaş yavaş arkadaşlarım olmaya başladı bunlardan birisi ile(üniversitede ki ilk arkadaşımdır kendisi) bize hazırlanan welcome to istanbul partisinden habersiz takılıyorduk.benim bu değerli arkadaşım yeni bir telefon almış bir ton da para saymış havasını atarak geziyordu ama o telefon buna battı.”abi illa ben bu telefonu satacam “diye tutturdu tüketici gazetesine ilanı verdi.
derken kampüs de otururken bir telefon geldi telefonda ki adam karısının doğum günü olduğunu söyledi ve telefonu almak istediğini belirtti arkadaşım da peki dedi buluşalım konuşalım.biz başımıza geleceklerden habersiz otobüse atladık buluşma yerimiz mecidiyeköye gidiyoruz, para gelecek ya acele acele gidiyoruz ders falan yalan oldu(o değil de sanki parayı ben alacam benim ne işim varsa).neyse otobüsün içinde ben konuşuyorum "oğlum bak sakın döviz almayalım,çek verirse falan olmaz diyelim döviz alsak bile kontrol ettirelim" diye(sanki 40 yıllık esnafım çok aldığım çek karşılıksız çıkmış tecrübelenmişim daha yaşın kaç ulan ne çeki ne dövizi).nihayetinde adamla buluştuk adam nur yüzlü melek gibi bir adam(melek yüzlü şeytan aah aldanmaz olaydık).adamla konuşmaya başladık adam telefonu karısına doğum günü hediyesi almak istediğini söyledi(ulan doğum günü hediyesi 2. el telefon alınır mı diyorum içimden ama dışa vuramıyorum satalım şu telefonu diye).profilo alışveriş merkezi yönetim binasında çalışıyormuş sözde.adam sallamaya başlamıştı ama bizim haberimiz yok dinliyoruz aval aval.adam gençler bir gün gelin çayımı için,ben size profilo da indirim kartı çıkarttırayım gibisinden vaatlerde bulunuyor.allah'ım melek bu adam melek indirim kartı diyor lan coştuk alışveriş falan yaparız diyoruz(paranın kendime geleceğine çok kaptırmışım kendimi yazarken anladım).
sonra adam bizi bir apartmanın yanına götürdü 1. katın balkonuna doğru bağırdı " karıcım içeri geliyorum kapıyı bir açıver gençleri fazla bekletmeyelim" diye ve apartmandan içeri girdi bu arada apartmanın dış kapısı açık olduğu için biz demek ki içeri kapıyı aç diye bağırdı dedik.derken adam içerden geri geldi elinde sim kartıyla beraber telefonu denemek istiyordu biz de tamam dedik verdik telefonu denedi çatır çatır çalışıyor.sonra işin en güzel,bizim için en acı tarafı başladı adam "gençler ben size 300 dolar vereyim anlaşalım" dedi biz birbirimize bile bakamadan arkadaş tamam dedi(engel olamadım) ne de olsa 300 dolar telefonun değerinin çok üstünde bir rakamdı.adamdan cep telefonu numarası aldık parayı aldık telefonu verdik sevinçle neşeyle hoplaya zıplaya dönüyoruz.arkadaş bana parayla ilgili planları anlatıyor sanki loto milyarderi oldu,planların için de ben hiç yokum doğal olarak(adamın kendi telefonu ulan sana niye para versin en fazla yiyeceğin bir yemek bir de profilo indirim kartı!).biz bu ruh haliyle direk döviz bürosuna girdik.sonrası kabus ve acı dolu dakikalardı.arkadaşım 3 adet 100 doları vezneye uzatmıştı ki veznede ki adam paraları eline aldığı gibi (paralara tam anlamıyla bakmadı bile anladı parti davetlisi olduğumuzu heralde) tükenmez kalemle paraların her birinin üstüne sahte yazdı ben farkında olmadan bağırdım “ne sahte mi?” diye kendimden geçmiştim.o yazıları yazdığı anı şu anda tekrar yaşıyorum ve inanın acı çekiyorum o zaman da o anı yavaş çekim yaşamıştım sanki dünya durmuştu.ne sahte mi diye bağırırken arkadaşımla gözgöze geldim yaşadığımız hayal kırıklığı,şok anlatılacak gibi değildi suratlarımız mosmor oldu bir de veznede ki adamın vay salaklar sırıtışı geldi ki yüreğimiz yanmaya başlamıştı,tabi bir yandan da götümüz tutuşmaya telefon gitmişti ulan, çaldırmıştık telefonu resmen elimizle verdik adama.
biz apar topar çıktık döviz bürosundan mecidiyeköy de neresi varsa aradık telefon cevap vermiyor,adamın gittiği(gitmiş gibi yaptığı) evde yaşlı bir teyze oturuyor,profilo alışveriş merkezinde o isim de bir çalışan yok.yok yok yok telefon gitmişti ama biz de gitmiştik.ne arkadaşım ne ben aylarca kendimize gelemedik çok acı koymuştu bu durum kimseye anlatamamıştık,artık tüm türkiye biliyor(abarttım mı lan biraz 70 milyon sizi izliyor gibi oldu)
işte o gün bize o adamlar hoşgeldiniz partisi vermişti.
welcome to istanbul gençler welcome!
- (bkz: istanbul metropolitan municipality)
|