was nützt die liebe in gedanken   

adana çık aradan

  1. "düşüncelerdeki aşk neye yarar" gibi bir anlama geliyor türkçede.
    yönetmenliğini achim von borries'in üstlendiği, 2004 yapımı, gerçek temellere dayanan alman drama filmi.
    good bye lenin' de oynayan daniel brühl başrollerden birinde yer alıyor.
    film festivallerinde birçok ödül almıştır.
    (dreamfactory, 12.09.2007 20:33 ~ 20:35)
  2. “sevgi, uğruna ölmeyi kabul ettiğimiz tek şeydir.

    sevgi, uğruna öldürmeyi kabul ettiğimiz tek şeydir.

    bu yüzden artık sevgi hissetmediğimiz zaman yaşamlarımızı sonlandırmaya yemin ediyoruz. ve giderken yanımızda bizden sevgimizi çalanları da götüreceğiz.”

    ---

    “was nützt die liebe in gedanken?” (ing: love in thoughts)

    almanya 2004
    yönetmen: achim von borries
    yapımcı: stefan arndt
    yazanlar: achim von borries, hendrik handloegten, annette hess
    oynayanlar:

    * daniel brühl - paul krantz
    * august diehl - günther scheller
    * anna maria mühe - hilde scheller
    * thure lindhardt - hans stephan
    * jana pallaske - elli
    * christoph luser – macke

    aldığı ödüller:
    2005: german film critics association awards - for best actor: august diehl
    2004: copenhagen ınternational film festival - golden swan for best actress: anna maria mühe
    2004: european film awards - audience award for best actor: daniel brühl
    2004: new faces awards, germany - for best director: achim von borries
    2004: undine awards, austria - for best young actor - film: august diehl
    2004: verona love screens film festival - for best film: love in thoughts

    ---

    hayatta gerçekten “bir üstün an” var mıdır?

    paul ve günter varlığına ikna olmuşlardır ve hayatı doya doya yaşamak isterler, hiç bir şeyle uzlaşmak zorunda olmadan. aşktan da sevgiden de beklentileri aynıdır.

    günter’in kız kardeşi hilde ile beraber haftasonunu şehir* dışında bir yazlık evde geçirirler. paul, hilde’ya hayran kalmıştır ve ona aşık olur. önceleri duygularının karşılık bulmuşa benzer ancak hilde “birçok kişiyi sevmektedir.” gizlice günter’in eski aşığı hans stephan’la buluşmaktadır. evin bahçesinde büyük bir parti kutlarlarken hans da onlara katılınca karışık duygular, yaşama susamışlık, absinthe ve müzik sarhoşluğu ile yoğun özlem onları bir girdaba sokar.

    paul ve günter bir intihar kulübü kurarlar ve kurallarını not ederler:

    “sevgi, uğruna ölmeyi kabul ettiğimiz tek şeydir.

    sevgi, uğruna öldürmeyi kabul ettiğimiz tek şeydir.

    bu yüzden artık sevgi hissetmediğimiz zaman yaşamlarımızı sonlandırmaya yemin ediyoruz. ve giderken yanımızda bizden sevgimizi çalanları da götüreceğiz.”

    ---

    filmin ardında gerçek bir hikaye var: “steglitzer schülertragödie” olarak anılan ve 28 haziran 1927’da berlin’in steglitz mahallesinde yaşanan olaylar... son sınıf öğrencileri paul krantz (19) ve günter scheller (18), scheller ailesinin mahlow’daki yazlığında yoğun alkol etkisi altında bir intihar anlaşması yaparlar:

    günter, sevgilisi hans stephan’ı, paul ise günter’i, onun kızkardeşi hildegard’ı ve sonunda kendisini vuracaktır. nedeni hildegard scheller’in paul krantz ve hans stephan ile olan ilişkileri & günter scheller’in hans stephan’a olan umutsuz aşkıdır.

    daha sonra günter anlaşmanın kendisine ait kısmını gerçekleştirir: ailesinin berlin albrechtstraße 72’deki evlerinde önce hans’ı, ardından kendini öldürür. paul ise sözünü tutmaz ve olayın tek tanığıdır. ancak öldürmeye teşebbüs ve silah yasasına muhalefetten dava edilir. berlin-moabit mahkemesi onu 20 şubat 1928’de izinsiz silah bulundurmaktan üç hafta hapis cezasına çarptırır. diğer suçlamalar ise reddedilir.

    zamanında bu olay almanya’da büyük yankı bulmuş ve weimar cumhuriyeti’nin gençliğinin ahlaki çöküşü konusunda tartışmalar yaratmıştır.

    olay aynı zamanda carl boese (1929) ve max nosseck (1960) tarafından da “geschminkte jugend” adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

    ---

    olay yerine gelen polisin mutfak masasında bulduğu paul krantz ve günter scheller tarafından yazılmış veda mektuplarında hilde (16) ve hans’ı da öldürerek intihar edecekleri yazar. günter şöyle yazmıştır: “liebes weltall! ein winziges stück deines organismus vergeht. sei nicht böse darüber, du wirst den untergang einer zelle kaum als verlust empfinden. tausend andere drängen sich als ersatz. die zeit rollt weiter und weiter, was kümmert sie mein bisschen leben? ein kurz aufleuchtender schein in der gemeinschaft der menschen und dann erlöschen, staub, asche.”

    “sevgili kainat! organizmanın küçücük bir parçası yok oluyor. buna kızma, bir hücrenin yıkılışını bir kayıp olarak hissetmeyeceksin bile. binlerce başkası yedek olarak bekliyor sabırsızca. zaman ilerliyor ilerliyor, birazcık sevgi onu ilgilendirir mi hiç? insanların beraberliğinde birden bire ortaya çıkan bir parıltı, sonra sönüş, kül, toz.”

    paul krantz ise şöyle yazar: “in diesem augenblick werden hans stephan und hilde sterben (durch unsere hand). wir beide, günther und ich, werden lächelnd aus dem leben scheiden!”

    bu anda hans stephan ve hilde bizim elimizle ölecekler. biz ikimiz, günter ve ben, bir tebessümle yaşamdan ayrılacağız!”

    paul ayrıca bir okul arkadaşına da birkaç söz yazmıştır: “lieber fritz! (...) ich glaube, dass liebe (staunste, was?) mich zur letzten konsequenz verleitet. es gibt mädchen, deren hingabe in dir ein so durchdringendes, süßes gefühl hervorruft, dass du es niemals vergessen kannst, dass du im selig rausch und taumel dein glück besessen hast. (...) fritz! ich erschieße erst günter, dann hilde, während günther hans stephan zuerst erschießt. (...) nun lache nicht, sondern denke dran, dass mein schritt die letzte konsequenz eines vom leben getöteten ist. günther ist vollkommen einverstanden und grüßt dich, wie ich, mein freund, zum letzten mal. paul krantz und günter scheller.”

    “sevgili fritz! inanıyorum ki aşk (şaşırdın, değil mi?) beni bu sonuca götürdü. bazı kızlar vardır ki içinde öylesine delici, tatlı bir duygu yaratır ki, huzurlu sarhoşluğunda mutluluğunun efendisi olabileceğini asla unutamazsın. fritz! önce günter’i, ardından hilde’yi vuracağım; günter hans stephan’ı önce vuracak. şimdi gülme de bunu düşün; bu adımlarım yaşam tarafından öldürülmüş birisinin son adımları... günter aynı fikirde ve sana, benim de yaptığım gibi sevgili dostum, son selamlarını yolluyor. paul krantz ve günter scheller.”

    ----

    ve filmden asla unutmayacağım görüntü: paul, berlin'de güneş doğarken yapacaklarını sorgulamaya başlar: “vazgeçtim ben. evime dönmek istiyorum.”
    günter ona bakar: “hiç evinde olmadın ki...”
    (three hours, 12.12.2007 14:52 ~ 15:03)