1982 lübnan savaşı'nı anlatan animasyon belgesel. insanın sinirlerini gerçekten bozuyor. etkileyici. evet tek kelimeyle etkileyici bir yapım. savaşın tüm vahşetini gözler önüne seriyor. dolayısıyla izlerken insan soğukkanlılığını korumakta zorlanabilir.
yönetmen ari folman'ın 1982 şabra-satila katliyamını anlattığı animasyon belgesel yapıttır. kendisi de o dönemde israil ordusunda askerdir ve katliamı kendi yaşadıklarından esinlenerek anlatmaktadır. bir israil'li olarak objektif birşekilde aktartığı o büyük vahşet insanın içinde büyük gerilimler yaşamasına sebep oluyor. etrafınızdaki insanların bazılarının daha derin sinirli bir şekilde nefes alıp verdiğini, soğuk kanlı davranamadıklarını fark edince filmin sadece sizin için değil herkes için etkileyici olduğunu anlıyorsunuz. aslında yönetmen bizi gafil avlıyor. neredeyse sonuna kadar izlediğimiz animasyon birden gerçek görüntülerle çakışıyor. çizgiler birden gerçek oluyor, daha sonra fark etmeden 2 saat boyunca seyrettiğiniz tüm çizgiler renkler beyninizde gerçeğe dönüşüyor, normal davranamıyorsunuz, siniriniz daha da bozuluyor, kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. yaşanılanlar ve yaşatılanlar nedeniyle birilerinden ondan önemlisi savaştan bir kere daha nefret ediyorsunuz.
bir filmin adı bir filme ancak bu kadar güzel yerleştirilebilir dedirten animasyon belgeseldir.
illegal piyasaya henüz düşmemiş kompozit animasyon.
edit: hala yok yahu!
(jugador, 15.01.2009 00:43 ~ 00:44)
bu seneki oscar adaylıklarında en iyi yabancı film kategorisinde
üç maymun ile birlikte son dokuza kalmış filmdir.
ilk beşe kalacağı kanaatindeyim.
ari folman'ın bir buçuk saatlik günah çıkarmasıdır.
filmde folman lübnan'daki savaşta yaşadıklarını hatırlamamaktadır. bir arkadaşı gelip rüyasında vurduğu köpekleri gördüğünü anlatınca kendisinin hatıralarını sorgulamaya başlar. ufak bir hayal vardır zihninde, o kadar. film boyunca o dönemde birlikte savaşta olduğu insanlara gider. her birinden başka bir vahşet, başka bir dram dinleriz. sonda ise sabra ve şatila katliamı. folman kabul eder yaptıklarını. yaşanan her şeye seyirci kaldıklarını anlatır, üstlerin görmezden geldiğini anlatır. sonunda kendi yaptığını da anlatır. neden hafızasında savaşa dair bir şeyler kalmadığını öğreniriz.
animasyon biter, hayaller biter. gerçekleri görürüz.
değişik çizgileriyle güzel bir animasyon olmuş waltz with bashir. neden animasyon olduğu sorusunun cevabını ise filmin ortasında uzman bir doktor kadın veriyor. ayrıca filmin gösterilmeye başladığı tarihler ile israil'in gazze'ye yaptığı saldırıların yakın tarihlerde olması ilginç bir tesadüf. israil'in çıkıp yaptıklarını kabullenmesi için bu sefer ne kadar zaman geçecek, göreceğiz.
(talen, 19.01.2009 16:03)
günah çıkarmadan ziyade suçu
falanjistlere yıkıp bizim suçumuz sadece olanları görmezden gelmekti demeye çalışan yapım.
(heidi, 05.02.2009 20:09)
bir japon, bir italyan, bir ingiliz, bir avusturyalı, iki alman ve bir türk (bendeniz) 'ten oluşan bir grupla izlemeye gittiğim film. ilk olarak söylemeliyim ki filmden çıkarken en çok etkilenmiş olan ve gözleri dolu dolu olan bendim.. sanıyorum diğer insanlar yaşadıkları coğrafya nedeniyle bu tip durumlara daha dışarıdan bakabiliyorlar.. ben belki olayı daha içselleştirmiş olduğumdan, ya da savaş olgusu çok yakın tarihimizde yaşanmamış olsa da bize uzak bir kavram olmadığından bana daha fazla dokundu filmde anlatılanlar..
yine de filmden çıktıktan sonra bir süre üzerine konuştuk. takıldığım noktalardan biri bu kadar büyük travmaların aradan yıllar geçse de nasıl unutulamabileceği idi. babası psikoterapist olan alman arkadaş benzer durumların 2. dünya savaşından sonra da yaşanmış olduğunu, insanların çok güçlü travmaların ardından bu tür olayları hiç yaşamamış olmayı istedikleri için hafızalarının derinliklerine gönderdiğini anlattı. bana çok anlamlı gelmese de evet deyip geçtim..
filmin en çarpıcı yanı aslında animasyon olmasına rağmen savaş ortamını çok gerçekçi bi şekilde yansıtmasıydı. özellile son sahnede animasyonun gerçek görüntülerle birleşmesi çok çarpıcıydı.
içerik olarak ise biraz israillilerin kendilerini temize çıkarmaya çalıştıkları görülüyor. tüm suçu hristiyanlara atıp kendilerinin savaştaki rolleri üzerinde durmuyorlar. mesela tanklardan dışarı ateş ederek civar köydekileri öldürdüklerinden bahsediyor filmdeki bir asker, ama filmin finalinde israilli askerler sadece seyirciydi gibi bir sonuç çıkıyor. ayrıca filmdeki iki karakterin (rüyasında köpekleri gören adam ve karate hocası olan) hayvanların ölümünden insanların ölümünden daha çok etkilenmiş olmaları da enteresan bir ayrıntıydı bence.. ya da onlar sadece yaşadıklarının dışa vurumuydu, bilemiyorum..
lübnan israil ürünlerine olan boykotunu bu film için istisnai olarak kaldırmıştır. savaşın çirkin yüzünü gösteren büyük prodüksiyonlara alışığız ama böylesi belki de daha etkili bir yol.
full metal jacket'i selamlayan bir filmdir bu kanımca.
animasyon kalitesi vasatın altında olan film. bir
ratatouille ya da
kung-fu panda değil.
verdiği mesajlara gelirsek, orda da bir yanlışlık var sanki. yani israilin lavuk askerlerini de savaşın kurbanı gibi gösteriyor - bir bakıma öyle de zaten - ama bunun üzerinde katledilen insanların üzerinde durduğundan fazla duruyor. filmin sonunda gerçek görüntüleri verdiğinde ise kurgudan çıkıp iyice gerçeğe dönüşüyor.
olumlu bir nokta belki şu: israil gibi kökten dinciliğin, nefretin bol kepçe yaşandığı bir ülkeden böyle bir filmin çıkması, bütün eksikliğine rağmen takdir etmemiz gereken bişey.
son olarak imdb notunun 8.2 olduğunu söyleyelim.
savaş karşıtı bir animasyon film. filmin animasyon, yapım, yönetmenlik boyutundan ziyade öyküsü daha ön plandadır. hani bazı filmler vardır. tek amacı derdini anlatmak olan, işin estetik boyutunu ikinci plana iten, işte waltz im bashir bu filmlerdendir.
konu olara, lübnan savaşında yaşadıklarını bilinçdışına iten eski bir askerin geçmişte yaptıklarını hatırlamaya başlamasını anlatıyor fim. ailesi de nazi katliama uğramış askerin, özdeşim kurarak
sabra ve
şatilla katliamlarına maruz kalanların yaşadıklarını anlamay çalışması işlenmiş yer yer. fakat bu konuda pek başarı sağlanılamamış. özellikle filmin son bölümlerinde işlenen, " aslında sabra ve şatilla katliamlarını biz yapmadık, hristiyan falansijstler yaptı." savunması filmin iyi niyetini gölgeliyor. filmin finalinde ise devreye giren gerçek görüntüler, duygusal olarak yıkılmanıza neden oluyor. insani duyguların iyice ortaya çıkarılması için animasyondan, gerçek görüntülere geçilmesi başarılı bir hamle olmuş. iyi niyetli görünmesine rağmen filmin tarafsızlığı tartışılır bir boyutta.
israilin verdiği silahlar ve mühimmatlarla kuşanmış falanjistler, yine israilin kontrolu altında girdiştikleri bu katliamda tek suçlu gibi gösterilmeye çalışılmış. ama tarihi bir gerçektir ki sabra ve şatilla katliamları bir israil katliamıdır.
şu filme göz atmakta da fayda var.
(bkz:
sous les bombes)
(amedian, 30.03.2009 14:42 ~ 14:44)
konusu çok iyi anlatılan, animasyon olduğu unutulup gerçekmiş gibi izlenen müthiş bir film. bütünüyle çok iyi sahnelere sahip olan film de, bazı sahneler de cigara döndürülmesi,
david bowie' den bahsedilmesi, tesisatçı pornosu izlenmesi ayrı bir güzellik katmıştır. ayrıca aşk gemisindeki kız da gayet iyidir. deniz yatağı niyetine ben de kullanabilirim.
(erm, 07.05.2009 15:24 ~ 15:25)
ağır bir gidişatı var, içerik olarakta ağır, yine bildiğimiz katliamlar bir askerin gözüyle anlatılmış, özellikle hipodromdaki atların ölümü çok etkileyiciydi, sinekler ve cesetler üzerine başarılı bir animasyon... arkasından normal yaşamına devam eden toplumlar.
bir israil askeri çerçevesinde, onun ve zamane arkadaşlarının gözünden israil'in beyrut'a girişini ve orada yaptığı katliamları anlatan 2008 yapımı belgesel tadında ama bir belgeselin verebileceğinden fazlasını veren animasyon filmi. filmin sonunda gösterilen gerçek görüntüler ise "bunları yapan insan olamaz" dedirten, üzen, insanın boğazına iki düğüm bırakan türden.
edit: imla
ekşi sözlükte hakkında çok ayrıntılı bir eleştiri yazısı yazmıştım ama şu an o tarz yeni bir yazı yazmaya enerjim yok. sadece filmin rüya kısımlarındaki etkileyici animasyonlar muhteşemdi onu belirtmek isterim. özellikle köpekli rüyada koşan vahşi köpekler sanki bana doğru geliyormuş gibi koltuğumda geriye çekildiğimi hatırlıyorum. mutlaka izleyiniz, ama filme ismini veren sahne bana diğer sahnelere göre tırt gelmişti onu belirteyim.
sevmek ve izlemek için kesinlikle animasyon sevmek zorunda olmadığınız, eski bir israil askerinin lübnan' a girişlerinin, şatilla ve sabra katliamlarının allatıldığı enfes bir animasyon.. hoş, biraz ''tüm işi hristiyanlar yaptı, biz sadece eskort ettik..'' düsturu da hissedilse de orda olanlar, o insanların yaşadıkları, çekilen çileler, günahsız masum çocukların nelerle karşılaştıklarını görmek adına izlenmesi gereken çok hoş bir animasyon..
özellikle finaliyle insanın boğazını düğümler cinsten..
insanın,
suçluluk duygusuyla ,
bilinç altına, neleri gömebileceğinin filmidir. bir tek kıvılcımla ,
vicdan uyanmış, geç kalan bir dinleyişe başlamıştır kendi sesini. ama ne fayda... beşirle vals , asıl anlatması gerekenden korkmuş ve anlatması gerektiğinin etrafında dolanıp durmuş bir filmdir. yarım kalmış gibidir sanki. o beklenen ana fikri dile getirmediği için. sanki, katliamda, israilliler sadece kullanılmıştır (????) hristiyan falansijstler herşeyden sorumludur. tuhaf bir
günah çıkarma filmi ama çıkartılamıyor o günah tam olarak..çünkü izlemenin ya da yardımcı olmanın ya da ya da tarafsız olmanın, nasıl da esasında
taraf olmak olduğunu anlatamamış,anlatmak istememiş yönetmen. günümüz terazisine boyun eğmiş. izlenmesi iyi olur elbette.
(bkz:
sabra ve şatila katliamları)
tarafsız, önyargılardan uzak insani duygularla izlendiğinde kişide tahribata yol açabilen bir gerçeğin animasyonu.. hoş animasyon deyince insan böyle cıvıl cıvıl renklerle bezeli, eğlenceli bir şey bekleyebilir baştan söyleyeyim bu filmde bunların hiçbirisi yok!..