vuslat 

adana çık aradan

  1. üstad necip fazıl'ın bir şiiridir aynı zamanda.

    büyük vuslat, kimbilir nerede, saat kaçta
    tabutumun tahtası bilmem hangi ağaçta?
    (aqua, 21.08.2004 22:53)


  2. vasıl bu kelimenin isim halidir. yunus emrenin bir şiiriyle örnekleyelim:

    ya elim al kaldır beni
    ya vaslına erdir beni
    çok ağlattın güldür beni
    gel gör beni aşk neyledi
    (lightblue, 16.08.2005 03:21)
  3. ayrıca bir bayan ismidir.
    (lightblue, 16.08.2005 03:21)
  4. kavuşmak demektir. ayrıca (bkz: vuslatın başka alem sen bir ömre bedelsin).
    (kharmian, 14.03.2006 00:16)
  5. yansımalar'ın en vurucu çalışmalarından birinin adıdır. ruhunuzun en derinliklerine üfleyen ney'in yanına bir de bu toprakların en güzel seslerinden birine sahip duduğu* da koymuşlar ki... tüm sözler biter, her dem her can, yaş olur akar aynı toprağa.

    duduk: suren asaduryan
    ney: aziz şenol filiz
    klasik gitar: birol yayla
    akustik gitar: birol yayla
    tanbur: birol yayla
    kontrabas: nezih yeşilnil
    vurmalı çalgılar: engin gürkey
    ud: samim karaca
    kanun: taner sayacıoğlu
    viyolonsel: reyent bölükbaşı
    (dr conners, 09.04.2006 14:30)
  6. nadide sultan'ın ilk çıkış yaptığı parça.
    (amphitrite, 09.04.2006 17:01)
  7. yansımalar'ın 2001 tarihli albümü...

    şarkı listesi:

    01- kayıkçı (navavar) 3'07''
    02- günüm güneşim olamazsın sen (erzurumi şoror) 4'19''
    03- yüce dağlar (partsır sarer ay sarer - pınçılik) 6'17''
    04- tutam yar elinden tutam 6'17''
    05- bir çiçek gibi (vorbes mi dzağig) 4'53''
    06- allı turnam 5'20''
    07- elli yaş (hisundari) 6'39''
    08- tutam yar elinden tutam 5'37''
    09- kırmızı gülüm soldu (tarametsav garmir vartıs) 7'00''
    (van den budenmayer, 15.06.2006 01:57 ~ 01:57)
  8. 2000 tarihli yansımalar'ın "serzeniş" adlı albümünden bir parça...
    (van den budenmayer, 15.06.2006 02:06)
  9. anlamı itibariyle çok güzel bir kelime, çok güzel bir isim.
    (excalibur, 28.06.2006 11:04)
  10. mesafeleri hayaliyle katlanılabilir kılan...
    geçici ayrılıklar süresince çekilen ipin ucunda duran*...
    ...
    yastığa düşmüş başın uykuya dalabildiği nadir anlarda görebildiği tek düştür.

    (bkz: uzaktaki sevgili/@928645)
    (guest8644, 02.09.2006 23:08 ~ 23:08)
  11. bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
    ömrün bütün ikbâlini vuslatta duyanlar,
    bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamânı,
    görmezler ufuklarda, şafak soktuğu ânı...
    gördükleri rü'yâ ezelî bahçedir aşka;
    her mevsimi bir yaz ve esen rüzgârı başka.
    bülbülden o eğlencede feryâd işitilmez;
    gül solmayı; mehtâb, azalıp gitmeyi bilmez...
    gök kubbesi her lâhza, bütün gözlere mâvi...
    zenginler o cennette fakirlerle müsâvi;
    sevdâları hulyâlı havuzlarda serinler,
    sonsuz gibi, bir fıskıye âhengini dinler.


    bir rûh, o derin bahçede bir def'a yaşarsa
    boynunda onun kolları, koynunda o varsa,
    dalmışsa, onun saçlarının râyihasıyle,
    sevmekteki efsûnu duyar her nefesiyle;
    yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
    bir mû'cize hâlinde o gözlerdendir artık.
    kanmaz, en uzun bûseye, öptükçe susuzdur,
    zirâ, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
    insan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
    bir sır gibidir azcok ilâh olduğumuzdan.

    onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
    bir gün nereden hangi tesâdüfle gelirler?
    aşk, onları sevkettigi günlerde, kaderden
    rüzgâr gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
    geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!
    Âlemde bir akşam ne semâvi koşudur o!
    dört atlı o gerdûne, gelirken dolu dizgin,
    sevmiş iki rûh ufku görürler daha engin,
    simâları her lahza parıldar bu zafirle;
    gök her tarafından, donanır meş'alelerle!

    bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
    varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
    dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
    zalim saat ihmal edilen vakti çalar da
    bir ân uyanırlarsa lezîz uykularından,
    baştan başa, her yer kesilir kapkara, zindan...
    bir fâciadır böyle bir âlemde uyanmak...
    günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...
    ey talih! ölümden ne beterdir bu karanlık!
    ey aşk! o gönüller sana mâl oldular artık!
    ey vuslat! o aşıkları efsûnuna râm et!
    ey tatlı ve ulvî gece! yıllarca devâm et!

    yahya kemal beyatlı
    (sahra, 24.01.2007 04:21)
  12. dini - tasavvufi halk edebiyatında, seyr-i süluh'un sonu ve "ölüm" anlamına gelecek şekilde kullanılmış sözcük.
    (bkz: şeb-i arus)
    (aytok, 28.04.2007 21:39)
  13. emre kongar ın her final sınavından önce mutlaka okuduğu ve dünyanın en güzel aşk şiiri ilan ettiği yahya kemal beyatlı şiiri.
    (euromos, 29.04.2007 10:21)
  14. can dündar'ın yüzyılın aşkları adlı kitabının önsözünde şöyle der;
    ne tuhaftır ki, onca baskının, imkansızlığın, mesafenin aşındıramadığı aşkı, çoğu kez vuslat öldürmüştü. ayrıyken harlanan sevda, buluşunca sönmüştü. kollar sarılınca, özlem yok olmuştu.
    (özlemce, 23.10.2007 06:55)
  15. ikiden bir yapmak. aşkın binde bir olasılıklı olan o karşılıklı hale gelme anı ve birlikte gelme anı. zaten sonrasında aşk biçim değiştirir. çarpışan iki topun birbirine hız aktarması gibi vuslat entropik bir hadisedir. dengelerin değişme anı.
    (z string, 27.12.2007 22:34)
  16. özlemin son noktası, iki bedenin, iki ruhun eriyip karışması, bir olması.
    (hayvanat bahçesinde kuş olsam, 06.01.2008 02:10)
  17. sevgilimin elleri...
    (özlemce, 06.01.2008 02:17)