|
|
- sibirya doğumlu yönetmen andrey zvyagintsev'in imzasını attığı ilk film olmasına rağmen birçok ödüle layık görülerek dikkat çekmiştir. bunlar ise:
venedik'te altın aslan,
avrupa film akademisi ödülleri’nde de yılın keşfi ödülü,
altın küre’de yabancı dilde en iyi film ödülü'dür.
filmin kısaca konusu ise:
babasız büyüyen iki kardeş, andrea ve vanya, eve geldiklerinde kapıda daha önce görmedikleri bir araba olduğunu fark ederler. kendilerini bildiklerinden beri görmedikleri babaları gelmiştir. o akşam sofrada bir tabak fazla konmuştur. babaları ertesi gün bir yolculuğa çıkacakları haberini verir. evet özlemini duydukları pek çok şeye kavuşabileceklerdi: babalarıyla balığa çıkabilecek, erkek erkeğe konuşabilecek, babalarının kaslarıyla gurur duyabileceklerdi ama...
bir izleyici olarak yorumum ise: çok çok değişik, sadece anlık zevk alınabilecek bir film. özellikle küçük çocuk vanya'nın tavırları, kameranın dikkat çektiği görüntüler, karakterlerin aklından geçenleri tahmin etmeye çalışmak* filmin seyirciye verdiği zevki palazlayan faktörler arasında.
2004 rus yapımı olan the return* seyretmeye değer filmlerden bir tanesi.
iyi seyirler(viola, 20.02.2005 20:52 ~ 05.02.2006 08:55)
- orijinal adı vozvraşşeniya'dır.
(bkz: biliyoz da konuşuyoz)
- hayır vozvrashcheniye'dır.
+ tamam peki. kızma.(ephendy, 13.03.2006 12:45 ~ 12:50)
- oldukça duru bir film.. bu yüzden filmde anlatılan herşey rahatlıkla kafanıza giriyor, hiç zorluk çekmiyorsunuz.. karmaşık filmlerin ardından kafanızın allak bullak olması gerekirken, aşırı bir sadelikle ve rüya gibi karelerle anlatılan bu basit hikaye filmden sonra saatlerce sizi düşünmeye sevk ediyor..
- bissürü soru işaretiyle biten filmlerden birisi.baba bunca zamandır nerdeydi? ne diye çıkıp geldi? bunlar hep balık mı yedi? baba iki de bi kime telefon açıyodu? bızzttt..sonunda kısa devre yapmanıza neden olabilecek bi film.yapmanız gereken tek şey filmin sadeliğine ve fotoğraf karelerinin güzelliğine teslim olmak.küçük çocuğun babasını kabullediği sahne gerçekten etkileyici.
- izlemeyenlere filmi zehir etmemek adına dilediğim gibi yazamıyorum ne yazık ki! psikoanalitik bir okuma bu filme şahane gider... etkileyici!
- 2003 yapımlı andrei zvyagintsev filmi. zvyagintsev'in tarzı nuri bilge ceylan'ın tarzına oldukça benzerdir. mekanları ve fotoğraf dilini mükemmel kullanır... sade bir hikayeyi sade görüntülerle çok güzel işlemiş. çok fazla oyunculuğa da gerek bırakmamıştır. türkiye'de dönüş adıyla sinemalara gelmişti yanılmıyorsam.
- 12 yılın üzerine çıkıp gelen bir baba ve babalarını unutmuş iki çocuk. baba, çocuklarını iki günlüğüne, doğa ile başbaşa tatile götürüyor. çocuklardan küçük olan varya, sorgucu bir karakter ve babasının aniden çıkıp gelme nedenini bilmek istiyor -izleyen bizler gibi. andre ise anı yaşıyor. hatta kardeşi varya'nın da sorgucu olmamasını, anı yaşamasını istiyor. ama yol boyunca varya türlü huysuzluklar yapıyor, bilmek istiyor babanın çıkıp gelme nedenini, sevdiği babasının onu sevdiği gibi kendisini sevip sevmediğini. bu davranışı asık suratlı, meymenetsiz babayı çileden çkartıyor tabii ki.
bir yandan filmi izlerken, bir yandan da 'bu adam ne diye 12 yıl sonra çocukları ile iletişim kuruyor' sorunsalını öğrenmeyi bekliyoruz. varya'nın bir isyan gösterisinde, baba, buna dair birşeyler söylüyor, ama pek yenilir yutulur cinsten değil. "mantıklığım" diyen biri bunu kaldıramaz. film babanın 12 yıl sonra ortaya çıkması ile hiç ilgilenmemiş, gerek duymamış. başka şeylerin peşinde... bu da filmi özel kılıyor, ödüller aldırıyor...
filmin görselliği dikkate değer. yeşil ve mavinin içinde geçen bir film. bana doğayı işlemeyi seven terrence malick i hatırllattı. filimin en ilginç ve sevdiğim sahnesine değinmeden geçemeyeceğim: babanın çocukları ile ilk görüştüğü sahne olan, yemek yeme sahnesi. adamın, çocuklarına karşı en ufak bir sevgi gösterisi yok. sanki yüzlerini görmekten bıkmış gibi. üstüne üstlük çocuklarının şarap içmesini istiyor. bu sahne filmin son sahnelerinden biri ile baya bir çelişiyor. yönetmen andrey zvyagintsev, bizim anlamlandırmamızı istiyor adeta. bolca açık kapı, soru işaretleri bırakmış. film üzerine düşünmekten üşenenlere uygun bir film değil.
sıkmayan bir seyirliği var filmin. debisiz nehirde rafting hazzı uyandırıyor. görselliği de cabası. (sehrikalp, 13.08.2007 19:13 ~ 10.09.2007 18:16)
- filmdeki otoriter baba imgesi bana stalin'i çağrıştırıyor (ya da çağrışımlardan biri). yer yer despot ama öğretici olmaya çalışan, koruyucu baba figürü tam da rus toprağını anlatıyor. onca hengamenin içinden çıkmış bir toplum ve stalin'in rusya'da hala büyük bir özlemle anılan bir lider olması; iki çocuğun babasız büyümeleri, onun çıkagelmesiyle üzerlerine çöken tehdit ve şiddet dolu ama aynı zamanda öğretici yaşamın bungun ağırlığı, babalarının ölümüne üzülmeleri ve cesedine duydukları -bir nevi- saygıyla birleştirilince... fazla mı abarttım?
- ufak çocuğun baba diye bağırmasıyla tüyleri diken diken eden andrey zvyagintsev filmi. filmin en sıcak bölümü ise sonunda gösterilen fotoğraf kareleridir.
- çok değerli bir minimalist sinema örneği... çok da kaliteli bir dram... tür dahilindeki, kaçırılmaması gereken 21yy. yapımı... venedik film festivali' nde de altın aslan dahil beş ödüle layık görülmüş bir film....
bu tarzda filmlerin özellikle son zamanlarda belli başlı bir kaç yönetmen dışında çekilmemesi önemini daha da artırıyor...
- en mantıklı yorumlardan birinin sinemafanatik sitesinde yapıldığı güzel film.ayrıca 1 saat önce kanaltürk'ün yayınladığı film.
http://www.sinemafanatik.com/...
- sıkıntılı film. her film gülüp eğlendirecek diye bir kaide yok belki ama en azından ufak bir tebessüm bile ettirmiyor seyirciye. film her yönden bir avrupa yapımı olduğunu gösteriyor, hollywood filmlerinden çok ayrı bir atmosfere sahip. filmde akılda kalan tek şey cevap bulamayan bir takım sorular. babanın onca yıl aradan sonra çıkıp geldiğinin ikinci günü çocuklarını durduk yere balığa götürmeye kalkması, adamın yaptığı esrarengiz telefon görüşmeleri ve adada kazıp çıkardığı kutuda ne olduğu... bunlar filmde yanıt bulmayan sorular. izleyip izlememek konusuna gelince, izlenmeyecek bir film değil ama ruhu yoruyor ve heyecan, atraksiyon bekleyen seyircinin beklentisini karşılamıyor.
- sır içindeki doğa manzaraları için bile izlenebilecek bir film. varsın ekşın içermesin. film boyunca vurulmayan darbe, filmin sonunda vuruluyor zaten. tatminkar da oluyor.
- son zamanlarda izlediğim en etkileyici film. hayır film falan da değil aslında , başka bir şey. kamera ile insan ancak bu kadar çekebilirmiş bir şeyler. gerçekten yazacak sayfalarca şey var ama sinemayla ilgilenen herkesin izlemesi gerektiğini düşünüyorum.
10/10
|