12 yılın üzerine çıkıp gelen bir baba ve babalarını unutmuş iki çocuk. baba, çocuklarını iki günlüğüne, doğa ile başbaşa tatile götürüyor. çocuklardan küçük olan varya, sorgucu bir karakter ve babasının aniden çıkıp gelme nedenini bilmek istiyor -izleyen bizler gibi. andre ise anı yaşıyor. hatta kardeşi varya'nın da sorgucu olmamasını, anı yaşamasını istiyor. ama yol boyunca varya türlü huysuzluklar yapıyor, bilmek istiyor babanın çıkıp gelme nedenini, sevdiği babasının onu sevdiği gibi kendisini sevip sevmediğini. bu davranışı asık suratlı, meymenetsiz babayı çileden çkartıyor tabii ki.
bir yandan filmi izlerken, bir yandan da 'bu adam ne diye 12 yıl sonra çocukları ile iletişim kuruyor' sorunsalını öğrenmeyi bekliyoruz. varya'nın bir isyan gösterisinde, baba, buna dair birşeyler söylüyor, ama pek yenilir yutulur cinsten değil. "mantıklığım" diyen biri bunu kaldıramaz. film babanın 12 yıl sonra ortaya çıkması ile hiç ilgilenmemiş, gerek duymamış. başka şeylerin peşinde... bu da filmi özel kılıyor, ödüller aldırıyor...
filmin görselliği dikkate değer. yeşil ve mavinin içinde geçen bir film. bana doğayı işlemeyi seven
terrence malick i hatırllattı. filimin en ilginç ve sevdiğim sahnesine değinmeden geçemeyeceğim: babanın çocukları ile ilk görüştüğü sahne olan, yemek yeme sahnesi. adamın, çocuklarına karşı en ufak bir sevgi gösterisi yok. sanki yüzlerini görmekten bıkmış gibi. üstüne üstlük çocuklarının şarap içmesini istiyor. bu sahne filmin son sahnelerinden biri ile baya bir çelişiyor. yönetmen
andrey zvyagintsev, bizim anlamlandırmamızı istiyor adeta. bolca açık kapı, soru işaretleri bırakmış. film üzerine düşünmekten üşenenlere uygun bir film değil.
sıkmayan bir seyirliği var filmin. debisiz nehirde rafting hazzı uyandırıyor. görselliği de cabası.