tolstoy'un klasikleşmiş romanı. tiyatroya aktarılmış halinin hayvan gibi dekor ve tesisat gerektirmesiyle dikkatleri çekmiştir.
tolstoy'un bu eseri dünyada en çok okunan romanlardan biridir, belki de en başta gelir. çünkü orada, seven, sevilen insanların ıstırabı, harp ve sulh gibi, dünyaya acı ve saadet gibi hayata hakim iki zıt kuvvet arasında çırpınışı vardır.
harp ve sulh geniş bir çerçeve içinde işlenmiş bir hayat panoramasıdır.
karakterler öyle bir anlatılır ki bu kitapta... öyle yani. ben bir karaktere aşık bile oldum
(mavio, 20.08.2004 22:44)
keşke "kim kimdir" diye bir bölümü de olsaydı diye kıvrandırtan rus klasiklerinden biri.
konusunda savaşan adamlar vardır. (bizden de kitap incelemesi bu kadar çıkıyor)
başlarda kim kimdir, hepsi birbirine giren ; rus aristokrasisinin çiyliklerinden mide bulandıran ; ama sonlara doğru karakterlerin hayatlarının kesiştiği, daha okunası olduğu kitap .
ayrıca ölüm korkusunu fena halde tetiklemekte , insanın içine dokunmaktadır .
edebiyat dünyasında şu ana kadar yazılan romanlar arasında onca sayfada barınan duygu ve düşünce yoğunluğunu, anlatılmak istenen karşıtlığı en iyi yansıtan adeta masal havasında yazılan,çok açık ve güncel bir isme sahip "tarihi bir belge"dir. roman kelimesi bu kitabın hakettiği değeri dolduramıyor bence.
tolstoy'un savaş ve barış'ı dünya edebiyatında son bin yılda yazılan en iyi eserlerden biri olarak değerlendirilmektedir.
yaşamı özetleyen iki büyük kelime, hatta hayatımızdaki en büyük iki kelime: savaş ve barış...
yüzeyinde birkaç soylu ailenin yaşamı anlatılıyor ama satırlarda savaşın inleyişini duymamak mümkün değildir. rusya'da o dönem süregelen savaş- napolyon'nun rusya'yı işgali-, napolyon'un avucundaki avrupa, yaşanılan dönemdeki çarlık rusya'nın zaafları sere serpe yazılmıştır.
adından da anlaşılacağı gibi "zıtlıklar" üzerine kurulmuştur roman: soylular ve köylüler( ben "yiyenler ve çalışanlar" diyorum), sevgi ve nefret gibi çelişkileri hisedebiliriz.
savaşa dair betimleme için okunabilecek en güzel kitaplardan biridir. tüm eserlerdeki ortak nokta burada da vardır: "aşk"... dünyalar güzeli elena bezuhuva büyüler bizi. bu eserde prensin eşi bizim hala sorduğumuz sorduğumuz soruyu eşine sorar: neden erkekler hep savaş ister? biz kadınlar böyle değiliz...( tam olarak cümle böyle değildi ama mesaj aynıdır)
kitap o kadar yoğun ki kitap bittikten sonra çevremizde o kişiler hala yaşıyor gibi hissediyor insan. sanki bir dönemi yaşamışsınız da yeniden doğmuşsunuş. belki bir uyanış, belki de bir silkeleniş...
bu eserle ilgili en güzel yorumu bence gorki yapmıştır:
"okurken-hiç abartmıyorum- kahramanları etleriyle kemikleriyle yanınızda hissedeceksiniz."
edit:1- en son piyasada 14 tane çevirisi olduğunu görmüştüm. çeviri dili de kitabı okurken zevk almamızı sağlayan etkenlerden biridir. dikkat etmek gerekir.
edit:2- kitap biraz sıkıcı gelebilir yoğun tasvirlerden dolayı.
edit:3- detayı seven arkadaşlarımızın bu romanı seveceğini tahmin ediyorum.
"zaman ve kalabalık" içinde kaybolunabilecek bir yolculuk vardır.
okumaya yeni başladım ve daha ilk bölümde şu cümle ile karşılaştım:
"nüfuz denilen şey,tümüyle kaybolması istenmiyorsa rastgele harcanmaması gereken bir sermayedir."
...
woody allen'ın bu kitapla ilgili olarak
hızlı okuma tekniklerini yermek amacıyla söylediği söz ilginçtir: "savaş ve barış'ı 15 dakikada okudum; kitap savaştan bahsediyor."
okurken karakterlerin ilk geçtiği ve/veya tanıtıldığı sayfanın üst kısmına o karakterin ismi yazılırsa, okuma sırasında geri dönme kolaylığıyla birlikte okumasının da kolaylaşacağı kitap.
konusu rusya'da geçen bütün rus romanları için bu yöntemi öneririm. ben yararını gördüm.
''acı da mutluluk gibi saf ve sonsuz olamaz'' anlamını taşıyan benzerimsi bir cümle vardı; natacha 'nın yaşadığı kederin seyrine bir durakta.tartışmaya açıktır.ama benim tartışmalarımdan doğruluğuyla da sıyrılıp çıkmıştır, alnının akıyla( o da ne ise işte?!).
savaşın insan üzerindeki günlük yaşamdan farklı esintileri ,insanların üzerine çökenler diğer yandansa bunun bile günlük yaşama bağlı esintileri yani çelişkileri... insan ilişkileri, aşklara yaklaşımlar adına da bende ''ilginç'' nidalarına sebep olmuş bir romandır.hayata benzerliğinin bile başkalığında-bana çarpan- bakışlar, aşkı ne tarafından yakaladığı pek bir meçhul kahramanlar..acılardan sıyrılışlar, pat diye, birdenbire denirliğinde.yaşamın anlamını mı çözmüşler yoksa...
tolstoy,
dostoyevski kadar kişi çözümlemesine gitmez.ki bundandır ki; cevabı okuyucuya kalası bence.
rusça bilmeyenler için:
savaş ve barış
karakter sayısının aşırı fazla olması dışında bu karakterlerin de kendi aralarındaki grift ilişkilerden dolayı sonunda bile hala kim kimdi karar verilemeyen kitap. örneğin
nataşa rostova önce
andrey bolkonskin'le, ardından
anatol kuragin'le aşk yaşar, sonra kuragin'in eniştesi
piyer bezuhov'la evlenir. nataşa'nın abisi
nikolay rostov da aslında kuzeni sonya'yı sever ama andrey'in kardeşi
mariya bolkonskaya'yla evlenir.
1956 yapımı 200 dakikalık film.baş rollerinde
audrey hepburn(natasha),
henry fonda (pierre),
mel ferrer(prens andre),
anita ekberg (helen),
herbert lom(napoleon bonaparte) var.
tolstoy' un 7 kez okuyup 7 kez düzelttiği iki ciltlik eseri.
karakterleri bir benim karıştırdığımı ve ezberleyemediğimi sandığım buradaki yorumları okuduktan sonra rahatladığım kitaptır. daha ilk baştan tarih sahnesiyle ilgili çok ilginç çözümlemeler vermektedir. herkes napolyon a karşıdır, davranışlarını kabul edilemez bulurlar ama özellikle erkekler ona okadar gizli bir hayranlık taşır ki neredeyse hepsi asker olma hevesindedir.
(fluwn, 20.12.2008 09:30)
tolstoy dayımızın ne kadar karışık yazsam karakterleri de kimse okuyamasa diye düşünerek ve kağıt kalem olmadan okunamayası klasik romanı.
okunması zor ya da en yavaş kitaplar başında yer alacağına inandığım tolstoy a ait dünya klasiği. sıkıcı olduğunu söylüyorlar, evet ben okumadım.
(idiot, 04.07.2009 11:32)
tolstoy'un en önemli eserlerinden biri.savaşla ilgili sayfalarca bilgi,tasvir içerir.orjinali-yanılmıyorsam-dört ciltten oluşur.çok sayıda önemli karakter vardır romanda ve hepsi özenle tanıtılır.tolstoy'un karakter betimleme konusundaki yeteneğine hayranlık uyandırıcıdır.
lise 1'de zorunlu okutulan kitaptı bizim okulda. kitabı bitirdikten sonra mutlaka tasvirlerinin güzelliği için bir kez daha okursunuz ilerleyen bir zamanda, gelecekte. özellikle kadın tasvirleri müthiştir rus edebiyatı'nın bir rutini olarak. elen için 'onun vücudunda herkesin bakışlarından kalma bir cila vardı' diye bir betimleme yapılır mesela. nasıl bir cümledir bu yahu. mutlaka o balo salonlarını, içinde çalan müzikleri, dansları bilirsiniz. kelimelerin gücü çok açıktır bu eserde.