pedro almodovar'ın yönettiği penelope cruz'un başrolünü oynadığı ispanyol filmi. volver'in türkçe karşılığı "geri dönmek" anlamındadır.
ezelden beri penelope cruz için "ne iyi bir oyuncu ne de güzel. bunda ne buluyorlar?" diye kendime sorduğum sorunun cevabını yine penelope hanımefendi sayesinde hem o güzel müzikler hem o enfes kurgu ve hem de ustaca bir yönetmenlikle aynen geri aldığım film olmuştur.
komedi filmleri festivalinin açılış filmi olarak seçilse de, içindeki mizahî durum, bir stendap performansı ihtiva etmemektedir.
bunların ötesinde (ya da berisinde tam bilemiyorum) çeşitli kurumlar tarafından ödüle boğulmuştur. samimiyeti insanın yüzünde tatlı bir tebessüm bırakmaktadır.
uyarı!!!
bu kısım şiddetli olarak filmden alıntı içermektedir:
kadınların dünyasını gerçekçi bir şekilde yansıtan hoş bir film.
filmin en çarpıcı yanı samimiyeti. karakterler arasındaki ilişkiler samimi, oyuncular samimi, film seyirciye karşı samimi. görmeniz gereken herşey var görmemeniz gerekenler görülmüyor.
filmde "ben sana bakarım" repliğini duyduğum an filmi türk filmi zannettim. ancak bizde olur zannettiğim pek çok tabu yıkıldı.
kısaca kızların, kadınların, kendini kadın hissedenlerin özellikle seveceklerini düşündüğüm bir film.
tipik bir almodovar filmi.seyirciyi filme ortak eden,samimi,en trajik anda bile araya espri serpiştirilmiş,hepsinden öte hayatın içinden yansımalar barındıran bir film.almodovar ın bir başka başarısı da diğer yönetmenlerin asla cesaret edemedikleri gerçek hayattaki çarpıklıkları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesidir.volver asla bir hable con ella değildir,hatta bad education kadar da başarılı değildir bana göre.cüneyt arkın filmleriyle büyümüş türk halkını uyutacak kadar da ağır tempoda ilerliyor belki de.ama almodovar sinemasının en güçlü yanını da bizlere sunuyor.samimiyet ve yaşamdan kesitler.
geri dönüşün; karakterlerde,olaylarda,mekanda çok iyi işlendiği bir film.almadovar bu işi gerçekten biliyor..özellikle ilk yarıda çok fazla olay,aksiyon olmamasına rağmen karakterlerin sıradan hayatında buluveriyorsunuz kendinizi. ayrıca beni penelope cruz önyargısından kurtaran film olmuştur aynı zamanda.hem oyunculuğu hem de fizik olarak..
yönetmenin diğer filmlerini izleyenler için hayal kırıklığı yaratabilecek bir film. beklentiler yüksek olunca bu tazahür anlaşılmaz değil elbet. ha hoş olan taraflar da vardı, oyunculuklar, mekanlar, cıvıl cıvıl renkler gibi...samimidir, alt metni vardır elbette ama; biz penolope nin göğüslere odaklandığımızdan mesajı kaçırdık sanırım.
"almodovar varsa iyidir" beklentisiyle izlediğim ancak ortalama bir sinema öğrencisinin bitirme projesinden daha iyi bulmadığım film. özellikle karakterlerin yaşadıkları trajediler karşısındaki anormal soğukkanlılıkları filmin samimiyetini baltalayan en büyük etken bence. kadın filmi olmaktıysa bu filmin iddiası biraz daha kadın ruhunu ve tepkilerini yansıtmalıydı. kısaca ve bence olmamış...
özellikle augustina karakterine bayıldığım film. çok sıradışı ama bir o kadar doğal bir tip yaratmış. augustina'nın farklı kişiliğini karikatürize etmeden, abartmadan, hayatın içinde olabileceği kadar doğal bir şekilde sunmuş. demek ki neymiş: almodovar varsa, gerçekten iyidir.
penolepe cruz ablamızın taşlığını bir kez daha gözler önüne seren, kim kiminle beraber olmuş, "anne benim babam kim?" gibi soruları sordurtmuş, o güzelliğin nasıl da bir pislik artığı temizlenir dersi verdiği güzel film. evet, annesini unutmamak lazım. o da etraftaki çöpleri yakmıştır.
tıpkı yüksek topuklar(tacones lejanos) filminde olduğu gibi pedro almodovar yine kadınlar üzerine bir film yapmakla kalmamış aynı zamanda yıllarca görüşmeyen birbirlerini bir türlü anlayamamış ve birbirlerinde derin yaralar açmış bu anne kızların elinde sonunda birbirlerini anlayıp ,yaralarını sarma konusuna değinmiş.ve tıpkı yüksek topuklar'daki aslında luz casal tarafından söylenen piensa en mi şarkısı gibi burada da asında estrella morente tarafından söylenmiş volver şarkısı özenle seçilmiş.penelope cruzdan filmin o anına dek beklediğimiz,babası tarafından tacize uğramış annesiyle o olaydan beri hiç konuşamammış ve yanlış yere kırgınlık beslemiş bir kişinin içinde bunca zaman tuttuğu hüznü ne zaman çıkarıcak artık dediğimiz anda şarkı tüm bu filmde yaşananları anlatmaya birebir yetmiştir.
şarkının sözleri
volver
yo adivino el parpadeo
de las luces que a lo lejos
van marcando mi retorno
son las mismas que alumbraron
con sus pálidos reflejos
hondas horas de dolor
y aunque no quise el regreso
siempre se vuelve al primer amor
la vieja calle donde el eco dijo
tuya es su vida, tuyo es su querer,
bajo el burlón mirar de las estrellas
que con indiferencia
hoy me ven volver
volver...
con la frente marchita
las nieves del tiempo
platearon mi sien
sentir...
que es un soplo la vida
que veinte años no es nada
que febril la mirada
errante en la sombra
te busca y te nombra
vivir...
con el alma aferrada
a un dulce recuerdo
que lloro otra vez
tengo miedo del encuentro
con el pasado que vuelve
a enfrentarse con mi vida...
tengo miedo de las noches
que pobladas de recuerdos
encadenan mi soñar...
pero el viajero que huye
tarde o temprano detiene su andar...
y aunque el olvido, que todo destruye,
haya matado mi vieja ilusión,
guardo escondida una esperanza humilde
que es toda la fortuna de mi corazón.
izlerken oldukça eğlenceli bulduğum, bazı karelerde irkildiğim filmdir. avrupa sinemasının önünü açacak film olarak gösterilse de etkisini hala görmediğimiz filmdir. ayrıca işlenen ensest ilişkiler yüzeysel olarak aktarılmış ne var ki yapısı itibariyle bu açığını kapatan bir film. penelope cruzdan nefret ettiğimi varsayarsak ve bu filmde lan bu hatun bu kadar güzel miydi? sorusunu beraberinde getiriyor. tabi göğüsler muhteşem.
bana zamanımı boşa harcadığımı iliklerime kadar hissettiren film.bizimkiler dizisinin bir bölümü gibiydi.açıkçası filmde güzel olan tek şey penelope cruz'du.
almodovar kolajı. babanın filmlerinden silinmiş sahneleri * birleştirip bedavadan film çıkartmış sanki yapımcılar. hani bazı unkapanı zekileri ellerinden kaçırdıkları şarkıcıların albümde kullanılmayan stüdyo çalışmalarından korsan albüm yapar ya, onun gibi. hayır, yapımcısı da kardeşi, kardeş kardeşe böyle kazık da atmaz. tek seferlik bir 'cepten yeme' hadisesi olduğunu ümit ediyor, almodovar ustamızdan todo sobre mi madre, hable con ella, la mala educacion gibi büyük başyapıtlar bekliyoruz.
etkileyici, sürükleyici, damakta şekerli bir tat, yürekte iz bırakan bir film. ama sonunu görünce izleyicide bir yarım kalmışlık, çözülememişlik hissi uyandırıyor. zira film akıbeti belli olmayan olaylarla dolu. ama kesinlikle penelope cruz' a hayran olma sebebi. yanında bonus olarak gelen doyurucu oyunculuklar da cabası.
http://www.youtube.com/... adresinden penelope cruz'un filme ismini veren şarkıyı söylerken ki performansı izlenebilir.
her kadının tutku sevgi ve güç barındırması gerektiğini gösteren muhteşem bir film.
penelope cruz'un kanlı bıçağı yıkama sahnesinin, izlediğimde bana otuzbir çekme eylemini hatırlatan almodovar şaheseri. görüntü yönetmeninin de payı yok değil bu düşüncemde. öyledir ki çekim yukardan yapılmaktadır, penelope'nin bıçağı temizlerken ellerini ileri-geri götürüşü ve o bıçağın kurbanının bir 'erkek' oluşu bu sonuca varmamı sağlamıştır. ayrıca bıçak yukardan bakıldığında tam olarak penelope'nin göğüslerinin arasına denk gelmektedir.
bu ayrıntılar nasıl bir dikkat ve psikolojiye denk geliyorsa artık bende!
ölü evindeki konuşmalar dedikodular aslında mukemmeldir, bana şöyle göründü kapıyı açık bırakmıştı, tıpkı türklerdeki gibi, öldükten sonra bir şekilde iletişim kurulabilceğini her görüleni mistik bir olay gibi anlatılmasını kadınların dikkatini çekilmesini sağlıyor. ayrıca cenaze evinde kadın ve erkeklerin ayrı ayrı bulunması da dikkatlerden kaçmadı. köyün erkeklerinin erkenden ölmesinin ve filmin sırf kadınların üzerinden devam etmesinin ilginç bir tadı var.
---spoiler olabilir: ayrıca raimunda nin yıllarca agustina nın annesinin mezarını temizlemiş olması da bir nevi raimundanın annesinin agustina dan özür şekli gibi gözüktü.
penolepenin güzelliğine ve sesine diyecek yok tabiki resmen bu filmde önyargımı kırmıştır.unutmadan ne öpüşgen insanlar bunlar ya.
her karede gözümüze gözümüze sokulan kırmızı rengin dışında akıllarda kalan bir diğer olay da agustina'nın öpücükleriydi.
tebrikler pedro amca güzel filmdi vesselam.
rengarenk ispanya'ya inat simsiyah bir cenaze evi, rüzgar, değirmenler, kendi mezarını yöresel bir adet olarak düzenli temizleyen insanlar, yelpazeler, ölüm, hesaplaşma, ensest ve kadın.
acıdan da, seviden de renk renk koymuş anlatısına almodovar. da nedense hable con ella'daki sorusunun ayakları yere daha sağlam basıyor gibi geldi bana. sanki almodovar'ın da orada net bir cevabı yoktu ve seyirciyle beraber aramak için yola koyulmuş gibiydi. içine daha çok girebildiğiniz ve kişisel yolculuğunuzca biçimlendirebildiğiniz çok daha katmanlı bir filmdi çünkü. volver'inse sınırları sanki baştan belirlenmiş ve nedeni, niçini ortada. almodovar'ın ortaya koyduklarına dair dönecek tartışma sanki daha kısır ve yürünen sanki daha evvel adımlanmış ya da en azından bu hissi veren bir yol.
bazı eksiklikleri olsa da izlerken volver'in başından itibaren aradığım şeye, o bir türlü hazzetmediğim penelope cruz sayesinde varacağıma inanmazdım aslında ama oldu. hable con ella'da matador kadın ve boğanın bence tutkulu bir sevişme ya da dans dışında adlandırılamayacak o kelimenin tam anlamıyla "dokunan" sahnesini müzikle akıllara kazıyan almodovar, geçmişe dönmek ve tüm keşkelerini silmek isteyen raimunda'nın dilinden de dönüşün şarkısını yaymış sanki filmin tamamına. koskoca bir volver, tam da bu sahneye fon aslında. iyi bir oyunculuk, tizleşen ya da pesleşen seslerde bambaşka "dönüş"ler ve yıllarca süren bir susuşa atılmış çığlık gibi bir sahne!
almodovar'ın hayatı anlatırken müziğe kement atıp onu dizginlemesini ve gitmek istediği yere doğru dört nala sürmesini seviyorum. renklerini ve ezgilerini. eksiklerine rağmen çoğu filminin dokunabilmesinin sırrı da bu sanırım.