hitlerin ikinci dünya savaşı sırasında, insanların araba sahibi olma amacıyla verdikleri paraları, savaş aracı üretmekte sermaye olarak kullanmasıyla ortaya çıkan araba firmasıdır.günümüzde oldukça başarılı bir firmadır.aynı zamanda pazarlamaları, özellikle reklamları ve reklam müzikleri gerçekten sağlamdır.
tamam adolf hitler felan ama dehası yine konuşmuştur. çünkü, soğuk ve kar yağışı yanında her şeyi donduraan bir iklime sahip olan rusya'ya giren almanlar, iş bu soğuk yüzünden araçlarının donmasıyla fazla ilerliyemezler, bu rurumda deha araya girer ve suya gereksinim duymayan bir araç icat edilmesini ister. böylece halk arabası olarak türkçeleştirilebilecek, o dönem için küçük, pratik ve suyu donmayan araçlar üretilmiş olur. ancak deha, çok cepheli savaşa girmenin sonuçlarını hırsı nedeniyle göremez ve intihara kadar yol alır. ancak volkswagen denen araçlar halen kullanılır.
bunların şlk modelleri sadece hava soğutmalıdır
bu sebeple sibiryanın ortasında antifriz dondu şu dondu bu dondu gibi
sorunlarla karşılaşılmaz
ama araç hızlı gittiğinde motor ısınır ve hava soğutması yetersiz kalacağı için yanar
o yüzden yavaş giderler ve sıcak havalarda pek tekin değildirler
ikinci dünya savaşında "heinkel 162 salemender" isminde tahta gövde üzerinde jet motoru taşıyan uçaklar üretmiş firmadır. son olarak çıkarttığı jetta isimli arabası aklıma anlamsızca bu uçağı getirmekte.
üretim yaparken türkiye'deki trafiği bir türlü göz önüne alamamış firma. halen ve ısrarla türkiye'ye gönderilen modellerinde sağ dış dikiz aynaları standart olarak çük kadardır. oysa ki biz bu aynayı sadece paralel park yaparken değil, sağımızdan jet gibi geçmesi olası araçlara hazırlıklı olmak için kullanmaktayız. biraz bizim memleketin trafik koşullarına duyarlı olmaları gerek. memleketimizde su gibi volkswagen satılmakta netekim.
vw amblemi porsche mühendisi franz xaver tarafından bulundu. ekim 1948 yılından bu yana markanın iki harfi almanya'nın wolfsburg şehrini şereflendiriyor.
kaynak: turkyouth e dergi "arabalar" adlı yazımdan.
almanları otomotiv sektöründe dünya devi yapan markalar arasında belki de bir numaraya çıkarmayı düşündüğüm otomobil markasıdır; niye mi? şöyle açıklayım;
arabaları yemiş bitirmiş, arabasını satmış (sonra yenisini almış) bir bilge ile caddede ilerliyoruz.. “küçük bir deneye var mısın??” dedi, “neden olmasın?” dedim..
bana “senden güzide semtimiz güzelyalı’nın pek bir parasıyla gösterişine düşkün insanlarının* bu birbirinden değişik arabalarının tampon ve ön kaputlarına dokunmanı, elinle yoklamanı, bir çift vurmanı istiyorum dedi..eskiden insan bir şeyi satın almadan önce eline alıp incelermiş” dedi..felsefik konuşmaya çabaladı..
küçük ama amacına uygun, kesine yakın sonuç verecek deneyimize başladık, gece gece hırsız zannedecekler bizi..
ilk gözümüze kestirdiğimiz, sağ tarafta park etmiş gece mavisi renault clio dikkatimiz çekiyor..yaklaşıyoruz ve işaret parmağımızın dışı ile yokluyoruz..
-tın tın!
hmm, içi boş tenekeden gelen ses gibi bir ses yankılanıyor sessiz caddede..renault bizi hiç de tatmin etmiyor..hemen yanındaki eski kasa beyaz (klasik beyaz) hyundai accent’e yanaşıyoruz..ön barların hemen üstünde yer alan, sağ taraftaki yan şaşeye dokunduruyoruz..
-pıt tık (plastiğin içe göçüp geri gelme efekti)
daha bir hmmmmm..biraz renault gözümüzde güzelleşiyor..sonra hemen akabinde görünüşü ile eminim ki çoğumuzu etkilemiş (ne yalan söyleyeyim beni de etkilemiş) yeni honda civic geliyor karşımıza..metalik siyah, acaip seksi..hafifçe dokunduruyoruz..
-pon pon!
ehh işte, idare eder diyecekken arkadaş atlıyor..avrupa safety testlerinde bu arabanın 4 yıldızı bile hak etmediğini belirtiyor ince, puslu bir ses tonuyla.. “mk, sanki dedektif?!? oturmuş bunları incelemiş” demek gelmiyor içinden aslında, adam seviyor arabalar ile ilgilenmeyi, erbabı denilen kesimden..
bir iki uzak doğu arabasını daha yokladıktan sonra bir eski kasa krem rengi, yeni yıkamadan çıktığı belli bir golf ile karşı karşıya kalıyoruz.. “bak şimdi neler olacak asıl” diyor erbap.. “nedir ki olayın?!” diyip, iki el vuruyorum arabanın ön kaputuna..
-dannn! dan!
aman tanrım!!..hani derler ya, koy namluyu sür savaşa..kaput sacının kalınlığı o cinsten söyleme yakışır bir izlenim yaratıyor..reklam gibi olmasın ama acaip bir güven duygusu yaratıyor bu sesler..gerçektende sağlam ve güvenli bir araba dedirtiyor insana..biraz daha yokluyorum sadece kaput mudur olayı diye, ama değil..tamponların içinde bile ek alaşımlı barların bulunduğu bilgisi erbaptan gecikmeden geliyor, ki nitekim kendileri (tamponlar) zaten direk fark yaratıyor..bu kısa testimizi, volkswagen’dan gelen sesleri unutamayaraktan iki, üç arabada da tekrarladıktan sonra bitiriyoruz..
hummalı bir analiz, akabinde ise orta sınıf arabalar kategorisinde niye golf’lerin yüksek meblağlara satıldığının üzerine komplo teorileri kuruyoruz..cidden yeni kasa ikinci el bir golf’ün iki önceki renault’un sıfırından niye daha pahalı olabileceğini hakkında yorumlar birbirini kovalıyor..olmaz böyle şey demeyin, ama oluyor..bir bildikleri var diyorum, o bilinenleri arkadaş yine hararetli bir şekilde anlatıyor..alman mühendisliğine ve dehasına hayran olmamak mümkün değil, direk sempatizan, biraz daha kassa fanatik yetiştirebilecek kadar başarılı bir geçmişi tek çırpıda dinliyorum..
tamam, “renkler ve zevkler tartışılmaz!” diye çığırtan, “bu kadar okuduk ana fikrin nedir peki hacı??” diyen okurlarımız olacaktır aranızda, farkındayım! o zaman; sizlere bir bmw, bir mercedes, hatta ve hatta bir audi’yi hiç anlatmayacağım..zaten yeri de değil..burada asıl yapmak istediğim şey; son 40 bilemedin 50 yıldan beri fiyat/performans olarak cidden olağanüstü işler gerçekleştiren vw’ına kendi çapımdaki hayranlığımı dizginlemektir..her ülkenin, her milletin arabaları kendilerin göre bir numaradır..ne bileyim, belki bir japonların subaru’sunu kalkışta geçemeyeceğim, belki otobanda bir amerika’nın bilmem kaç beygirlik, sünger gibi benzin emen ford’undan toz yutacağım, belki de bir italyanların içi silme kolpa olan, plastik kokan ama dışarıdan veresim gelen ferrari’sinin karizmasına sahip olamayacağım ama allah korusun zor bir durumda, kaza falan yaptığım da kendi arabamın benim can güvenliğim için elinden geleni ardına koymayacağını da bileceğim..
işte bu yüzden “bu adamlar bu işi biliyor” diyebileceğim..
not: bu test sırasında hiçbir canlı zarar görmemiştir..vee, akabinde otomobillerle ilgili, özellikle de güvenli bir dört tekerlek sürmeyi seven sizlere de böyle bir testi kendi başınıza yapmayı şiddetle öneriyorum..