atv de yayınlanan ; senaryosunu gülse birselin(g.a.g.) yazdığı ve aynı zamanda oynadığı avrupa yakası adlı güldürü dizisindeki ata demirer'in canlandırdığı şarkıcı olmayı hayal edip köşeyi kısa yoldan katetmeyi planlayan kişi..
güzel bir türkçe erkek ismi olmasının yanı sıra,sınıftaki herkese adının ingilizce karşılığını soran "dersi eğlenceli hale getirme" delisi ingilizce öğretmeninin aynı soruyu bu ismin temsilcilerinden birine yöneltmesi halinde tüm sınıfı gerçekten de eğlendirdiği,tecrübeyle sabittir.
"volkan! nasıl tosun gibi bir öztürkçe ad, değil mi? alpaslan. kutkan. tarkan. özkan. volkan. yok değil! volkan fransızca. ingilizcesi de volcano’dur malum, yanardağ demek. galiba türkçede yaygın kullanılan tek gâvurca erkek adı.
düşünün ki türk coğrafyasında volkan yok, baykal gölünden adriyatiğe kadar aktif yanardağ görülmüyor. türkler bu doğa hadisesiyle pek yakın devirde tanışmışlar. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı, posta vapuruyla evropa’ya giderken görülen etna ve vezüv, çağın klasik figürlerindendir. türkçe bir metinde volkan sözcüğüne en erken 1860’larda rastlamışım, ama kaynak notum kayıp, bulamadım. sözlüklere ilk 1924’te girmiş, “tepesindeki delikten ateş çıkaran dağ” demişler. 1920’lerde bir de bürkân diye türkçe karşılık denemişler, ama bunu nereden bulduklarına dair en ufak bir fikrim yok. yanardağ sözcüğüne 1930’dan itibaren rastlanıyor. dil devrimi yıllarında volkan öztürkçedir diye teşvik edilmiş. cehalettendir herhalde, ya da birileri öyle emretmiş.
nihai kaynak latince volcanus, eski roma dininde ateş tanrısının adı. adın nereden geldiği belirsiz, belki etrüskçe. bu tanrı, karanlık bir işlikte ocağı harlayan demirci olarak tasvir edilir. güney italya’daki üç yanardağdan biri veya diğerinin dibinde atölyesi olduğu söylenir. küçük bir ada üzerinde olan üçüncüsü volcanius (“volkan’ınki”) adıyla anılır – aradaki /i/ye dikkat. “yanardağ” anlamı öbür avrupa dillerine o adanın adından geçmiştir derler.
lav da o coğrafyanın mahsulüdür, doğal olarak. güney italya’nın napoli lehçesinde lava = akıntı yahut sel. napolilinin su dahil her çeşit akıntı için kullandığı kelime, yabancı dillere özellikle oradaki vezüv dağının akıntısı diye girmiş. mantıklı değil mi? türkçeye fransızca lave (/lav/) biçiminden geldiği için sonu kırpılmış. yoksa direkt italyancadan alınsa herhalde *lava yahut *leve olurdu."