|
|
- etkileyici bir sona sahip olan film.. ayrılma faslı, otobüsün uzaklaşması ve karşı tepede yazan tuuba yazısı arkadan da ver sezen'i*
(bkz. ağlamak istiyorum sayın seyirciler)
- ilkine göre daha başarılı bir seri filmi...
- çok beğendiğim yılmaz erdoğan ın ikinci filmi
- kardeş türkülerce hazırlanmış çok güzel bir albümü* olan film
(bkz. vizontele tuuba soundtrack)(wondrous, 09.03.2004 17:37 ~ 10.03.2004 13:40)
- abi siz buraya çay içmeye gelmişsiniz?
- (bkz. cem yılmazı istiireeeem!!)
- sereffizim benim aklıma gelmişti repliğinin bizle yeniden buluşması
- olaylara girme ...
- ilkinin güzelliğini yakalayabilen, yılmaz erdoğan'a bir kere daha hayran olmama neden olan harika türk filmi.
yine kamera, müzik ve oyunculuk olarak çok başarılı bence
- bugün itibariyle dvd'si çıkmıştır piyasaya.
- tuba-yazayım sana?
emin-yazma, o zaman, o zaman bekliyo insan. e buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. e kalan da, bekliyor ama, bazen çok uzun bekliyor... yani, hani, mesela zannediyorsun ki, bir yoldan birisi gelecek, boş, uzun bir yol, devamlı ona bakıyorsun, sonra kimse gelmiyor. yazma, boşver.
tuba-ben seni hiç unutmıycam.
gibi çok kötü bir son diyalogu olan film.
- (bkz: türkiye ulusal uygar barış akademisi)
- neredeyse her sahnesiyle aklımda kalan,defalarca izlediğim halde bıkmadığım şahane, yılmaz erdoğan filmi. 80 ihtilali öncesi durumu da içine alan, siyasal ve toplumsal mesajlar veren bir film aynı zamanda. özellikle mahmut arkadaş ile hacı zübeyir amca arasında geçen takdire şayan diyalog aynen şöyledir:
mahmut arkadaş: hacı zübeyir amca nassın,başe işallah?
hacı zübeyir amca:(zooort) iyiyim,biraz ğazım var.
.....
h.z.a: okul nasıl gidiyor?
m.a.: vallaaa,iyidir...
h.z.a.: (şaşkın,inanmamış gibi) iyidir,iyidir? olaylara karışmıyorsun değil mi?
m.a.: ççkk,yok karışmıyorum.
h.z.a.: olum bak,olaylara karışma.tamam?karışma.
m.a.: yok,karışmıyorum.
...
h.z.a.: (zooooort,rahatlamış bi şekilde)okul nasıl gidiyor?
m.a.: birkaç dersim kaldı.
h.z.a.:nerde ğaldı?
m.a.: okulda kaldı.(şaşkın)
....
m.a.: hacı zübeyir amca ben musadenizi alayım,çarşıya gitmem lazım.
h.z.a.: olaylara karışma,tamam?karışma.(uzaklaşana dek arkasından aynı lafları tekrar eder)
- sistemin kontrolü altında sistem muhalefetinin nasıl yapılabildiğini iyi örnekleriyle aktarabilmiş kötü bir yılmaz erdoğan filmidir. duygusallık ve espri sosuna batırılmış çok hafif siyasî bir parodi olarak nitelendirilebilir. siyasetle ilgili olan kısmında da, kişinin dönüp "yapmak istedikleri şeylerin bazılarının yasa dışı olduğunu biliyorlardı ama yapmak istedikleri şeylerin hiçbirini yapmamışlardı" savunmasının ne mene bir açıklama olduğunu yılmaz erdoğan'a sorması gerkekir. yapmak istedikleri şeyi yapsalardı, zahir, o zaman haklı olacaktı çizmedekiler değil mi yılmaz bey? bir de yasa dışı falan demiş, oraya hiç girmiyorum.
(bkz: olaylara karışma)
- okulsuz köye atanan öğretmenin , kütüphanesiz köye atanan kütüphane görevlisinin hikayesidir kanımca..
- ----spoiler------
filmin başında yılmaz erdoğan ilkokul öğretmenine ayar vermiştir. okuldaki öğretmen yazın neler yaptınız konulu bir kompozisyon yazmalarını ister. fakat filmdeki yılmaz karakterini canlandıran çocuk (sanırım yılmaz erdoğan'nın çocukluğu) boş boş etrafa bakmaktadır. yılmaz'ı gören hoca herkesin içinde "bir yazı yazamıyorsun" diye ayıplar. hatta tüm çocuklara bu cümleyi yüksek sesle tekrarlatır. işte tam bu sahnede alt tarafta "yazan/yılmaz erdoğan" yazısı belirir.
not: sanırım bu sahnede bir film hatası da vardı. okulun ilk günü olmasına rağmen daha hava aydınlanmamış gözüküyordu. oysa okulun ilk günü eylül sonu ekim başıdır genelde. bu aylarda da hava o saatlerde karanlık olmaz.
-------spoiler-------
- -----spoiler----
''bir yazı yazamıyorsun!'' sözüne inat yılmaz erdoğan yazını yazmıştır. aynı anda iki iş yapmış, kendisini açılış konuşmasını yapmak üzere mikrofona çağırıyorum, bırro yılmaz abi!
-----spoiler----
- filmin içinde o kadar çok yılmaz erdoğan vardır ki, post-modern bir edebiyat şaheseri olarak da ele alabiliriz bu filmin yazınını.
şimdi öncelikle, bütün o dünyayı yaratan bir "yaratıcı" (günaha girmiyorum inşallah, allah'ım beni affet) yılmaz erdoğan var. kelimeleriyle yaşanmış olaylara da referans vererekten bir dünya kurmuştur. senarist yılmaz erdoğan'ın beraberinde aynı işi (dünya kurma işi) sinema tekniği ile yapan bir de yönetmen yılmaz erdoğan vardır. her ikisi de bence çok başarılıdır.
sonrasında, filmde oynayan ve deli emin karakterine hayat veren bir yılmaz erdoğan vardır. oradaki oyunculukla, anlattığı bir şeyler olması hasebiyle, bir anlamda senaristin (yani kendisinin) yarattığı karakterdir, diğer yandan da o karaktere kendisinden (yani yılmaz erdoğan'dan) bir şeyler katan bir oyuncudur.
son olarak da, senaryonun el verdiği ölçüde, olaylar gözünden aktarılan gerçek yılmaz erdoğan vardır filmde. yılo, demektedirler kendisine. başkan'ın (altan erkekli) torunudur. ki bu haliyle de, bir yönetmenin kendi çocukluğunu olduğu gibi aktarma çabasının içine girmiştir. ancak bir de bu karakteri oynarken, kendisinden bir şeyler katan bir oyunculuk vardır. yani o karakteri oynayan şenol balı'nın kişiliği.
sadece bu haliyle bile olağanüstü bir çabadır bu film. yılmaz erdoğan oyuncu ile yazar arasındaki ilişkiyi çokça deneyimleyen bir tiyatrocuydu zaten, filmde de bunu çarpıcı bir biçimde göstermektedir. sinema bir büyüdür.
- (bkz: enteresooon)
(çakal, 22.12.2007 13:17)
- final şarkısı gülümsedir. öyle bir yerde haykırır ki şarkı, sanki bu film için yapılmış.
|