görseller
vize ve finale girmeden aa alıp geçmekvize ve finale girmeden aa alıp geçmek
  
belki ilginizi çeker
  1. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · annelerin yakışıklı anlayışı
  2. · öğretmenler günü
  3. · yeşim salkım
  4. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  5. · her yerinden öpüyorum rüştü
  6. · ibrahim üzülmez
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · johnny depp
  9. · msn spaces

vize ve finale girmeden aa alıp geçmek  

  1. vizesi ve finali olmayan, verilen ödevlerin sonuçlarına göre not verilen derslerde gayet mümkün olan bir durum.
    (mutitoyo, 06.04.2008 00:24)
  2. fizik ve kimya gibi derslerin labratuvarlarının ayrı dersler olarak verildiği okullarda bu dersler de vize ya da finale gitmeden aa ile geçilebilir.

    (bkz: istanbul teknik üniversitesi)
    (labrie, 06.04.2008 00:27 ~ 00:46)
  3. (panzerfaust, 06.04.2008 00:30)
  4. aq ile kalmayı beklerken gerçekleşen olaydır.
    (tobiyas makkenzi, 06.04.2008 00:33 ~ 00:33)
  5. her şeyin olduğu gibi daha da ötesi olan durum.misal, anayasa hukuku finaline girmeden anayasa hukuku doçenti olmak gibi.üstat demiray oral'ın kaleminden;

    "bir hukukçu aranıyor

    insan hayatının denklemini çözmek için kabuğuna çekilen adamların, arada bir yeryüzüne çıkması yıpratıcı oluyor. her iki taraf için de.
    misal, sabahın köründe şöyle bir telefon diyaloguyla başlıyorum güne. arayan tahmin ettiğiniz gibi dostum vatoz.
    “güneş bugün bir görünecek, bir kaybolacak ne demek sence?”
    “nasıl yani, kim diyor...”
    “hava durumlarında bir sürü tv’de en sık kullanılan klişe bu, duymadın mı?”
    “yorum yok.”
    “güneşin bir görünüp bir kaybolması gibi tuhaf bir ‘bilgi’nin bize nasıl bir faydası dokunması bekleniyor, sorarım sana...”
    “söz, bunu düşüneceğim... ben de sana bir şey sormak istiyordum aslında iyi ki aradın.”
    “peki dinlemedeyim...”
    “hani bizim sınıfta lâkabı demokrat ismet olan bir çocuk vardı hukuk’ta okurken. ne yapıyor şimdi, ulaşabileceğim bir numarası var mı sende?”
    “senden fazlasını bilmiyorum. akademik kariyerine devam ediyor, doçent şu anda. ne yapacaksın onu?”
    “hazır gündem kapatma davasıyken arayıp biraz makara yapayım dedim. hani şu meşhur hikâyesi var ya onun... anlamışsındır...”
    “aman usta, yazında sakın gerçek adını soyadını, okulunu filan yazma valla bitirirsin adamı...”
    “zamanaşımı doldu oğlum zaten, bir şey olmaz.”
    “sakın ha! karizma sıfırlanması konusu zamanaşımına tâbi değil...”
    “tamam, tamam merak etme. ne zaman kimi afişe ettik şimdiye kadar?”
    “yahu benim güneydoğu’da askerlik yaptıktan sonra dedemin çiftesiyle evimizin bahçesinde sabaha kadar nöbet tuttuğumu bile yazdın sen...”
    “kalemin ayarı kaçmış o gün... madem sabah sabah ren geyiğine bağladık, bari derin zekânla bir konuda bana yardım etmeni isteyeyim.”
    “dinlemedeyim...”
    “adalet, adalet ve kalkınma partisi’nin peşine düşünce eş, dost herkes hukuk tahsil etmenin cezası olarak aynı soruyu sormaya başladı. ‘ne olur kapatırlar mı’ diye. var mı dinleyende hayranlık etkisi uyandıracak bir cevabın?”
    “bak usta, ben aslolarak başkalarına anlatmadıklarından beslenen bir adamım. ha, şimdiye kadar sana anlattıklarımı yazdın, hoşuma gitmedi mi, gitti tabii. ama anladım ki varlığımı sürdürebilmem için bazı şeyleri kendime saklamam lazım.”
    “vay be, basit bir geyik muhabbeti sorusuna böyle felsefi bir cevap verdiğine göre durumun gerçekten kritik senin. alt tarafı bir espri bekliyordum.”
    “kötü mü olsun?”
    “iyi olur.”
    “ben oraları çalışmadım de. böyle acayip saçma sorulara klasik cevaplar vermek en yerinde harekettir. konuşmanın seviyesi ışık hızıyla düşer, her iki taraf da rahatlar ve kısa sürede konu kapanır...”
    “anlaşıldı... ben oraları çalışmadım... denerim...”

    xxx

    aslında buraya bağlamak için kurgulamamıştım ama ‘ben oraları çalışmadım’ tam da bizim ismet’in hikâyesine girmek için ideal.
    12 eylül darbesi sonrasında, üniversiteli olmanın heyecanıyla başlamıştık hukuk fakültesi’ne. hakaret değil sadece tasvir etmek için söylüyorum, kısa sürede ortamın şahane bir sirki andırdığını anladık. “insanlar da koçlar gibi kafa kafaya tokuşurlar” başlıklı “derin” kompozisyonlarla türk dili sınavı yapan hocalarla, medeni hukuk derslerinde “atatürk pusulası bozuk vapurla nasıl samsun’a çıktı?”yı anlatan profesörlerle tanıştık. yaşadığımız tarifsiz hayal kırıklığı, içimizdeki tembelle birleşip bizi daha birinci sınıfta kantin müdavimi yaparken, kendimizi gerçekten hukuk öğrencisi gibi hissettiren birkaç hocamız da elbette vardı. kaçırmamaya itina gösterdiğimiz bu derslerden biri de anayasa hukuku’ydu.

    xxx

    sene içinde yapılan vizeler bitip, haziran ayında finaller gelip çatmıştı. bu aylarda hukuk öğrencilerinin hali gerçekten ağlanacak gibi olur. çoğu dersin bin küsur sayfaya ulaşan, rahatlıkla cinayet aleti olarak da kullanılabilecek tuğla kalınlığında kitapları vardır. bu nedenle öğrenci cenahı genelde bazı dersleri kafadan eylüle bırakıp, finallerde belli sayıda dersi temizleme stratejisi izler.
    haziran ayının pis sıcak bir günüydü. anayasa hukuku final sınavı vardı. görünümü de kendisi de şahin olan arabaya doluşup okula gitmiştik. yaşadığı bir olay nedeniyle lâkabı demokrat ismet olan arkadaşımız da arabada yanımda oturuyordu. fakültenin bahçesine park ettiğimizde, arabadan çıkmak için hiçbir harekette bulunmadı. benden anahtarları isteyip, arabayı gölge bir yere çekip bizi bekleyeceğini söyledi. “neden sınava girmiyorsun,” diye sordum. “bu dersin hocası saygı duyduğum nadir hocalardan biri. girip de abuk sabuk bir kâğıt vermek istemiyorum. okulu bitirince akademik kariyer planım var, rezil olmak istemem,” dedi.
    biz saatler süren sınavda ter döktük. çıkışta arabaya gittiğimde ismet’i, o zaman çok meşhur olan tracy chapman’in albümünü dinler halde uyuklarken buldum.

    xxx

    yaklaşık bir ay sonra, sınav sonuçları belli olmaya başladığında gerçeküstü bir şey oldu. ismet girmediği anayasa hukuku final sınavından geçmiş, biz çakmıştık. önce nasıl olsa bir karışıklık olmuştur, yakında ortaya çıkar diye düşündük. yıllar birbirini kovaladı. ismet okulu bitirme noktasına geldiğinde bile şöyle düşünüyordu. “tam mezuniyet işlemleri yapılırken gerçek ortaya çıkacak.” öyle olmadı. üstelik bundan da daha gerçeküstü bir şekilde ismet, mezun olduktan sonra anayasa hukuku dalında asistan olarak kaldı. şimdi makaleleri, kitapları filan olan bir doçent, iyi bir hukukçu.
    refah partisi kapatma davası sırasında çalıştığım tv kanalından arayıp “sizi uzman olarak yayınımıza almak istiyorduk ama araştırdık okulda anayasa hukuku’ndan hileli geçmişsiniz, vazgeçtik,” dediğimde sanırım ilk kalp spazmını geçirmişti.
    şimdi hayatımız yine kapatma davası olunca ismet aklıma geldi. neydi ya modern hukukta parti kapatma kriteri? demokratik toplum düzenine aykırılık mıydı?
    usta seni yayına almak istiyoruz. bi zahmet arar mısın!?"
    (mücrim, 06.04.2008 01:34)
  6. ankara üniversitesi dil tarih ve coğrafya fakültesinde gerçekleşmesi mümkün olmayan bir durumdur. ancak hayali kurulur.
    (bkz: rüyalar gerçek olsa)
    (artı1, 06.04.2008 01:37)
  7. (bkz: ing 201)*
    (sarpinsarp, 06.04.2008 01:45)
  8. ancak bir tepki ifadesi olan ''aa'' ile geçilir. ancak nereye geçilir o meçhul. hocanın arkada beklediği bir oda filan da olabilir allah korusun.
    (ruhanileştirilmiş, 06.04.2008 01:56)
  9. otomasyon sisteminin veya öğrenci işlerindeki abimizin kafasının güzel olmasıyla gerçekleşebilecek olay.
    (slowmotion, 06.04.2008 03:06)
  10. iki vizeden de 80 alıp finalde kalmanın mümkün olduğu bir okulda görülmesi imkansız olaydır. yapan varsa da helal olsun derim.
    (hayri potur, 06.04.2008 03:14)
  11. (göster bakalım kaynanalar hamamda nasıl bayılır, 06.04.2008 03:42)
  12. cinsel münasebet yoluyla gerçekleşme ihtimali yüksektir.
    (the 4th fabregas, 06.04.2008 03:50)
  13. (jugis nomen, 30.08.2009 01:45)
  14. uyanılmak istenmeyen tatta bir rüya
    (thegodisnowhere, 30.08.2009 02:04)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil