görseller
virginia woolfvirginia woolf
virginia woolfvirginia woolf
belki ilginizi çeker
  1. · dalgalar
  2. · 2 wirginia woolf okuyup delirdim sanmak
  3. · the waves
  4. · can abanazır
  5. · kendine ait bir oda
  6. · a room of one s own
  7. · mrs dalloway
  8. · halide nusret zorlutuna
  9. · intihar ile ilgili sık sorulan sorular
  10. · mrs dalloway
gündem
  1. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  2. · beşiktaş
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  5. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  6. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  7. · ugg düşmanı ezik kızlar
  8. · nitrojen
  9. · demon

virginia woolf  

  1. the hours filminde refer edildiği üzre,dalgaların kendisini alıp götürdüğü kadın yazar.kafasında dolaşan yunanca olduğunu sandığı seslere daha fazla dayanamamıştır.dönemimiz edebiyatçıları için bir deliriyum vakasıdır.

    (bkz: 2 wirginia woolf okuyup delirdim sanmak)
    (little pumpkin, 24.02.2005 02:29)
  2. (beatrice, 13.09.2005 10:53)
  3. "yaşamak neden böyle içler acısı, neden bir uçurumun yanıbaşından geçen daracık bir yol gibi? ..."diyerek yaşamındaki mutsuzlukları dile getirmiş. jacob’s room (1922), mrs. dollaway (1925), to the lighthouse (deniz feneri, 1927), the waves (dalgalar, 1937). kısa hikayeler ve taslaklardan oluşan monday or tuesday (1921), zaman üzerine şiirsel bir düzyazı girişimi diye nitelendirebileceğimiz orlando (1928), kadın yazarların sorunlarını ele alan a room of one’s own (1929) en önemli eserleri.
    (dragonfly, 10.11.2005 17:20)
  4. " kadınlar, yüzyıllar boyu erkeklere ayna görevi gördüler; erkeği doğal boyutunun iki katı olarak yansıtma yolunda büyülü ve hoş bir kudretleri vardı" diyen şahsiyet.
    (teşhiste temel bilgi, 04.12.2005 06:56 ~ 05.12.2005 05:07)
  5. dahi bir hocamız tarafından hakkında 'yaptığı en iyi şey intihar etmekti'diye yorum yapılan ve sahsımca da hakkındakı bu yorum tamamen dogru bulunan yazar.feminist.
    (julliet, 20.03.2006 00:27)
  6. korkunç intiharından önce eşi leonard woolfa yazdığı intihar mektubu kanımca yazılabilecek en etkili intihar mektubudur. hele bir de bu mektubu the waves filminin girişindeki atmosferde canlı olarak dinlenirse ağlamamak olanaksız.

    mektubun türkçe'si..

    canım,
    yeniden delirmek üzere olduğumdan eminim.
    o korkunç dönemlerden birine daha göğüs gerebileceğimizi sanmıyorum.
    ve bu sefer toparlanamayacağım da.
    sesler duymaya başladım.
    dikkatimi bir şey üzerinde toplayamıyorum.
    ben de yapılabileceklerin en iyisi gibi görünen şeyi yapıyorum.
    sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin.
    birisi başkası için ne yapabilirse, hepsini yaptın.
    sanmam ki başka iki kişi bizden mutlu olmuş olsun, bu korkunç hastalık gelene kadar.
    artık onunla mücadele edemiyorum, hayatını zehir ettiğimi biliyorum, ben olmasam çalışabilirdin.
    ve biliyorum ki çalışacaksın. görüyorsun ya, bunu bile doğru dürüst yazamıyorum. okuyamıyorum.
    söylemek istediğim şu, hayatımın bütün mutluluğunu sana borçluyum.
    bana karşı hep sabır gösterdin ve inanılmayacak kadar iyiydin.
    bunu söylemek istiyorum-bunu herkes biliyor.
    biri beni kurtarabilseydi eğer, o sen olurdun.
    senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey benden gitti artık.
    hayatını daha fazla zehir edemem.
    sanmıyorum ki başka iki kişi bizim olduğumuz kadar mutlu olabilsin.
    (adenozin tri psikopat, 07.07.2006 13:02 ~ 13:04)
  7. feminizmin öncülerinden olan roman yazarı.ılımlı bir feminist olup kadın üstünlüğünden ziyade kadın-erkek eşitliğini savunmuştur.a room of one's own adlı kitabında bir kadın yazarın roman yazabilmesi için gerekli şeylerin, para ve yazarı dış dünyadan izole edecek bir oda olduğunu iddia eder.erkek okuyucuyu kışkırtmadan kadın haklarını savunan iyi, hoş, mantıklı bir yazardır işte.
    (katalizör, 12.01.2007 13:18)
  8. ceplerine taş doldurup bir nehire atlayarak intihar etmiştir.
    (ne kadınlar sevdim, 22.01.2007 00:52)
  9. mrs. dalloway'in başlangıcında hayatı, "25 ocak 1882 de londra'da doğdu. roman türüne yaptığı özgün katkılarla edebiyat tarihine adını yazdırdı. aynı zamanda dönemin en önemli eleştirmenlerinden bir olarak kabul edilir. 1925 yılında yayınlanan mrs. dalloway ünlü yazarın adıyla birlikte anılacak "bilinç akışı" tekniğinin en başarılı örneğidir. woolf, 1941 de içine düştüğü ruhsal bir bunalımın sonrasında evinin yakınlarındaki bir nehre atlayarak intihar etti." şeklinde özetlenen büyük yazar.

    okuyanların büyük bir kısmının nefret ettiği, kalan az bir kısım okuyanının da sevdiği, lakin yazılarından aşırı doz almaktan kaçındığı yazar. ben ikinci gruptan olduğum halde iki kitabını arka arkaya okumayı başaramadım henüz.
    (alternatif maliyet, 22.01.2007 01:13 ~ 06.10.2008 21:08)
  10. murathan mungan'ın, oyunlar intiharlar şarkılar kitabında bahsettiği üzere sussex'e cebinde taşlar ile atlayarak yaşamına son vermiş bir şizofren.
    the hours'da nicole kidman tarafından canlandırılmaya çalışılsa da beğenmedim ben o performası. neyse bunları geçelim.

    erkekte maskulen tavır dendiğinde nasıl maçoluk anlaşılıyor ise, kadında da eril tavır dendiğinde hemen feminizm anlaşılıyor. (saçmalık!)

    virginia, hayallerle örülü yaşamını idame ettiremediği için bitirdi onu. çekilesi gelmediğinde bırakmak gerekir mi, bilmem. o bıraktı ama.
    (ada blake, 22.02.2007 16:51)
  11. "para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!"
    virginia woolf, kendi dönemindeki kadınlara böyle seslenmiş, kabuklarını kırmalarını istemiştir.
    yazar adayı her kadının okuması, içselleştirmesi kesinlikle görmezden gelmemesi gereken bir kadın yazar.
    hayatının bütün fırtınalarına rağmen... ki yaşadığı o fırtınalar onu daha da iyi bir yazar yapmıştır kanaatimce...
    (serpico, 16.04.2007 17:16)
  12. "ingiliz edebiyatı'na yaptığı 'tek / en büyük' katkı intihar etmiş olmasıdır."

    (bkz: can abanazır)
    (thecrimson, 15.09.2007 17:41 ~ 24.10.2007 20:46)
  13. tomris uyar'ın yazarın son kitabı "perde arası" nın arka kapağında da belirttiği gibi "toplumsal yaşamın baskılarıyla bireysel yaşamın acılarına katlanabilen edebiyatseverlere " seslenen bir yazardır. yaşayan, hisseden, mücadele eden bir kadın yazar.
    (arapbebek, 26.03.2008 12:56)
  14. (endoplazmik retikulum, 26.03.2008 13:09)
  15. ölümünün ardından bir gazeteci
    'bir denizkızı gibiydi. hepimize şöyle bir bakmak için denizden gelen güzel bir denizkızı diye düşünürdüm. çok meraklıydı, ilgiliydi. ama bir denizkızı gibiydi.' demiştir.
    (volshebnik, 05.05.2008 02:00)
  16. sevse de sevmese de onu okuyanları derinden etkilemeyi başaran nevrotik deha.

    "sayfalar dolusu saçmalayın. aptal olun, duygusal olun. içinizden gelen sese kulak verin; dilbilgisi kurallarını da, teknik ve bilimsel alanda bilinen tüm kurallarla beraber ihlal edin; dökün; devirin; kendi keşfiniz olan, olmayan her türlü kelimeyi kullanın, şiirsel bir biçimde, düz yazı bir metinde ya da elinize geldiği gibi bir çırpıda yazılan anlamsız sözlerle öfkelenin, sevin, alay edin. ta ki yazmayı öğrenene kadar" demiştir kendisi gibi yazmak isteyenlere.

    "yaşanmış olanın önemli olduğu yerde hayali olanı yazmayı tercih ederim" sözüyle kendini şizofreniye iten tercihini anlatmış ve hayatı boyunca "bir kalemin peşinde tutkuyla ilerlerken" bulmuştur kendisini.

    "şehrin sokaklarında yürümeyi severim, sokaklar bana birşeyler anlatır. uçsuz bucaksız çimenlerde yürümek, koyun sürülerine dalmak, yükseklere tırmanmaya çalışan kuzular... bunlar hiçbir şeyin başaramadığı kadar beni besliyor, dinlendiriyor, mutlu ediyor. yürürken adeta puslu bir yoldaymış gibi hisseder, rüyadaymış gibi kendimden geçer, enfes cümleler kurup hayalimde canlanan sahnenin perde arkasında gezerim." iyi bir yazar olmak isteyenlere tavsiyesini böyle anlatmıştır; yürümek...

    olağanüstü hayalgücünü gerçek bir viktoryen edebiyatçısı olan babası leslie stephen'a borçlu olduğunu her defasında üzerine basarak söylemiştir.

    kendisiyle ilgili danell jones tarafından yazılan the virginia woolf writer's workshop adında bir inceleme mayıs ayında yayımlanmıştır.

    (bkz: tanrıça)
    (higher than hope, 12.06.2008 01:44 ~ 01:46)
  17. feminist olması altında yatan en büyük etken, babasının o çok küçükken ölmüş olmasıdır. hayatta kendini yalnız hissetmesi, bir süre sonra onu babasına ve akabinde tüm erkeklere tepki verir hale getirmiştir.
    leonard woolf ile olan evliliğinde hiç cinsel ilişki yaşamamıştır. ama bu onların birbirini anlamasına engel de teşkil etmemiştir. hatta woolf, sackwille west isimli bir hatun kişiye aşık olmuştur ve bu aşktan bile emin olamadığı dönemlerde sinir harpleri yaşamıştır. eşi yahudi olan virginia, yine de yahudilere söylenmeden edememiş ama ruhundaki dengesizlik ıı. dunya savaşında pörtleyip nazilerce mimlenmesine sebep olmuştur.
    (anophelos, 03.01.2009 14:33)
  18. intiharının ardındaki nedenlerden biri de son romanının umduğu başarıyı yakalayamamış olmasıdır. zaten gitgide bozulan ruh sağlığı onu iyice yıpratmışken üstüne bu başarısızlık fazla ağır gelmiştir. ne kadar doğrudur bilinmez ama kesin olan bir şey varsa o da yapıtlarının büyük bir bölümü oldukça deneysel ve çarpıcıdır.
    (hülya çokyiğit, 05.01.2009 01:49)
  19. ''her sabah ve akşam yemeğinde erkeklerin kendisini gerçek boyutlarından 2 kat büyük görmeleri gerekir.. yoksa nasıl; kararlar vericek,yerlileri uygarlaştıracak,yasalar koyacak,kitaplar yazacak,özenle giyinip yemekli toplantılarda konuşma yapmayı nasıl sürdürecek''? demiş yazar.
    (maladie, 21.01.2009 23:27)
  20. karamsar dünyasına hapsolmuş, ingiliz edebiyatı denildiğinde ilk onda sayılabilecek feminist bayan.

    (bkz: dalgalar)

    (bkz: deniz feneri)
    (harputi, 02.02.2009 22:39 ~ 28.07.2009 17:42)
  21. orta okuldayken "the hours" filmiyle keşfettiğim ingiliz feminist yazar. bilinç akışı tekniğini başarılıyla kullanmış,katherine mansfield için kıskandığım tek yazar yaftalamasını kulllanmıştır. the hours filminde yapay burunlu nicole kidman'ı beğenmesem de virginia woolf hayranlığımı başlatmıştır.
    (mar adentro, 26.03.2009 14:17 ~ 29.09.2009 13:06)
  22. rica ediyorum bu kadının biyografisini okumayın. vallahi billahi soğuyorsunuz kadından.
    zaten doğulu bir bilgenin dediği gibi "yazarların sözlerine bakmak lazımdır, kendilerine değil." zira kendileri yazdıklarına ters şeyler yapabiliyorlar, tarihte bolca örneği mevcuttur ama şimdi bunların ne yeri ne zamanı değil mi sevgili woolf.

    intihar etmeni dünyaya yapılmış bir iyilik olarak algılıyorum.
    teşekkür ederim.
    (usuyitik, 25.07.2009 16:40)
  23. mezar taşındaki cümle, aynı zamanda dalgalar'ın sonudur;

    'kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm!'
    (harputi, 15.09.2009 17:38)
  24. kalmak için sebebin yoktu belki ;ama gitmek için de sebebin yoktu.suların trajik çağrışı, yunanca duyduğun sesler, ikinci dünya savaşı'nın getirdiği yıkımlar, artık iyi yazamadığını düşünmen gitmen için nedenler miydi? kısmen evet. ama sorun aidiyetsizlik duygusuydu.
    28 mart cuma günü, babamın dünyaya geldiği gün, yürüyüşe çıkacağını söyleyerek ouse ırmağı'nın sularına kendini bıraktın. 28 mart günü neler hissedeceğimi şaşırıyorum. cesedini 3 hafta sonra çayırlıkta oynayan çocuklar,ırmağın altlarına rastlayan yerde buldular.

    bu senin ilk eylemin değildi ki...babanın ölümünden sonra ciddi ruhani çöküntü yaşadın.yine sana çılgınca şeyler yapmanı söyleyen yunanca sesler duymaya başladın. çok da yüksek olmayan pencereden atladın. ciddi bir yara almadın. yaşadıklarına karşı tavırdı bu yaptığın.sesler susmadı ama değil mi?
    önce annenin ölümü, daha sonra babamın ölümü üzerine sonsuz depresyonun ağına düştün. cinsel tacize uğramıştın. kendini güvende hissedemiyordun.

    üvey abilerin george ve gerald seni sürekli rahatsız ediyorlardı.
    yaşamın son yılında çocukluğundan bir sahne:
    üvey erkek kardeşin seni yemek odasındaki yükseltiye çıkartıp oturtur. orada otururken aşağılık geral' in eli vücudunda dolaşır. onu bir aşağı bir yukarı okşar durur. parmakları gizli yerlerinde dolaşıncaya kadar da ellerini çekmez. mahremiyetine yapılan bu tecavüzden tiksindin, yıllar boyunca bu yüzden utanç duydun. varlığının derinlerinde bir yerde sana binlere yıl önce edinilmiş gibi gelen dile getirilmesi zor içgüdüsel bir sıkıntı, sağır bir duygu sürdün gittin.

    ince parmaklarının arasındaki sigara ağızlığını, nevrotik bakışlarını, kaleminin dik açısıyla beyninden kağıda geçen düşüncelerini hayal ediyorum. romanlarını yazarken zihinsel acılar çekip olumsuz okur tepkilerinden korkuyordun; ama sana verilen ödülleri de reddediyordun.
    ama leonard vardı yanında.onun tatlı öpüşleri sende tuz tadı bırakıyordu.cinsel açıdan ona karşı soğuktun. ama onu çok seviyordun. "onu mutsuz gördüğüm zaman, yelkenlerim rüzgar almıyor" demiştin. leonard harika bir bakıcı-saymandı. hastalığınla başa çıkmana sana yardım ediyordu. dışa yolculuk'ta kahramının geçirdiği sanrıları, sen de romanlarını yazarken geçiriyordun. ama yine 100 gram veronal yutarak yaşamına son vermek istedin. hayatını kurtarmak saatler aldı.

    ergenlik çağında kendinden yaşça büyük olan vita’ya tutuldun.orlando vita'ya armağındı. lezbiyen olamamış lezbiyendin aslında. ben de senin gibi bir kadının öpmenin bana neler hissettireceğini hep merak ettim.

    mrs. dalloway ’de septimus’ u öldürmek zorunda mıydın? birilerin hayatı ciddiye almaları için birilerinin ölmesi lazım değil mi?" insanlar aslında birbirleri için hayatta kalırlar". ikinci dünya savaşı sırasında güncene, " sonumun bir garaj olmasını istemiyorum. daha on yıl yaşayıp kitabımı yazmak istiyorum" diye yazmıştın. aslında her insan gibi ölmeyi istemiyordun. richmond'ın sessizliğinde boğuluyordun.

    “bir deniz feneridir o, kabarmış denizlerde yönümüzü bulmamıza yardım eden bir işaret feneri; yaşamlarımızı ışıtır, geçmişimizi kavramımızı, şimdi'nin sınırsızlıklarını daha iyi anlamamızı sağlar.”

    yuvadaki meleği öldürdüm virginia…

    "her zaman yıllar
    her zaman aşk
    her zaman saatler"
    (mar adentro, 27.09.2009 17:20 ~ 07.10.2009 14:07)
  25. "bir hayalete karşı mücadeleye başlamak zorunda olduğumu keşfettim. bu hayalet bir kadındı, onu daha iyi tanıdıkça 'evin meleği' şiirindeki kahramanın adını verdim ona. evin hayaleti korkunç tatlıydı. olağanüstü alımlıydı. genellikle hiç bencil değildi. aile yaşamının zorlu sanatında mükemmeldi. tavuk varsa kanadı o alırdı. esiyorsa cereyanda o otururdu. kısacası, öyle yaratılmıştı ki, hiçbir zaman kendi düşünceleri ya da istekleri olamazdı, tersine başkalarının düşünce ve isteklerine uymayı yeğlerdi o. ve hepsinden öte -buna değinmeme gerek bile yok belki- arıydı. yazmaya başladığımda daha ilk sözcüklerde onunla karşılaşıyordum. kanatlarının gölgesi kağıdımın üzerine düşüyor, odamda eteklerinin hışırtısını duyuyordum... arkamdan usulca yaklaşıyor ve fısıldıyordu... sevimli ol, daha alımlı ol, kandır, cinsinin hilelerini kullan. senin de kendine ait bir beyninin olduğunu kimsenin anlamasına izin verme. ve hepsinden önce: saf ol. ve kalemimi yönlendirmeye çalışıyordu. şimdi, haneme kazanç olarak geçirdiğim bir eylemi anımsıyorum... arkama döndüm ve gırtlağına sarıldım. onu öldürmek için elimden geleni yaptım. eğer bu yüzden bir gün hesap vermem gerekirse, bunu kendimi korumak için yaptım, nefsi müdafaaydı. eğer ben onu öldürmemiş olsaydım o beni öldürecekti."

    - virginia woolf'ün kadın meslekleri adlı kitabından.
    (cala, 09.11.2009 20:01)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil