mor ,menekşe rengi anlamında ikinci nesil bir yazarın nicki.dostlarının dertlerini bıkmadan dinleyen,çözümler bulmaya çalışan,çok neşeli,gülmeyi ve güldürmeyi seven,hayalci,hayat dolu bir insan.**
son eğlencesi sözlükte enteresan giri- saçma demek istemiyorum ama o da biliyor ki saçma- yazıp, onları okuyup gülmektir.her gittiği yerde gülecek birşey bulur.hiçbirşey bulamazsa kendi iğrençlik yapıyor,yine telafi ediyor.internet manyağı oldun kalk iki dakka güneş yüzü gör demekteyim ama anlamamakta,sandalyeyle bir olmuş.
lisede voleybol sahalarının süper sert servis atanı, yatakhanenin geyik kaynağı, biraz fazla samimi * sonuç olarak da biraz hişt yakışıklı sen ne şeker şeysin öyle.
bugün doğumgünü uğruna ellerimizde hediyeler yiyecekler itü yollarına düşeceğimiz, hatta gittiğimiz yeri küçük çapta şenlendireceğimiz, bunlardan öğle arasında buradan okuyana kadar haberi olmayacak şanslı velet.
organize edeceği zirveye temel teşkil eden şarkıyı bile doğru dürüst bilmeyen bir insanmış ben bunu gördüm. uzun seneler sonra o şarkıyı mırıldattırdı, çocukluğuma döndürdü. (bkz: ana rahmine dönme isteği)
pembe kokulu yeni aldığı bir mumu vardı. tüm gece boyunca yaktığı için mum akmış daha açık bir renk almış akan yerler. bir yol oluşturmuş kendine mum. yere damlamış. mumunun şekli bozulmuş. bütün gece müzik açık uyumuş.
hiçbir şeyi beceremez olmuş. bazı kelimeleri kullanamaz olmuş. çok acıkmış. ve de yorgunmuş. gözleri de şişmiş biraz. hiçbir şeyi umursayamaz olmuş. dinlediği şarkılardan da tat alamaz olmuş. evde tek başınaymış. geceleri garip rüyalar görüyormuş. susamış ağzı kurumuş. kalkıp gitmesi gerekiyormuş ama gidemiyormuş. canı sıkılıyormuş ama bu hep böyleymiş. bu kadarmış.
sessiz sinema oynarken pelikan kelimesini penguen taklidi yaparak 3 saniyede anlatabilen,3 sene boyunca üşenmeden nerdeyse her hafta bize poğaça-börek yapan güzel insan,ailecek hayranıyız
kafası karmakarışık olmuş arıcık. bu kadar eziyet etmese kendine, dese ki ulan oh be yaşıyorum daha ne.. ama olmaaz, illa sorgulayack bişeyleri, daha iyisi olmaya çalışacak, ruhunun her kıvrımını inceden inceye bilecek, kendini süzekten geçirecek. böylece bize eleştirecek, düzeltilecek bir tarafını bırakmayacak. ama kendine yazık en başta.mum ışık verir vermesine ama erir gider bir yandan...
bir rüzgar gülü aldım, onun adını verdim rüzgar gülüne.uçuşsun, özgür olsun istedim bugün, ben kendi etrafımda hiç durmadan dönerken onun özgürlüğünü izledim.sonra da yatağımın baş ucuna koydum,yıllarca başucumda yatmıştı, biz hiç ayrı kalmamalıydık.
* - oo merhaba!!
* - merhaba (tanıyor mu beni acep?)
* - nasılsın iyi misin?
* - iyidir ya sen nasılsın?(var bu işte bişey)
*- hede hödö nasıl?
*iyiler ya selamları var(hede hödö kim yaa)
.biraz süre geçer
*- ya sen beni galiba birisi ile karıştırdın galiba?
viola beni süzer vee
* - aaaa pardon ben seni lord andurien ile karıştırdım...
işte kendisi ile muhabbetimiz böyle başlamıştır bunun üzerine ben de ilerleyen zamanlarda kendisi ile yaklaşık 6-7 kere değişik nickler vererek kendimi tanıtmışımdır. en son kafası çok karışıktı. o karışıklı bugünkü c dersinde de hala sürüyor. hadi hayırlısı...
hayalet gibi fotoğraflarda bulanık çıkar (bkz: genelleme)..en azından benim çekiğim fotolarda öyle..öte yandan; fotoğrafçılıktan yana pek de şansı olmadığına inanıyorum, nitekim kendi makinesiden de hemen kurtulması gerek..flaşı kör ediyor..