|
|
- lise ve üniversite yıllarında da birçoklarımızın gerçekleştirmeye devam ettiği eylem.
- ilk ders ise fazlaca kaşacağınız bir işlemdir zira öğretmen gelmeden biran önce bitmesi gereklidir.eğer sonraki dersler ise teneffüs aralarında yapılacak heyecanlı zamana karşı yarıştığınız hadisedir.eğer bitmeyecek gibiyse yapılan derste arkadaştan alınan bilgiler aynen defterinize geçirirsiniz.
- sokakta top peşinde koşturup,unuttum ayağına oscarlık oyunculuk performansı sergileyen veletlerin ,yakında bulunan bir ineğe yaklaşıp ödevi aynen cut copy yapması hadisesidir.
yada koşturulacak topun hatrına tenefüs aralarına sıkıştırılan, ee birazda çalışkan gösteren ,yarım yamalak yapılmış,öğretmen kandırma metodudur.(no628, 02.03.2007 01:37)
- tipik bir öğrenci davranışı...
- küçükken cuma günü verilen ödevleri hep ertelerdim. oysa annem "cumadan bitir, tüm haftasonu rahat et" derdi. haklıydı da. ama çocuksunuz, biraz da tembellik var hani. zaten verilmiş 98583 sayfa ödev. zaten öğretmenlerin içlerinde bastırdıkları tüm sadizmi cuma günü verilen ödevlerle ortaya çıkardıklarına inanırım. "tüm haftasonu ödev yapsın deyyuslar nihahahah" diye nirvanaya ulaşıyorlardır herhalde.
neyse efendim, cumartesi geçer, pazar günü gelir. pazar günü de bir şekilde harcanır, anlamazsınız bile nasıl gece olduğunu. yarın okul vardır, erken yatmak lazımdır. "anneee, yatmıycam ödevim var benim" derseniz güdümlü terlik burnunuzdan vurur sizi, anne de "tam on ikiden!" diye sevindirik olur. söylemek olmaz, ee ne yapacaksın?
erkenden yatarsın "yarın okul var" bahanesiyle, evdekiler bile şaşırır bu duruma. zira normalde 12ye kadar kapanmayan gözleri bilir anne baba. ortada dolanmak için "çişim geldi", "uykum kaçtı", "sütümü içmedim", "dişlerimi bi daa fırçalıycam" gibi bahaneler kullanılmadan tıpış tıpış yatağa gider çocuk, daha saatler 8.30 bile değildir. ama amaç uyku değildir, mini el feneri yakılır yatağın ağır yorganının altında, gözler bozulma tehlikesi atlatırken yastığa dayanan defterin üzerinde ödev yapılır. dirseklere dayanmaktan dirsekler çürür, gözler loş ışıkta yandıkça yanar, ödev bitmez. çocuk uyuyakalır yatakta, defterin üstüne salyasını akıta akıta, hatta uykusunda bile tuttuğu hayali kalemi yastığın üzerinde gezinir.
ödevin yarısı bitmiştir sabah 7de kalktığınızda. hemen kalkar giyinirsiniz (bu bir rekordur, normalde giyinmeyi geçtim, yataktan kalkmak bile en az yarım saat sürer), ödevi karalamaya devam edersiniz. hatta kahvaltı etmez, servise geç kalır, servisin koltuklarına defteri koyarak yazmaya devam edersiniz arabanın içinde sallana sallana. istiklal marşı okunur okulda, sınıfa ilk giren siz olursunuz tören sonrası. defter açılır ve kalan yerler "burayı yapamadım" ile doldurulur.
ödevi* bitirmiş, rahatlamışsınızdır. öğretmen "bu ne?" derse yazının çirkinliğine bakarak, "hojam, halam hastaydı haftasonu onlara gittik, orda ufak bebek vardı, zor yaptım ödevimi bla bla" yeterli olacaktır hocanın şerrinden korunmak için.
|