aşk hususunda anlaştık önce kendisiynen. sonra monnet işine girdi benimle, ama fazla dayanamadı "anlaşılamayan sanatçı" olmaya. muhabbete girme konusunda son derece rahat olurken bir yandan cıvık olmamamayı, yavşaklaşmamayı başarabilen ender insanlardan olduğunu keşfettim, aradığım yaz rahatlığını, hippi ruhunu buldum kendisinde. bir dişi olarak çokpis matal dinlemesi, "kulağa hoş gelen herşeyi" dinlemesinden çok daha iyidir tabi ki. yine de yeni metal türlerine bir kulak kabartmasını tavsiye ederim ben. tayinler veyahut sınavlar kendisini istanbul'a sürüklerse
slipknotlı mantı yiyeceğiz birgün beraber, biliyorum.