etkin, canlı sağlıklı anlamına gelen latince vegetus kökünden gelen, avangart beslenme stilinin takipçisi. eti reddeder; dolasıyla döner, kokoreç, midye tava ve kebabı da sevmez.
vejetaryen; vücut, balık, kümes hayvanlarını kullanmayı reddeden kişidir.lakto-ovo vejetaryen grubu süt ürünlerini kullanır, vegan grubu ise süt ürünlerini de kullanmaz. latince vegetus kelimesinden türetilmiştir.vegetus'un anlamı ses,taze,canlı demektir.
-ne alırsınız ablacımm?
-afedersiniz ben vejetaryenim de içinde et olmayan ne var?
-tavuk döner var efendim veriyim mi?
-tavuk da yemiyorum ben,başka ne var acaba?
-sosisli var onda et yok sadece sosis var.
-acılı ezme gibi mezeler var mı?
-acılı ezme yok,çiğ köfte var et yok içinde az bişey kıyma var.
-ya biliyorum uğraştırıyorum özür dilerim ama onların hepsi et,tost falan da mı yok?
-dert değil abla,tamam sana hemen bi tost atalım.kaşarlı mı karışık mı?
-?!?!?!?
(hemen her gün bu diyalogları yaşıyorum. yazık tüm vejetaryenlere)
sıkılınca kan akan kıpkırmızı löp etteki aminoasit çeşitliliğini sağlayabilmek için cins cins ot yemek zorunda olan insan. bi de o kadar baklagil falan gaz yapmıyor mu çok merak ediyorum. 3-5 yıl uzun yaşayacağım diye buna değer mi değmez mi artık kişiye kalmış. bence değmez. hatta ağzının tadını bilenler için şöyle bir şey var: (bkz: gut)
aşırı etcil insanların mizaçlarında sertlik, derisinde kalınlık ve sinirli olmaları hayvansal gıdaları, kırmızı eti fazla tüketmelerinden kaynaklanıyormuş,
et yemeyen insanlarda ise tam tersi daha pozitif, genç, taze, sakin, ılımlı oluyorlarmış.
bir vejetaryen olarak kesinlikle aşırı et yiyen bir erkek düşüncesi bile ükrütüyor.
her gidilen yerde başa bela olan şey. misafirlikte içerisinde et olan yemekler yapmayı marifet sayanlardan dolayı aç kalırsınız. küçükseniz et yedirmeye çalışanlardan gına gelir zaten, tehdit edelim o zaman yer taktiği uygulanır üstünüzde ama işe yaramaz. belli bi yaşa geldikten sonra rahat bırakırlar söz geçiremeyeceklerini anlayıp. arkadaşlar arasında nasıl adanalısın sen ya diyerek adanalılık oranınız sorgulanır.
*artık vejetaryen değilim*
(bkz: eskidendi çok eskiden)
bir balıkçıya gidilir;
"- ya kızım yesene?!
- saçmalama!
- ya bu hayvan bile değil ya, et bile denemez buna?!
- nasıl hayvan değil?!
- ya ifadesiz bi' şey kızım bu!
- ifadesiz diye yiyelim mi illaki?!
- iyi yemezsen yeme! usta bi' porsiyon midye, bi' de patates kızartması..." gibi... ortamı mahveder, iştah kaçırır, balıkçıdaki karizma çöker, rezillik rezillik...
evde bi' kahvaltı sofrasındasındır;
"- aynı pastırma gibi olmuş di mi?
- hayır alakası yok, sen yemeye yemeye unuttun iyice...
- nasıl ya, aynı pastırma işte...
- kızım bu peynir, baharat bi' de hamurumsu bi' şey...
- evet işte, demek ki illaki pastırma yemek gerekmiyor tadını alabilmek için...
- çemen falan katsaydın bari, iğrenç bi' şey olmuş bu..." gibi salak sulak keşiflerle 'etçil' güdülerini tatmin etmeye çalışır...
kısaca olmak da, olanla yaşamak da fazlasıyla zor bi' tercihtir kendileri.
-hayvanların bizim malımız olmadığını, yapay yollaran üretilip insanlığın hizmetine sunmanın adil olmadığını düşünen kişidir.
-insanın köpek dişlerinin diğerlerine oranla aynı boyutta olduğunu ve bunun anlamını bilen kişidir.
-nasıl kesildiklerini daha doğrusu katlediklerini bilen ve vicdanen rahatsız olan insanlardır.
-insan olarak değil de hayvan olarak da dünyaya gelmiş olabilirdim o zaman hayatım daha mı değersiz olurdu? sorusunu kendine sormuş kişidir.
-koyun veya inek yemenin evindeki kediyi veya köpeği yemekten farkı olmadığını bilen kişidir.
-karşısında köfte dururken ah ne güzel cızır cızır demek yerine onun bir ölü olduğunun farkında olan kişidir.
ot yemeyi et yemeye tercih eden sabır ve kararlılıklarına şaşıp kaldığım insancıklar.bende yaşamımın bir döneminde (ergenliğe geçiş dönemime tekabül eder)vejetaryen olmayı denemiştim.sebebi ne etten tiksinmem ne de sebze yemeyi daha sağlıklı bulmamdı.ben sadece hayvanları sevdiğim için böyle bir adım atmaya karar vermiştim.küçücük aklım çatalımı köfteye her batırışımda ''ya bu inek nasıldı acaba,ne renkti acep,kaç yaşında ola ki?''gibi soruları peşisıra soruyordu bana.ben de o mühim kararı bu sorulardan sıkılıp verdim ve vejetaryen oldum.tam 6 ay boyunca ağzıma bir zamanlar yaşayan, koşup oynayan,yüzen,yumurtlayan hiçbirşey sokmadım.ta ki bir gün arkadaşlarla bursa iskender kebapçısının önünden geçene kadar.yanımda ki arkadaşların gazı ve muhteşem kebabın kokusuyla bir an şuurumu kaybetmişim.tabi 6 ayın acısı sadece bir porsiyon iskenderle çıkarılmadı.
yıllar yılı hep acıdım o 6 ayıma.kendimi nelerden mahrum etmişim dedim.hiç de hafife alınmayacak bir yaşam şekliymiş vejetaryenlik.her baba yiğidin harcı değilmiş.ama bir de sadece et yiyemediği için yani midesi kabul etmediği için ''ben vejetaryenim''diye geçinenler var ki bu vejetaryenlik mantığıyla hiç mi hiç bağdaşmıyor.değilsiniz işte siz vejetaryen değilsiniz.
kalp krizi ve kanser olma ihtimali az olan sağlıklı insanlardır. et yiyen bir insana göre daha uzun yaşarlar.çevresine karşı daha duyarlıdırlar.hayvanlarında dünyada insanlar gibi yaşamaya hakkı olduğunu savunurlar.
-pidenin üzerine baharatlı iskender sosundan koyabilir misiniz?
+abla biraz et de koyayım mı?
-yok yok.sadece soslu pide lütfen.
+bak abla cidden sorun değil.yani koyalım ne olacak.
-sadece soslu pide istiyorum ben.ayrı veremiyorsanız sorun değil.parası neyse vereyim.
+insanlık öldü mü be ablacım.sen parayı düşünme.bak koyuyorum.istediğin zaman gel ye.dükkan senin.
-yahu canım iskender istese almaz mıyım.soslu pide istiyorum sadece.vejetaryenim ben.et yemiyorum.parası neyse vercez.e hadi geç kaldım.
+nassı yani?!hiç mi yemiyorsun?yazık ya.
-hönk?!hı bu arada nerden ablan oluyormuşum.
(istiklaldeki halk dönerde dahil olduğum bir dialog)
bir tercih, hatta bir yerde bir inanç meselesi olmasına rağmen, her yerde olduğu gibi itü sözlükte de anlayışsızlıkla karşılanan, kimi zaman hakarete mağruz kalan insanlardır.
evet et, lezzetli bir besindir. peki o zaman neden sadece belirli bir grup hayvanın etini tüketiyoruz ki? bütün hayvanları yiyelim. köpek eti yiyen insanlarda damak tadı yok mu? hatta abartıp, insanları da yiyelim o zaman. neden? yanlış mı? peki insan eti yiyen kabilelere mensup kişiler bunun yanlış olduğuna inanabilir mi?
işte geçmişten günümüze süregelen bazı alışkanlıkların, din ve inanç kurallarının oluşturduğu sınırlar içinde hareket edebiliyoruz bizler de. neyin doğru neyin yanlış olduğunu sadece kendi bakış alanımız içinde tanımlayıp, ona göre yargılıyoruz. yargılarımızın evrensel doğrular olduğunu bush'un bombalarıyla bile kanıtlayamazsınız bir başkasına.
ayrıca etobur beslenmenin, otobur beslenmeyle etik açıdan eşdeğer olduğu fikrinden hareket edersek, sevgilimize bir kere de dalından çiçek koparıp vermek yerine, vücudundan bacağını ayırıp verelim bir kedinin... en azından monoton yaşamımıza bir renk gelir*
her neyse... bu kadar pis boğaz olmasam ben de vejetaryen olurdum sanırım.. en bariz şekliyle kurban bayramında hayvanlara yapılanları görmek vejetaryenliği sorgulamaya yetecektir. bunların ötesinde, bir başka hayvanın (neticede insanoğlu da bariz bir hayvan türüdür) boğazından kesilip, özenle derisinin yüzülmesi ve mutfaklarımızda pişirilip önümüze servis edilmesi fikrinin pek estetik bir durum olduğunu iddia edemeyeceğiz herhalde...
bunun dışında kimin ne yediği neden bir başkasını utandırıyor, ya da neden bir başkasının sinirlerini bozuyor, anlamak gerçekten güç. sinir bozucu olan bir başkasının yediklerine karışmak değil mi? bir başkasının yaptıklarına, düşündüklerine karışmak değil mi "en" sinir bozucu olan...
belli bir yaşa gelince aile fertleri özellikle kurban bayramında artık gerçekten et yemediğin kararına varınca!
-kızım evleneceksin kocana ne yedireceksin! çocuğun olacak o ne yiyecek 9 ay boyunca.
sorularıyla başbaşa kalmam nedeniyle artık açıklama yapmama kararı aldığım durum.