|
|
- (bkz. vefa anadolu lisesi)
- (bkz. vefa bozacısı)
- sevgide sebat demiş tdk bu kelimenin açıklamasında. sebat, sabır, direnme...
uçun kuşlar uçun doğduğum yere
şimdi dağlarımda mor sümbül vardır
ormanlar koynunda bir serin dere
dikenler içinde sarı gül vardır.
uçun kuşlar uçun burda vefa yok
öyle akar sular, öyle hava yok
feryadıma karşı aksi seda yok
bu yangın yerinde soğuk kül vardır.
- eminönü'de bir semt adı.
vefa lisesi,vefa bozacısı,cibali lisesi,irili ufaklı birçok camii ve tarihi yer,bozdoğan kemeri'nin bir yarısı,istanbul üniversitesi'nin arka kısmı,şehzadebaşı camii, gibi mekanları;kırosundan,pezevengine kadar her çeşit insan bulunduran eski bir semtimiz.
- sevgi ilişkisini hatırlayabilme kabiliyeti
- vefa; elinden geldiğince – artık elinden gelmese bile – yüküne, emeğine ortak olabilmek için hala yanıp tutuşana sahip çıkmaktır.
niyeti değil - gücü tükenmiş yol dostunu seve seve sırtında taşımak, tıkandığın, tükendiğin yerde inip bisikletinden bir ağacın dibinde birlikte yatmaktır...
- (bkz: vefa lisesi)
- (bkz: vefa bir semt adı mı)
- dostluklardaki önemli kelimelerden.
insanın iki eli kanda olsa bile "gel" diyen arkadaşlarına gitmesini sağlayan insani bir duygudur.
gerekli midir, pek emin değilim, olmazsa da arkadaşlıklar olur. yine keyifli olur gülünür eğlenilir, gezilir tozulur.
ama az biraz eksik olur zannımca.
ayrıca
(bkz: vefa istanbulda bir semt mi sadece)
(bkz: hüsamettin özkan)
- süleymaniye cami'sinin gölgesinde kurulmuş, eski zaman istanbul'unda seyre çıkılmış hissini veren,tarihi konakları ve camileriyle şirin bir dersaadet semti. yolunuz düşerse, süleymaniye cami'sinden yedi tepeli şehri temaşa etmeyi, bunun yanında vefa bozacısı'na uğramayı unutmayın...
- renkleri yeşil beyaz olan vefaspor'a adını veren semt.
- onca şey yaşanmış eski dostun "manita"yapmasından sonra sırra kadem basınca onda olmadığı anlaşılan şey.hele ki bu arkadaş zamanında size aşık olup tarafınızdan reddedilip canciğer arkadaşlık müessesesine hala devam ettiğiniz biriyse..
- "bana kendini anlatabilir misin? seni tanımak, sana sahip olmak istiyorum."
"ah siz insanoğulları… beni, bir iki kavramın arkasına sığınarak hapsettiğiniz yetmiyormuş gibi bir de kendimi tanıtmamı isteyerek adeta azap çektiriyorsunuz bana.
ben, öyle bir şeyim ki bana sahip olmak isteyen kişi sevmeyi, anlayışı, fedakârlığı, yargılamadan hoş görülü davranmayı, karşılık görmemeyi, beklentisizliği, kendinden vazgeçmeyi ve yeri geldiği vakitte gururunu düşünmeden bir kenara bırakmayı göze alması gerekir. bana sahip olmak istemenin ise bir sebebi yoktur."
"ben, sana sahip olmak istiyorum. çünkü sana sahip olursam, vefasız insanlara vefayı gösteririm ve onlara vefayı öğreterek daha fazla vefalı insan kazanmış olurum."
" dur, dur yanlış anladın beni. sana yargılamamak dedim oysa sen başkalarına vefasız diyerek bunu ihlal ettin. anlayış ve beklentisizlik dedim, sen ise senin gibi olmalarını isteyerek beklentiye girdin. bana sahip olmak için başka sebebin yok mu?"
"aslında var. sana sahip olursam vefamdan dolayı karşımdaki kişinin gözünde oluşan bir parıltı bile yeterlidir bana."
"maalesef, yine anlayamamışsın beni. beklentiye girmişsin yine, bana sahip olmak istediğinde bırakman gerekirdi bunu. karşıdakinin gözünde oluşan parıltı dediğin, ya minnet duyduğu için olur ki başkasından karşılık beklediğin manasına geliyor bu. ya da o kişi öyle bencildir ki senin ona gösterdiğin vefayı kendisi ile alakalı zanneder, karşıdakini bu derece vefalı birisi yaptığı için gurur duyar tüm bencilliği ile ve seni hiçe sayar. görüyorsun ya bu ışıltıyı görebilmen demek gurursuz olman da demek aynı zamanda.
bana sahip olmak demek, acıya, unutulmuşluğa, yalnızlığa, hayal kırıklığına alışmak; onları yaşayarak mutlu olabilmek demektir aynı zamanda. unutmaman gereken başka bir nokta ise; sadece insanlara karşı değil aynı zamanda seçtiğin yolda da beni içine sindirmen gerekir eğer bana sahip olmak istiyorsan…"
hiçbir getirisi olmayan bu yolda ilerlemeli miyim, yoksa hiçe sayarak gittikçe bencilleşmeli miyim diye düşünceye dalmıştım, tüm bu açıklamalardan sonra vefa dönüp giderken.
bir an durdu arkasına bakmadan, “en önemlisini söylemedim. hiçbir zaman beni seçtiğinden dolayı pişmanlığa düşüp tereddüt de kalmamalısın. işte o zaman bana sahip olmuşsun demektir.” dedi ve yoluna devam etti…
- bir televizyon programında bir kardeşimizin söylediği üzere almancada karşılığı olmayan kelime, dolayında da almanlarda karşılığı olmayan kavram imiş.
- istanbul'da bir semt adı. evet evet. avrupa yakası'nda bulunan bir semt adı. hakkında bu kadar giri girilince öldü sandım varbir de. allah öldüğünde arkasından yazı yazılmayanlara kabirlerinde huzur versin, zaten eğer halklarını biraz olsun tanıyorlarsa, onlardan herhangi bir vefa beklemiyorlardır.
- kolombiya'da bir kadın, yaralı ve aç bir aslan yavrusunu kurtarır. eve götürüp evde kalamayacak büyüklüğe ulaşıncaya dek ona bakar. sonra da çaresiz yerel hayvanat bahçesine götürür. işte aslanın kurtarıcısını karşılaması vefa nedir bizlere gösteriyor:
(bkz: http://youtube.com/...)
- emeği geçmiş olan herşeye karşı ödenmesi gereken haktır.saygı, sevgi ve hürmetin devam ettirilmesi durumudur.
- kış aylarında boza içerken aklıma gelen semt
|