insanın kendine en sık söylediği yalanlardan biri de bu sanırım; henüz vazgeçmem için erken.
ardından gelen söz de haliyle "yeni bir deneme içinse
çok geç". bir köprü üzerinde ilk defa yürürken, "bir dilek tutmalıyım ama ne.." diye tekrarlarken, aklıma geldi; beni asıl mutsuz eden halen mutsuz olmamdı. bunları düşünürken de dilek tutamadım haliyle, çünkü vazgeçmiştim çoktan.
bir yerlerde çok büyük bir hata yapmış olmalıydım tüm bunları hak etmiş olmak için. yapılan haksızlıkları bir bir sıraya dizdim, anlamadım. her şeyi eline yüzüne bulaştırmayı bir kenarda öylece sus pus dururken bile başarabiliyormuş insan, ne garip. çok dışımda gelişen olaylar silsilesi bir şekilde en içimi de ezmeyi başarıyor, ne tuhaf. bana o sözleri söyleyen sen miydin, ne hayat.
başarı ya.. ne tuhaf, kelime. insanın en iyi başardığı şey sanırım başarısızlık. tüm başarısızlıklarımızı unutmak için kafayı meşgul edecek işler buluyoruz her yeni gün. her yeni sabah, yeniden kendimizi kandırıyoruz. ne güzel demiş şair oysa, hayatın neresinden dönsen.. neyse. yarım kalmış cümleler, yarım kalmış hikayeler.. hep başkalarının bıraktığı noktalara imrenerek geçen bir ömür. "ama bu şarkı.." evet ya, o şarkı. hani senin o'nu düşünürken dinlediğin o güzel şarkı.. artık başkaları için çalıyor. kimse o kadar sevemez ya, ona da, neyse. tamamlayamadıkların, yarım yamalak düşlerin, her şeye bomboş bir ifadeyle
neyse.
neyse. boş teselliler reçetesi halen ayakta tutuyor ya beni, ilaçlarımın içeriğine de bakmıyorum artık. ben aşka doğmuşum; tek taraflı sevgilerde boğulmuşum. hangi yeni köprünün.. hiçbir yeni dileği iyileştiremez içimdeki düş kırıklıklarını. uzaklara gittiğim zaman düzelecek sanıyordum, kendini de götürdükten sonra, ne aptallık..
başka bir yerlerden yırtabilme ihtimalim halen saklıydı belki, hani
vazgeçmek için erken ya.. öyle de, hayatın güzel bir dalına tutunabilmek için de artık çok geç; tek kişilik bir oyunda, karalar bağlamak bizim de payımıza düşen.