1. + her şeyi düzeltebiliriz. ayrı olmamız gerekmiyor.
    - artık bunların bir önemi yok. ben vazgeçtim senden...

    inanmak istemedim. sekiz kelimelik mesajı bir daha okudum. yanlış okuduğuma inandırmak istedim
    kendimi çocukça bir çabayla ama yanlış okumamıştım. bir kaç saniye bir şey düşünemedim.
    aşıktım, tabiri caizse "sırılsıklam" aşıktım. mesajın sonrasında kalbime işleyen sızı
    yerini çaresizlik duygusuna bıraktı. aslında birazda acizlik. birlikte kurulan hayallerin ağırlığı. ve anılar... yaşanan, her birinin içinizde bir yerlerde büyük izler bıraktığı zaman dilimleri.

    artık çaresizlik yerini yanlış kişi olmanın verdiği hiçliğe bırakmıştı. bir hiçtim onun için.
    iyi bir insan olan ama yaşlanmak için doğru kişi olmayan biriydim. bir tanıdıktım artık.
    bunu dile getirmeyi seçtim, karşılığında, "saçmalama" demesini bekledim ama onun benden vazgeçtiğini
    çoktan unutmuştum. kalbim düşünüyordu, beynim kendini kapatmıştı. vazgeçilmiştim.

    en acısı bu sanırım.
    vazgeçmek değil vazgeçilmek acıtıyor insanın canını. hazırlıksızsınız. aklından bile geçmeyen
    bir anda kucağınıza bırakılan bir bomba gibi elinizde patlıyor ve sadece kalbiniz paramparça
    oluyor. eliniz kolunuz, ayağınız bacağınız yerinde sapasağlam duruyor ama kalbiniz...

    ve umutsuzca çabalıyorsunuz. belki tekrar beni sever diye düşünürken bir daha hiç
    sevilmeyeceğinizi unutuyorsunuz. umut insanın başına gelen en büyük kötülük. bir hayale
    sarılıp uyumanızı bile sağlayabiliyor şu dünyada ya da gelmeyecek birine sana aşığım
    dedirtebiliyor yarınsız bırakabiliyor...

    ilişkiler başlarken birlikte karar veriliyor da biterken...
    sila'nın dediği gibi... hep aynı başlıyor bitiyor ve iki kişiden biri vazgeçiyor ve biri hep daha çok seviyor be...
  2. yerlere göklere sığdıramadığın insan (aile, sevgili, arkadaş vs.) -tabiri caizse- iki günlük insan için fütursuzca kalbini kırıyorsa vazgeçildiğini anlarsın.

    önceleri üzülüyor tabii insan. hem de çok. cevap arıyor filan. belki buluyor belki bulamıyor.
    genelde affediyor. ama o üzüntü duruyor içinde. vazgeçemediği için affediyor.

    oysa bir sefer vazgeçen bir daha yapar. ve yapıyor da.

    bu tekrarlar arttıkça hüzün büyüyor ve yanına öfke ekleniyor bir de. ama ne öfke. giderek kine dönüşen, kontrolden çıkan bir öfke.
  3. "artık başkası var mesaj atma" der sana bir mesajla.. sonun başlangıcı olur.

    yalnızlığa alışmışsınızdır, o gelir, tüm gardlarınızı düşürürsünüz. ona inanırsınız.
    "kadınlar şeytandır" derler, "o melek ki" dersiniz.. iyi bok yersiniz.

    ona sevgilim dediğiniz ilk günün akşamı "köpek", ay dönümünüze gelmeden "şerefsiz" olursunuz onun dilinde, hak etmeseniz de.
    eziyet eder, işkence eder. ama olsun, o sizin her şeyinizdir. unutamazsınız bazı dediklerini. ama olsun, o sizin eşiniz olacaktır.

    "ben sana eziyet ediyorum" der, "bir gün sen beni bırakacaksın ama biliyorum" diye ekler. ama yanılır o güzel prenses.

    insanlar değişir derler. bazıları parayı bulunca, bazıları üniversiteye geçince, bazılarıysa ortam yapınca...
    tanıyamazsınız, söylersiniz, yine kızar, ancak ne kadar değiştiğini son ana kadar anlayamazsınız.

    sonra o gün gelir, mesajınıza saatler sonra cevap gelir. "polgard, artık yazma bana. sevgilim var benim, soru da sorma hoşcakal"

    önce titrersiniz. kalbiniz çıkacak gibi atar. dünyanın sonu gelmiş gibi hissedersiniz.

    sesini duyarsınız sonunda. gerçektir. "seni unutmak için zorundaydım" diye bir de bahane üretmiştir kendine. kendisi inanır mı bilinmez.

    olmaz olasıca hastalığınız yeniden hortlar. acı çekersiniz. ama acıtan hastalık değildir. siz bu halde iken onun bir başkası ile bir yerlerde gülüp eğlendiğidir.

    "bir gün döner mi" diye sorarsınız. sonra da "dönerse ne olacak" diye. ardındansa "dönmezse ne yapacağım" dersiniz. korkarsınız cevapsızlıkların arasında...


    sonra bir gazla "başım dik ben gerçekten sevdim!" dersiniz. "ee ne bokuna yaradı gerizekalı?" deye ekler iç sesiniz... çıkış yolunuz yoktur artık.

    sonu mu? yok.
    daha sonun başlangıcındayım..