vatansever   

adana çık aradan

  1. her insanın taşıması gereken, ülkesini sevme duygusudur. hiç bir fikir akımınca sahiplenemez.
    (hell guardian, 31.07.2004 21:42 ~ 21:42)
  2. (bkz. the patriot)
    (ascella, 31.07.2004 22:53)
  3. ülkemizde vatansever deyince akla ilk milliyetçiler gelir..oysa vatanseverlik örf,adet,türk kültürünü koruma,ırkı üstün tutma gibi zırvalıklarla olmaz..esas vatansever,halkının ve milletinin daha üst düzeyde yaşam standardı için savaşan,bu yolda şehit olan insandır..
    (close2death, 14.08.2004 12:10)
  4. yeni yeni görüş ayrılıklarını fırsat kollayıp yıllardır anamızı ağlatanlara "dur" diyen, demeye başlamış asil duygunun insanı. yine de duyguların somut davranışlara dönüşmediğinde bir hiç olduğunu, "seni eşekler gibi seviyorum canan" diye hönkürmekten farkı olmadığını söylemek yanlış olmaz kanaatindeyim.

    "sabaha kadar tartışabiliriz, son kişi ölünceye kadar birbirimizin kanını akıtabiliriz ama hemfikir olduğumuz hiç bir duygu, fikir yok mu?" sorusuna en güzel cevap vatanseverlik. vatanseverlik, aynı coğrafyadaki binlerce görüş kümesinin ortak kümesi. bir de neyin vatanseverlik olduğunda hemfikir olunduğunda tadından yenmeyecek davranış biçimi. ülkemizde henüz bebek ve sağlıklı beslenip büyüdüğü vakit çok can yakacak aslan gibi delikanlı adayı. kollamak, sahip çıkmak gerek.
    (fantastik karakter, 10.02.2006 04:17)
  5. çok garip bir kavramdır vatanseverlik. özellikle bu ülkede.
    vatanı sevmeyi bazıları tekeline almış bu ülkede,
    vatanı sevmek demek, ülkedeki yanlışlıklara,haksızlıklara,tarihi gerçeklere gözlerini kapamak mı demek bu ülkede?
    ya efendi efendi oturacağız, ya terkedeceğiz öyle mi? düzeltmeyeceğiz hiçbir yanlışı bu ülkede. sesimizi çıkartmayacağız haksızlığa
    (cyd, 07.04.2006 22:44 ~ 07.05.2006 01:32)
  6. (bkz: nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala)
    (libertar, 07.04.2006 23:21)
  7. (bkz: vatan sevgisi)
    (selenge, 05.10.2006 23:13)
  8. türkçeyi doğru düzgün kullanamamak, türk edebiyatını hiç bilmemek, türk tarihi deyince de 3 isimle sınırlı kalmaktır.
    (galliani, 06.02.2007 19:57)
  9. birilerinin eline tutuşturup kaçtığı kanlı bayrağı taşıyamaya çalışan, silah zoruyla büyütülmüş bir çocuktur vatansever..

    hepimiz biçimlendiriliriz elbette, henüz hayatı kimsenin değil de sadece kendi hislerimizle algıladığımız, yorumladığımız, kervanın parçası olmak için fazlasıyla donanımsız, fazlasıyla ham, fazlasıyla naif olduğumuz o günlerden, o dünlerden itibaren..

    bir at arabasının kuytu köşesinde dizlerimizi göğsümüze sımsıkı yapıştırmış, annemizin rahminden çıkmakla yaptığımız ölümcül hatanın tedirginliğini yaşarken henüz, kervan gider, kervan çoktan yola çıkmış, kervan çoktan yolu yarılamış, kervan çoktan yolu benimsemiş, kervan haritasız, kervan çemberi tamamlıyor, tekrar ve tekrar, defalarca..

    gözlerimizi fal taşı gibi açmış, önümüze sunulan her şeyi müthiş bir merakla, müthiş bir iştahla kabul ettiğimiz, içselleştirdiğimiz o çok eski dünlerde, bir toprak parçasında soluklanıyor kervan.. gün batımına yakın bir zaman diliminde, soluklanıyor, uzun uzun soluklanıyor, sonra sabah oluyor, sonra kervan ilerlemiyor, kervan yuva addediyor o toprak parçasını, kervan takip eden binlerce gün doğumunu, binlerce gün batımını, o toprak parçasında karşılıyor..

    o ilk geceyi takip eden sabah vakti, şaşkınlıkla adımlıyoruz bu yepyeni yuvayı.. gördüğümüz her şeyin bize yabancılığı ile kervan efradına aşinalığı arasındaki yüksek gerilimli bir noktadan, masum gözlerle süzüyoruz etrafımızı.. yanımıza sokuluyor kervan efradı, sırtımızı sıvazlıyor, o toprak parçasının üzerinde kurumuş binlerce yıllık kan damlalarından bahsediyor bize.. o toprak parçasında yaşamanın ritüellerini anlatıyor, bunları oluşturan insan fosillerinden bahsediyor, ritüelleri ifa etmenin zorunluluğundan, onları biçimlendirmenin, yıpratmanın imkansızlığından bahsediyor bize..

    bize, hayatın ellerimizin arasından kayıp gideceğini, hiçbir noktasına gerçek anlamda temas edemeden bu kutsal toprak parçasına gömüleceğimizi anlatıyor.. sırtımızı sıvazlıyor.. şefkate duyduğumuz açlıkla sarılıyoruz o yorgun parmaklara..

    ‘şimdi,’ diyor kervan efradı, ‘hepsi senin bu toprakların.. onu sevmekle, onu korumakla, gerekirse onu kanınla yaşatmakla yükümlüsün.. bu bir bayrak yarışı ve şimdi senin sıran.. kanlı bayrak senin ellerinde artık..’



    belli bir yaşa kadar, bizim yaşadığımızdan çok farklı bir dünyada, sürekli bir yolculuk halinde, sürekli üreterek, sürekli değişerek, muğlak bir gerçekliğin içerisinde dönenir çocuklar.. sonra bir gün o keyifli yolculuklarından çekip kopartır, etrafını dikenli tellerle ördüğümüz binlerce toprak parçasından herhangi birinde uyandırırız onları.. yeniden doğarlar o anda, ikinci kez ve bu sefer çok daha ağrılı bir şekilde, yeniden doğarlar..

    çokça sıvazlarız sırtlarını, çokça güdümleriz onları; henüz mahmur gözlerle süzerlerken çevrelerini, çerçevelenmiş resimlerle kuşatırız görme menzillerini..

    ağlama reflekslerini bir yasağa dönüştürdüğümüzde, bu kez çok daha ağrılı bir şekilde, yeniden doğar çocuklar..

    ellerine kanlı bir bayrağı tutuşturup ne idüğü belirsiz bir bayrak yarışında taraf kıldığımızda onları, vatansever olur çocuklar..

    işte o anda yeniden doğarlar..

    nefrete, husumete, kana ve ölüme doğarlar..
    (draffut, 19.03.2007 21:54)
  10. taşıdığı kanlı bayrağın üstündeki kanın atalarına ait olduğunu bilen insandır vatansever.o bayrağı taşımaz ise evlatlarının gelecekte o kanlı bayrağı,herhangi bir toprak parçasına dikemeyeceğinin de farkında olan insandır..
    (kingpin68, 19.03.2007 22:11)