|
|
- vatanını seven ve ne kadar ihanet görürse görsün, her ne olursa olsun yurduna aşık olan kimselerin kullandığı cümle olmakla beraber, bazı kesimler tarafından insanları kullanmak için de söylenir.
- vatan için canını veren her şehit'in ölmeden önce kulaklarımıza fısıldadığı, mardin'de vurulanın istanbul'dan duyulduğunu hissettiren cümle.
- pkk ile yapılan bir çatışmada şehit düşen bir askerin gözü yaşlı babasından duyulduğunda gerçek anlamı kavranan söz. bunu söyleyebilen babalar sağolsun ki vatan sağolsun.
- bazı dallama zihniyet bunu geyiğe vurmuştur
bir arkadaşa yardım edersiniz ve:
- çok iyisi abi ya, sağol
- dostlar sağolsun
- vatan sağolsun
- !?!? (içinden: "ne alaka güzelim, yeri mi şimdi!")(venom, 25.06.2005 22:32 ~ 22:32)
- bu iki sihirli sözcüğü duyduğumda hep büyük üstad attila ilhanın anlattığı ve sonunda "vatan namustur" dediği hikayeyi hatırlarım..
- (bkz: ölen türkiye cumhuriyeti askerlerine şehit demek/@790793)
- (bkz: vatan sağolsun demeyeceğim)
(strateji, 14.09.2006 17:34 ~ 12.02.2007 20:40)
- dumlupınar denizaltımızdaki denizcilerimizden son duyulan sözlerdir.
http://www.geltag.com/...
- gülay göktürk'ün yazısı:
geçen yıl eylül ayındaki şehit cenazelerinde, alışık olmadığımız bir isyana tanık olduk. anne ve babalar ilk defa "vatan sağolsun" demediler, "bir oğlumuz gittiyse sırada iki oğlumuz daha var" demediler. aileler ilk defa oğullarının hakkını helal etmediler.
onun yerine rahatsız edici sorular sordular: devlet neden oğullarımıza bir çelik yelek bile vermedi diye sordular. daha ileri gidip bu çocukları üç günlük silah eğitimiyle böyle dağlara sürüp adam öldürmelerini istemenin doğru olup olmadığını sordular. doğrusu yadırganacak hiçbir şey yok bu sorgulamalarda. asıl garip olan yirmi küsur yıldır hiçbir soru sormadan, "vatan sağolsun" kaderciliğiyle şehit cenazesi kaldırmaktı.
deprem evlerimizi yıktığı zaman mühendislerin, mimarların işlerini iyi yapıp yapmadıklarını tartışıyor, hatta kimilerini mahkemelerde yargılıyoruz. hastamız ameliyat masasında kaldığında cerrahın ustalığını sorguluyoruz. bu savaş yirmi yıldır bir türlü bitirilemiyorsa, çocuklarımız yirmi küsur yıldır sapır sapır ölüyorsa komutanlarımızın savaş yönetme ustalığını da sorgulamalıydık elbette. "bu ölümler kaçınılmaz mıydı,yoksa önlenebilir miydi? hata neredeydi; istihbarat mı, planlamada mı, taktikte mi?" diye sorup doyurucu açıklamalar beklemeliydik.(endip, 29.06.2007 14:48)
- kimi kendini barış yanlısı sanan ya da bize öyle olduğunu yutturmaya çalışan, birtakım ideolojilerin altına saklanarak niyetini gizlemeye çalışan; hatta utanmadan "bak şu kadına, oğlu ölmüş (şehit olmuş demek zoruna gider çünkü nedense) hala "vatan sağolsun" diye savaş nidaları atıyor. bense sadece barış…." diye ahkam kesen kimselerin asla anlayamayacağı söz.
tekrar söylüyorum, “barış yanlılarının” değil ; “ben sadece barıştan yanayım” diye belli amaçlarını gizleyip, üstüne bir de ahkam kesenlerin anlayamayacağı söz.
belki; benim ya da benim gibi oğlu, eşi, dostu ya da çok yakını şehit olmadan “vatan sağolsun” diyebilen; ama şehit olursa ne diyeceğini değil, ne düşüneceğini bile kestiremeyenlerin bile anlayamayacağı, ama anlamaya çalışacağı söz.
kim bu barış yanlıları(!) peki?
doğru dürüst kitap okumadan solcu(!) olmuş- daha doğrusu olduğunu sanan- "kahrolsun abd emperyalizmi" demenin; solcu, sosyalist, marksist, vs. olmak için yeterli baraj puanı olduğuna inandırılmış beyinler. tekrar söylüyorum: derdim, bu ideolojilerle değil, tam tersine bu ideolojilerin özüne inandığım için; başka emellere alet edilmesiyle. onlar; dağa çıkıp "kürtlerin hakları için (!)" kisvesi altında, daha çocuk yaşındaki kürtleri dağa kaçıran, gelmek istemeyeni öldüren, zorunlu askerliğini yapmaya gelmiş türkü, kürdü, çerkezi ,lazı, karşısına kim çıkarsa öldürmeye zorlanmış, abd nin kuklası olmuş barzani yi, talabani yi kendine lider seçebilecek kadar aklı bulandırılmış insanları, bir nevi “özgürlük savaşçısı” olarak niteleyebilenler..... daha ne istediğini bile bilmeden dağa çıkarılan, dağa çıktıktan önce değil sonra, diyalog kurulmasının gerektiğini isteyebilecek kadar yüzsüz olanlar... hatta bir de üstüne; kendi topraklarında eşkıyalık yapanlara karşı halkını savunmaya giden devletin meşru ordusunu gayrimeşru ilan edebilenler. bunların solculuğu da barış yanlılığı da dikkatsiz gözlere, karıştırılmış zihinlere karşı takılmış maskeden başka bir şey değil.
- söyleyenlerin ekseriyetini halen yaşayan kimselerin oluşturduğu bir söz.
- ilki 1968 yılında basılan, içinde 24 tane mizah öyküsü bulunduran, adam yayınları'ndan yayınlanan, kapak tasarımını her zaman olduğu gibi erkal yavi'nin yaptığı, aziz nesin kitabı.
kitabın sonunda doğan hızlan'ın eleştiri yazısı olan bu kitapta nesin 60'lı yılların türkiye toplumunu kara mizahi bir yöntemle kaleme almıştır. eserin ilk öykülerinde kendi hayat hikayesinden bahseden aziz nesin'in en başarılı öykü kitaplarından biridir.
- vatan sağolsun. niye vatan sağolacakmış? vatannedir ki? enikonu üzerinde yaşadığımız toprak parçası. kutsallaştırabilir mi, elbette. isteyen istediği kavramı kutsal sayabilir. ama kimse kimseden vatan sağolsun diye eşini, babasını, evladını, kardeşini isteme hakkına sahip değildir. bu hakkı kendinde görenler var bu ülkede.
'' vatanın bir avuç toprağı için canımı veririm, oğlum feda olsun '' diyen insanlara ibretle bakıyorum. ve asla anlamıyorum, anlayamıyorum.
ben mi? değil bir avuç toprağı, tüm vatanı bahşetseler ne babamdan, ne kardeşimden, ne eşimden, ne oğlumdan vazgeçerim.
gerçekten anlamaya çabalıyorum ama nafile; vatan için bir şeyleri, hele sevdiklerini feda etmek...
hele bu lafzı mecburen sevdiklerini feda edenlerin ağzından duymayı beklemek. duyulmadığında karşıdaki kişiyi vatan haini ilan etmek.
babam, kardeşim, eşim, oğlum sağolsun. onlar olmadıktan sonra ben neyleyim vatanı.
- bazı garip insanların harvard da doktora da yapsa muhtevasını,önemini, güzelliğini anlayamayacakları bir cümle. işin ilginci sen anlatmak istediğinde takındıkları "anlayamıyorum" tavrıdır. sen malsan biz ne yapalım.
- + vatan saolsun teyze,
- oğlum da sağ olsun,
vatan sağ olacak diye ölmesi mi gerek.
- oğlun, kardeşin, babanın ölümünün; başka anne, baba, çocukları kurtarmış olabileceğinin düşünülmesidir .
"benim eşim ölmüş bana ne vatandan"... bu nasıl bir bencilliktir yahu? . hayatınızda hiç mi fedakarlık diye bir şey duymadınız allah aşkına? hakikaten de vatan dediğin şeyin bir toprak parçasından ibaret olduğunu mu düşünüyorsun? kendini bir de hümanist diye tanımlıyorsun ya hele. tatlı su hümanisti seni.
savaşa mı çağırıyorlar bu "vatan sağolsun" diyenler yoksa "bugünden tezi yok herkes askere" mi demek istiyorlar. adam "oğlum öldü ama vatan için, insanlar için öldü, keşke ölmeseydi ama öldü işte" diyor. bunu anlamak bu kadar mı zor. anlamak olmasa da saygı göstermeye de mi mecalinizi yok?
oğlu öldüğünde vatan sağolsun diyebilen bir anne, oğlunun ölümünü anlamsız bulanlarla karşılaşsa o da kendi kendini anlayamaz belki o başka.
- evet gerçekten vatan sağolsun.. başka ne denilebilir ki? sessizliğin içinden gelen bir çığlık: "vatan sağolsun", tarihten gelen bir çığlık "vatan sağolsun", tam teslimiyet "vatan sağolsun", yutkunup nutku tutulmak "vatan sağolsun", kanı akarken bedeni soğumaya ve titremeye başlamışken, bu çığlığı duymayanlara ve üstüne senaryolar yazanlara karşı "vatan sağolsun"..
gerçekten "vatan sağolsun !, başımız sağolsun !"(dcpromo, 08.10.2008 13:12 ~ 13:14)
- zorunlu olan askerliğe rağmen siyasilerin çocukları için bir türlü söylenemeyen duygu sömürüsü soslu söz. ama siyasiler şehit ailelerini kandırmak için dillerinden eksik etmezler; ağızları sağolsun pardon vatan sağolsun.
- vatan'ın varlığını, insan hayatından önemli gören çürümüş zihniyetin, çoğunlukla da şehit cenazelerinde ana-babaların ağzından dökülen, cahilliğin, beyni yıkanmışlığın kurabildiği tek duygu ifade edebilen cümle.
ne yazık ki, duygularını çocuklarına söyleyemeyen, onlara sevgisini ifade edemeyen bu ana-babalar, konu vatan olunca ne güzel de ifade edebiliyorlar sağ olması gerekenin cocukları değil de, vatanları olduğunu. bu zihniyetin lisanında vatanı sevdiğini söylemek ayıp değil, ama ölen evladına daha yaşarken "seni seviyorum" demek ayıptır.
evladının "vatan uğruna" öldüğüne inanmak, buna inandırılmak, bu insanların işine geliyor belki de. böylece, yaşamları boyunca bu çocuklar için ben ne yaptım özleştirisiyle vicdanlarını rahatsız etmeyecek, sorgulamadan, kabullenerek kutsal bir amaç uğruna öldürülen çocuğu üzerinden kendilerine de pay çıkarabileceklerdir.
hayatında eline tüfeği ilk defa almış, doğru düzgün bir eğitim bile almadan, hemde eksik teçhizatla çatışmanın göbeğine gönderilen bu gencecik cocuklar öldürüldükten sonra, "neden öldü evladım?" diye feryat etmeyip, bunu sorgulamayıp da "vatan sağolsun" diyen ana-babalara lanet olsun.
|