kesinlikle alışveriş edilmemesi gereken, edilecekse de kibar olunmaması gereken firma. zira kafayı sıyırıp
polat alemdar olursanız işinizi halledebiliyorlar. her şey geçen eylül ayında hiç bir masraftan sakınmayıp, vatan bilgisayar'dan güzel bir makine toplamamla başladı. velhasıl eve gittim, oynanacak oyunlar, yüklenecek programlar her şey hazır. taktım
windows cd'sini gittim
televizyon filan izliyorum, her neyse yükleme bitti, bilgisayar ilk defa açılacak. windows ekranı geçtikten sonra siyah bir ekran ve cart
restart. ben tabi hafiften sırıtıyorum hehe haha diye, olur canım böyle şeyler diyorum, tesadüf. tekrar başlayan windows, windows ekranına gelir, siyah ekran ve tekrar cart. iki, üç deneme daha, yok. dedim ki kendi kendime,
1925 sen içerideyken bir şeyler oldu, yükleme yarım kaldı, tekrar yükle.
aldık her şeyi başa tekrar yüklemeye başladık. yine gittim içeride televizyon, yemek vs. işlerle uğraşıyorum. yükleme bitti, windows ekranı geçildi, cart restart. (burada özellikle cart diyorum ki restart sırasındaki ses anlaşılsın diye) elime başka bir cd aldım, bu sefer bilgisayarın başından hiç kalkmadan, saniye saniye kurulumu izledim, yok olmuyor. sonuçta bilgisayardan oldukça anlayan biriyim, kesin donanımsal bir sorun var. kasayı açtım, garantiyi yer bunlar diye hiç bir şey sökmeden şöyle bir baktım her şey normal. ertesi gün bilgisayarı
topkapı dan almama rağmen yakın olan
taksim şubesine gittim. burada yaklaşık 2 haftamı derinden etkileyecek olan
ahmet ile karşılaşacağımı nereden bilebilirdim ki? neyse sorun anlatıldı, bitince biz sizi ararız dediler, iki gün sonrada aradılar. gittim dediler ki,
sabit disk sorunlu, değiştirdik, test ettik, sorun halledildi. şimdi bu adamlar
windows da yüklemiyor orijinal olmadıkça, doğal olarak sıfır bir sabit disk ile eve gittim. ama rahatım, nasılsa sorun çözüldü. başladım windows yüklemeye, cart restart. hafiften kaşım gözüm oynamaya başladı, sinirlenmeye başladım. ertesi gün adresimiz yine taksim, yine vatan bilgisayar. ahmet karşıladı beni yine, diyorum ki aynı sorun devam ediyor, bence bir uyumsuzluk söz konusu. benim bilgisayar bilgimin %10'u kadar bilgisi olmayan ahmet'e göre ise, olmaz öyle şey. ahmet tekrar servise aldı makineyi, iki gün sonra yine aradı, dedi ki sabit diskte yine aynı sorun çıktı, test ettik, bir sorun yok. ben bu sırada bünyesinde
altı sigma çalışması uygulayan ve doğal olarak milyonda 3.4 hatalı ürün üreten
western digital firmasının, nasıl olur da 2 hatalı ürününün bana geldiğini düşünüyorum. her neyse gittik vatan bilgisayar'a yine. teknik servis gerçekten kaotik bir ortam. belli bir süre sonra aile gibi oluyorsunuz. siz oradayken, elemanın biri, arkada diğer bir bayan çalışanı sıkıştırır, kikiri kakara yaparlar filan. çok geçmeden ahmet geldi. artist bir ses tonuyla, bak aynı hata çıktı, bir daha olursa değiştirmem haaa, senin evinde elektrik tesisatında sorun var, yaptır gibisinden bir şeyler dedi.
fesuphanallah diyerekten evin yolunu tuttuk. tesisatta ne sorunu olsun evde çalışan başka bir bilgisayar var, alayına beyaz eşya var, bir tek bizim sabit diksemi zararı olacak diyorum kendi kendime. bilgisayar açılır, windows kurulur, sorun aynen devam. ahmet öyle bir uyuz etti ki, bir de elektrikçi çağırdık, tesisata baktırdık, tabi ki sorun yok tesisatta.
her neyse ertesi gün tekrar vatan dayız, artık vatan bilgisayar ailesinden biriyim ben. bir de bilgisayar zaten kullanmadan eskiyor, olay artık ahmet ile bir mücadele halini aldı. yani ahmet’e sen bu işten anlamıyorsun arkadaşım demem,
ahmet çakar gibi “ikimizden biri bilgisayardan anlamıyor, ben anladığımı bildiğime göre, doğal olarak sen anlamıyorsun” demem gerekli. bu sefer bilgisayarın kasayı da götürdüm, ahmet ile çay içiyoruz sabah, dedim böyle böyle ahmet ne oldu, tesisatta sağlam, sen şu sabit diski bizim makinede dene bir de bakalım uyumsuzluk hangi parçada görelim dedim. tabi ahmet gol attığımı anladı bozuntuya vermiyor. ilk önce başka bir makinede windows kuruldu, sabit disk benim makineye takıldı ve windows açıldı. ahmet aynen, “ne oldu çalışmıyordu hani?” dedi. durum 1-1. sonra dur dur dedi bir de senin makinede kuralım windows’u, format atıldı, windows kuruldu ve çalıştı. uyumsuzluk mu demiştin? diye sordu ahmet, skor 2-1 ahmet önde. resmen sen önce format atıp, windows yüklemeyi öğren diye posta koyuyordu ahmet bana. kuyruğumu bacaklarımın arasına alıp, boynum bükük ayrılırken vatan bilgisayar’dan, artık bilgisayarın çalışıp çalışmaması önemli değildi. önemli olan ahmet’i yenmekti. eve gittim ve yine aynı sorun. yani kısaca vatan bilgisayar’da makinenin çalışması tamamen bir tesadüftü. konu ile ilgili olarak (bkz:
allah belanı versin murphy).
bu sefer hazırlıklıydım, olayın tamamını videoya çektim. ertesi gün adres yine taksim idi. ahmet’e gösterdim videoyu, dedim hadi yine şanslısın, açılacağı tuttu sana. skor 2-2 olmuştu, beraberliği yakalamıştım. ahmet allem etti kalem etti yok, çalıştıramıyor. işin garibi artık sabit disk hiçbir makinede çalışmıyor. skor 2-3 öndeyim. dedim, bak ahmet 2 haftadır senle acı tatlı günler geçirdik, bu sabit disk bir tek benim makinede çalışmıyor, sonra ne oluyorsa artık diğer makinelerde de çalışmıyor. ya teker teker sök, tak uyumsuzluğu bul gideyim ya da sistemi komple iade edeyim. ahmet, iadenin mümkün olmadığını (pahalı ya alet kurt ahmet seni), değişim de yapmayıp, sabit diski tedarikçiye göndereceğini söyledi. yenilginin verdiği terbiyesizlik, artık benim sinirimi tepeme çıkarmıştı. dedim ki topla aleti ben bir merkeze gideyim sizin. ses tonumda biraz sert olunca, bir şey demedi, topladı. bu arada fark ettim, benim kasadaki el vidalarının ikisi normal vida olmuş. ahmetçim dedim el vidası olacak onlar, hayır dedi normal vida buraları, kasa zaten öbür taraftan açılıyor, neden normal vida koysunlar oraya. bunun üzerine ahmet’in koluna girerek, hafiften karga tulumba yukarı çıkardım. bırak ya ne yapıyorsun ya diye çığırıyor, tüm müşteri ve çalışanlarda bizi izliyor şaşkınlıkla. daha satılmamış bir kasanın yanına kadar götürdüm bunu ve vidaları gösterdim. yine haklı çıkmanın ve hafifte tartaklamanın etkisi ile biri penaltıdan 2 gol daha atmıştım, 2-5 öndeydim artık. ahmet dedim bir daha aşağıya indirme beni, kasayı getiriver. artık ahmet ne desem yapacak konumda olduğu için getirdi kasayı da… sinirim geçmemişti, saatte 180 km hız ile topkapı yolculuğu başladı.
hafta içi kimsenin olmadığı topkapı’ya gözü dönmüş bir şekilde paldır, küldür girdim. sanki herkes yavaş çekimde beni izliyordu o derece. karşıma ilk çıkana olayı anlatmama fırsat kalmadan hemen genç ama bir üst mevkideki kişi geldi yanıma. dedim ki, bakın 2.5 hafta geçti daha makineyi açamadım, sizin ukala ve bilgisiz teknik servisiniz ile uğraştım, şimdi ben 3 ihtimal söylüyorum bu sorunun burada çözülmesi için, ya aleti yapacaksınız, ya parayı geri alacağım ya da birbirimize gireceğiz. aman 1925 bey sakin olun, vay beyim çok haklısınız diye poh pohlamalar sonucu bayağı bir sakinleştim. bilgisayar hemen teknik servise gitti ve sorun çözüldü. sorun ne miymiş? anakart ile sabit disk uyumsuzmuş, çok ender rastlansa da... anakart değişti sorun halledildi. burada kilit nokta eğer ahmet de olduğu gibi topkapı’da da kibar davransaydım, 2 hafta daha geçecek, ziyan olacaktım. ancak biraz sert çıkınca ki herhalde ters bir şey deseler çakacaktım iki tane, tüm teknik servis seferber oldu sorunu çözmeye. biraz uzun oldu ama buraya kadar okuduysanız, anlamışsınızdır, bu adamlardan alışveriş edilmez, çünkü kime sorsam mutlaka bir sorun yaşamıştır bunlarla. sorun çıkınca da bilgisiz adamlar sizi delirtir. eğer delirmezseniz de sizi kimse iplemez.
son olarak ahmet ben daha sana ilk başta söylemiştim sorunu, 3-0 hükmen yenildin koçum.
düzeltme: hemen belirteyim, o gün bugündür sorunsuz kullanıyorum sistemi. elbette parçalarda sorun çıkabilir. vatan bilgisayar da bu oran çok yüksek de olabilir, ancak önemli olan, bu kadar reklam vs. yaparken doğru düzgün insanlar çalıştırabilmektir. her ne kadar ahmet'e laf etsem de, topkapı daki arkadaş da bir o kadar iyi davranmıştır bana.