belki ilginizi çeker
  1. · egzistansiyalizm
  2. · l existentialisme est un humanisme
  3. · jean paul sartre
  4. · varoluşçu idealist
  5. · martin heidegger
  6. · dostoyevski den sartre a varoluşçuluk
  7. · kafka
  8. · friedrich wilhelm nietzsche
  9. · cemal süreya
  10. · dante alighieri
gündem
  1. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  2. · yeşim salkım
  3. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  4. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  5. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  6. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  7. · öğretmenler günü
  8. · kedi ile uyumak
  9. · 23 temmuz 2006 msn zirvesi

varoluşçuluk  

 sayfa  / 2
  1. varlık mı önce gelir öz mü sorusunu tartışan öğreti. existansiyanism. akıllara ilk gelen isim jean paul sartre olsa da existansiyanizm ilk olarak alman filozof martin heidegger öğretisi olarak doğmuştur
    (giberling, 15.03.2004 02:35 ~ 02:36)
  2. çeşitli karşılıklarla cevap verilmiştir varoluşçuluğa. weil 'e göre bir bunalım, mounier 'ye göre umutsuzluk, hamelin 'e göre bunaltı, banfi 'ye göre kötümserlik, wahl 'a göre özgürlük, lukacs 'a göre idealizm, benda 'ya göre usdışılık, foulque 'ye göre saçmalık felsefesidir.
    bir dönem slogancı gençliğin peygamberi ve varolşçu papa'sı sayılan sartre 'a göre ise "varoluş, insanda -ama yalnız insanda- özden önce gelir. bu demektir ki, insan önce vardır; sonra şöyle yada böyle olur. çünkü o özünü kendi yaratır. nasıl mı? şöyle: dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. bu belirleme yolu hiç kapanmaz..."
    (whisper, 03.02.2005 17:19)
  3. (kornish, 01.05.2005 01:56)
  4. (anarko, 01.12.2005 12:46)
  5. jean – paul sartre, “edebiyat nedir” adlı deneme kitabında “ne için yazıyoruz?” sorusuna şöyle cevap verir : “ilk bakışta, kuşkuya yer yok : evrensel okuyucu için yazıyoruz ; gerçekten de, daha önce gördüğümüz gibi, yazarın bekleyişi, ilke olarak bütün insanlara yönelmiştir. ama daha önceki betimlemeler düşünseldir.”
    asım bezirci, sartre’ın “varoluşçuluk” adlı eserinin çevirisinin önsöz bölümünde, ritter’ın varoluşçuluğu “köklerinden kopmuş (…), temelini yitirmiş, geçmişe, tarihe güvenini kaybetmiş (…) , toplumda yabancılaşmış (…), mutsuz, huzursuz insan varlığını dile getiren ve daha çok toplum içinde yaşayan bireyin tehdit altında olduğu (…), günümüz ve gelenek arasındaki bağlantının koptuğu (…), insanın manasız bir varlık haline geldiği, kendi kendini yitirmek tehlikesinin baş gösterdiği yerde ortaya çıkan bir felsefe” olarak nitelediği tanımından hareketle savaş ve bunalım ertesi yıllarında bu çıkışın keskinleştiği ve göze battığı tespitini yapar.
    tillich gibi bir takım düşünürler, bu çıkışın köklerinin makinecilikte aranması gerektiğini öne sürmüşlerdir. sartre, bu görüşü geliştirerek makinenin üretimde kullanılmasının, bir takım ters sonuçlar doğurduğunu öne sürmüştür. “bir yandan, insan git gide işlettiği makinenin egemenliği altına giriyor. özünü, benliğini, bilincini, kişiliğini günden güne yitiriyor. neredeyse dönen çarkın bir vidası haline geliyor. her şeyden önemlisi nesneleşiyor. ” diyen sartre, varoluşçuluğun üzerinde temellendiği görüşleri bireyin, sistem karşısında çaresizleşen toplum içinde yalnızlaşmasından hareketle oluşturuyor.
    varoluşçuluğun tüm dünya edebiyatında en büyük iki kalesi olarak kabul edilen jean paul sartre ve albert camus, varoluşun varlıktan önce geldiğini ve özetle tek varoluş olan insanların önce düşünüp sonra varlığını gerçekleştirdiğini öne sürerek, edebiyat ve felsefe alanında geniş çapta tartışmalar başlatmıştır. orhan hançerlioğlu, “felsefe sözlüğü” adlı yapıtında varoluşçuluğu “çağımızın mızmız ve bilimdışı felsefelerinin en tipik örneklerinden biri, avrupa’nın küçük burjuva düşünürlerinin elbirliğiyle oluşturduğu bir öğreti, bir moda felsefesi” olarak tanımlayarak varoluşçuluğa en sert çıkışlardan birini gerçekleştirmiştir. düşüncelerini bir “kendini yaratma”, “insanın kendini biçimlendirmesi metodu” olarak algılanmasına karşı çıkan sartre ise, bu karşı görüşleri temelden sarsan ve eleştirileri karşılayan şu cevabı vermiştir : “insanda, ama yalnız insanda, varoluş özden önce gelir. bu demektir ki, insan önce vardır, sonra şöyle ya da böyle olur. çünkü o, özünü kendi yaratır. naısl mı? şöyle : dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak, yavaş yavaş kendini belirler. bu belirlenme yolu hiç kapanmaz, her zaman açıktır(…)sosyalistlerin söylediğine göre, makinenin getirdiği toplumsal üretim düzeniyle bireysel mülkiyet düzeni arasındaki çelişme kişiyi tedirgin ediyor. iki düzen arasında bir uyarlık sağlanamaması, insanı gittikçe kendine yabancı ; saçma, ezici, güvensiz, anlamsız bir ortamda – hiçlikle karşı karşıya – yaşamak zorunda bırakıyor. bu aykırı durum, bireyin yavaş yavaş kişiliğinden olmasına, toplumda yabancılaşmasına, yalnızlaşmasına, bunalmasına yol açıyor. giderek insanoğlu, nedensiz, zorunsuz, anlamsız bir varlık haline giriyor.” incelendiği zaman görülen, varoluşçuluğun kişiyi sistem ve toplum karşısında inceleyen ve modern zamanlara dek insan varlığını biçimlendiren anlamların soluklaşması sonucu hayatın anlamsızlaşması eleştirisini yaptığı ve hançerlioğlu’nun da düştüğü bir yanılgı olarak asla “hayat anlamsızdır” ya da “insanoğlunun dünyada hiçbir amacı yoktur” fikirlerini savunan bir nihilizm öğretisi olmadığıdır. camus ve sartre’a göre, nihilizm, modern yaşamın kaosu içinde, üretim araçlarının amaç, hayatı kolaylaştırmak için kurulan sistemlerin de hayatın ezici öğesi haline gelmesi sonucu bireylerin anlamlardan uzaklaşarak düşebileceği bir umutsuzluktur, varoluşçuluk felsefesinin asıl düşüncesi bu nihai varım değil, bu çıkarıma uzanan noktadır. bu noktada da varoluşçuluğun, tüm filozofların en büyüklerinden biri olarak kabul gören herakleitos’un “değişmeyen tek şey değişimdir” felsefesinden ve sartre’ın da açıkça ifade ettiği gibi descartes’in “düşünüyorum o halde varım” görüşünden kaynak ve destek bulduğu, dolayısıyla da karşı görüşteki düşünürlerin savunduğu gibi bilimdışı bir nitelik taşımadığı açıkça ortadadır.

    not : msgsü türk dili ve edebiyatı bölümünde yaptığımız bir araştırmadandır.
    (haşmet asilkan, 23.03.2006 03:49)
  6. "insan ne ise o değildir, ne oldu ise odur."öğretisini savunur.
    (schwarzalbenheim, 21.07.2006 16:12)
  7. bir türlü anlayamadığım insanlardır şu varoluşçular...ideal insanı aramayın derler..eyvallah...herkesin özü farklı derler..mümkündür...(herkes özünde insandır lafına karşı çıkarlar)..tamam anladım doğmadan önce hiçtik ve ölümden sonra hiç oluyoruz..buraya kadar herşeyi kabul edebilirim varoluşçulukla ilgili...ama ideal insanı aramayın eleştirisinden sonra herkesin birbirine benzemesinin doğru olmadığını söylemek insanları idealleştirmeye çalışmak değil midir zaten?insanları idealleştirmeye çalışanlara karşı çıkar varoluşçuluk hiçbir sorunum yok...insanları kalıplardan kurtarıp özgür yaşamaya alıştırmaya çalışıyorlar..yani insanlar için ideal olanı aramıyorlar mı bir bakıma?küçüklüğümden beri hep bu varoluşçulara gıcığımdır ben bu yüzden..daha iyi olabilirim diye yırtınmayın derler bize amma ve lakin gelin görün ki birbirini taklit edenlere(moda da buna dahil) sizin hayatınız kötü der birbirinizi taklit etmezseniz "tam süper olacak" der...(gaffur da bir varoluşçu olabilirmiş pekala)...uzun lafın kısası bu varoluşçu insanlar pessimistliğin bokunu çıkarmış insanlardır..insanın hayatının giderek kötüye gittiğini düşünerek kafayı yemişlerdir efendim...yazıktır günahtır...
    (fakespeare, 04.12.2006 22:29 ~ 22:29)
  8. genellikle hakkında araştırmalar yapanları karamsarlığa sürükleyen,buna rağmen jean paul sartre tarafından iyimser bir felsefe olarak tanımlanan,kesinlikle bir kenara atılmaması gereken felsefe akımı.
    (betatron, 04.01.2007 17:58)
  9. hayat ne kadar boş ve anlamsızda olsa asla intihar edilmemelidir zira intihar zayıflığın göstergesidir der bide bunlar.

    ayrıca samuel beckett ta varoluscu bir yazardır.
    (pattiz, 16.01.2007 04:48 ~ 04:52)
  10. dostoyevski 'nin "eğer tanrı yoksa herşey mübahtır" sözünün varoloşçuluğun kaynağı olduğu rivayet edilmektedir. şahsi düşünceme göre de cuk oturmaktadır.
    (nihil est, 26.01.2007 11:59)
  11. varoluşçuluk, bir felsefe değil, gelenekçi felsefeye karşı birbirinden apayrı birkaç başkaldırmaya verilen addır.

    varoluşçuluğun bir düşünce okulu olmadığı, ya da herhangi bir ilkeler dizisine indirgenemeyeceği su götürmez.

    herhangi bir düşünce okulundan olmamak, herhangi bir inançlar küme'sini, özellikle sistemleri yetersiz görmek, sığlığını, bilgiçliğini, yaşamdan yoksunluğunu ileri sürerek gelenekçi felsefeyi açıkça küçümsemek - işte varoluşçuluğun çıkış noktası.

    walter kaufmann - dostoyevski'den sartre'a varoluşçuluk - önsöz
    (yesilcuppelipenguen, 04.06.2007 11:52)
  12. (recai pengül, 04.06.2007 11:55)
  13. kadercilik aksine, kişinin varlığının ve yaptıklarının kendisine bağlı olduğunu söyler.
    (asosyal demokrat, 04.06.2007 11:57)
  14. tanrı tanımaz varoluşçulk ve hristiyan varoluşçuluk olarak iki ana grupta incelenir bu felsefi akım.
    (aytok, 26.06.2007 22:28 ~ 22:28)
  15. varoluşçuluk akımının ortaya çıkışında, özellikle hegel'in ardında bıraktığı na-neden ve na-nasil soru(n)larının payı vardır sanırım. soren kierkegaard'un gençlik dönemindeki hegel hayranlığı, ileride onu acımasızca eleştirmesine donüşmüş ve friedrich nietszche gibi şahsi yıkım emelini (emel kelimesini ben bilinçli olarak kullanıyorum, bilinçsizce gerçeklesmiştir halbuki) ortaya koymuştur. bu noktada martin heidegger, husserl'in fenomenoloji mefhumuna gönderme yapa yapa akımı fransa'ya aktarmıştır ve jean paul sartre'ın özverisiyle bulantının yayıldığı avrupa, kendini sancı içinde bulmuştur. albert camus, gabriel marcel, karl jaspers edebiyata nakşederek mevzuubahis hadiseyi; suret kırmışlardır.
    (redinef, 21.08.2007 12:54)
  16. "insanın kendi kendini yitirdikten sonra bütün dünyayı ele geçirmesi neye yarar?"tek cümleyle özetlemek gerekirse kullanılacak en uygun cümle kanımca budur
    (pink vs beer, 24.11.2007 18:35 ~ 28.11.2007 22:07)
  17. (bkz: albert camus)
    (bkz: yabancı)
    (bkz: zeki demirkubuz)
    (bkz: yazgı)
    (setheleh, 24.11.2007 23:11)
  18. varoluşçu kuramın temel kavramı varoluştur. varoluş kavramı insanı dünya ile bir bütün olarak inceler, algılarayrıca varoluş kavramı ile dünyada kendi varlığını kendisi yaratan tek varlığın da insan olduğuna vurgu yapılmaktadır.insan var olma yolunda hangi değerleri yaratmış,yolunu nasıl seçmişse öyle varolmaktadır.yaşamı var eden, anlamlandıran insanın kendisidir.bu da insanın özgür olduğunu gösterir.ancak insan kendi sorumluluğunu üstlenebildiği ölçüde özgürdür der varoluşçu kuram.fakat sorumluluk aynı zamanda bireyde varoluş kaygısını da beraberinde getirmektedir..

    önemli temsilcileri için;
    (bkz: kafka)
    (bkz: nietzsche)
    (bkz: satre)
    (bkz: camus)
    (lastrose, 05.04.2008 13:21)
  19. (gospodin petro je dosao ponovo, 25.12.2008 21:51)
  20. varoluş mu önce gelir, öz mü? denkleminin tartışıldığı felsefe konusudur.

    tanrı'ya inananlar için öncelik özken ve sonra varoluş geliyorken, tanrıya inanmayanlar için varoluş, özden önce gelir. yani insan önce varolur, sonra özünü kendisi, gelişimiyle oluşturur.
    (ahmak ıslatan, 04.02.2009 21:54)
  21. nihilizmin en güzel ilacı.
    (darksideofthemoon, 10.02.2009 01:55)
  22. varoluşçulukla ilgili şöyle bir örnek vermek gerekirse,

    genç bir adam şöyle düşünebilir:tam başarısızlığa uğradım,yenildim. işte bu bir işaret. ama neyin işareti?.. koyu bir üzüntü ya da umutsuzluğa düşmem işten bile değil. hal böyleyken bir karar veriyorum. evet, bu bir işaret.. işaret de gösteriyor ki, ben dünya işlerinde zafer kazanacak biri dğeilim, böyle işler için yaratılmadım. dinin,ermişliğin,inancın getireceği başarılar için yaratıldım. ancak bu yolda zaferler kazanabilirim.

    ve genç adam bunu tanrı'nın bir işareti saydı. yani bir işaretin anlamı üzerine karar verirken tek başınadır insan.nitekim bunca başarısızlık karşısında genç farklı bir karar da verebilirdi. devrimci ya da doğramacı olmak isteyebilirdi. istemediğine göre işareti yorumlamanın tek sorumluluğu onundur.

    der varoluşçular.

    o halde, varoluşçuluk, din,gerçek bilgi,gerçek güzel kavramlarına tanımlar getirmekle o kadar da ilgilenmez.öze dair olayları kavrayan, hakkında yorum getiren, insanın kendi varlığıdır. ve insan yaptıkları,düşündükleri,hissettikleri kadar vardır
    (iştahsız tospa, 10.03.2009 00:59 ~ 09:40)
  23. kendileri için en önemli olgu "varoluş kaygısı"dır.
    (benden sonra mutluluk, 10.03.2009 13:09)
  24. (nebuchadnezar, 25.04.2009 13:25)
  25. temel savsözüdür:

    "gerçek bir varoluşçu olmak için öncelikle varoluşçu olmamak gerekir."
    (bru, 22.05.2009 20:28)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil