|
|
- birçok rum,ermeni,musevi vs... kökenli yuttaşımıza "var ya bunlar kirli çıkı saklamışlardır bi yerlere" denerek ödeyemeyecekleri miktarda yüklenen, ödeyemeyenlerin sürgünde çalışma kamplarına yollanmasına sebep olan, imam osursa cemaat sıçar düsturuyla hareket eden serserileri bu insanların işyerlerini yağmalamaya kadar götüren zicirin ilk halkası...
(radula, 24.10.2004 23:02 ~ 23:02)
- kurtuluş savaşı sonrasında kurulan devletin gayrimüslim vatandaşlarına bakış açısını gösteren vergidir. aslında bu vergi savaş döneminde elde edilen gelirin bir kısmının cephede savaşan insanlar adına devlete kazandırılması - bir nevi bedelli askerlik denebilir- olarak planlanmıştır veyahut öyle olduğu söylenmiştir. lakin uygulaması hiçde söylendiği gibi olmamıştır. savaş döneminde zengin olup arkasında da güçlü bir devlet bulunan insanlar -örneğin ingilizler, fransızlar- türklerden bile daha az vergi ödemişlerdir. pratik noktasında gayrimüslim azınlıkları ülkeden uzaklaştırma emelinin önemli yapıtaşlarından birisini oluşturmuştur. hatta bu vergi ile ilgili fıkralar bile mevcuttur;
yahudi girişimcilerden birisi o dönemin lokallerinden birisine girer ve etrafındakilere ne kadar varlık vergisi ödediklerini sorar:
-ben 1 milyon 286 bin 263 lira vergi ödedim, kirkor efendi sen ne verdin ?
-ben de 856 bin 732 lira vergi ödedim
-e agop bey siz ne kadar verdiniz ?
-1 milyon 534 bin 759 lira
-peki ahmet efendi sen ne kadar verdin ?
-21 bin 127 lira
yahudi ellerini havaya kaldırarak
-e atatürk boşa dememiş ne mutlu türküm diye
- 1942'de kanunlaşan ve kurtuluş savaşının değil, 2.dünya savaşının mali yüklerini gidermeye yönelik bir defalık vergidir. ayrıca sadece yabancı uyruklulara değil daha az oranlarda olmakla beraber türklere daha doğrusu müslümanlara da(yasaya göre müslüman,dönme ve gayrimüslimler farklı oranlarda vergi vermiş) uygulanmış olan, üstelik yabancılardan* da müslümanlar kadar vergi alınmasını emreden, dolayısiyle "eğer bu vergi kurtuluş savaşında yapılanların bedeliyse, bize en büyük kötülüğü yapan yabancılardan daha fazla vergi alınması gerekmez miydi?" gibi bir sorudan kendimi alamamama sebep olan vergi.
(radula, 24.10.2004 23:32 ~ 23:33)
- (bkz: varlık dergisi)
- büyük eşekliktir,ayrımcılık örneğidir.işin daha da enteresanı vergisini ödeyemeyen bir kısım gayrimüslimin çalışma kamplarına gönderilmesidir.bana komik bıyıklı bi amca vardı onu hatırlatıyor.
- (bkz: şükrü saracoğlu)
- çifte standart.
- demokrat parti iktidarı döneminde “azınlıklar niçin demokrat parti’yi destekledi?” sorusunun cevabıdır. ismet inönü’nün milli şef'liği döneminde yaşanmıştır.
ikinci dünya savaşı’nın başından itibaren enflasyon, karaborsa ve vurgunculuk olağanüstü düzeylere çıkmıştı. 1938-1942 arasında fiyatlar % 350 artmış, para arzı da 219,4 milyon liradan 765 milyon liraya yükselmişti. devlet, hızlı fiyat artışlarına çözüm olarak, olağanüstü savaş kazançlarını vergilendirme yolunu buldu. istanbul basını, yüksek enflasyon ve ithalat azalması sebebiyle ortaya çıkan karaborsadan özellikle gayrimüslim ticaret erbabının yararlandığını belirterek, bu kesimin elde ettiği spekülatif kazançların kurulacak komisyonlar vasıtasıyla vergilendirilmesini istiyordu.
böyle bir dönemde başbakan şükrü saraçoğlu tarafından ekonomik tedbirler paketi hazırlandı. saraçoğlu, chp grubunda “bu kanun, ... bir devrim kanunudur. bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, türk piyasasını türklerin eline vereceğiz” sözleriyle varlık vergisini savunuyordu.
varlık vergisi, tbmm’de fazla tartışılmadan, 11 kasım 1942 günü kabul edildi. 4305 sayılı varlık vergisi kanunu, bütçe gelirlerinin yaklaşık üçte birine denk gelen 315 milyon liranın en geç 30 gün içinde toplanmasını öngörüyordu. kimin ne kadar vergi vereceği il ve ilçelerde kurulacak komisyonlar tarafından saptanacaktı. komisyonların belirlediği vergi miktarlarına itiraz yolu kapalıydı.
kanunda adı geçen komisyonlar bir ay içinde çalışmalarını tamamlayarak, 18 aralık 1942’de kimin ne kadar vergi ödeyeceğini ilan ettiler. bütün vergi mükelleflerinin % 87’sinin gayrimüslim azınlıklardan oluşması, uygulamanın azınlık karşıtı niteliğini açıkça ortaya koyuyordu. ödemenin son günü olan 21 ocak 1943’e kadar vergisini yatırmayan mükelleflerin ev ve işyerlerine gidilerek önce malları haczedildi, daha sonra icra yoluyla satıldı. vergisini süresinde ödeyemeyen mükellefler, borçlarını “bedenen çalışarak ödemeleri” amacıyla çalışma kamplarına gönderildi. tümü istanbullu gayrimüslimlerden oluşan 32 kişilik ilk kafile 27 ocak 1943’te aşkale’ye doğru yola çıkarıldı.
varlık vergisi uygulamasında istanbul'un yeri özeldi. toplam verginin % 70’i istanbul’dan tahsil edilmişti. 1943’ün şubat ve eylül ayları arasında haciz ve satışlar devam etti. bu dönemde toplam 1229 kişi aşkale’ye yollandı ve 21 kişi de aşkale’de “borçlu” olarak öldü. çalışma mükellefiyeti genellikle gayrimüslimlere uygulanmış olduğu için, aşkale’de ölenlerin hepsi gayrimüslimdi.
17 eylül 1943’de fiilen, 15 mart 1944’te de hukuken uygulanmasına son verilen varlık vergisi, basit bir vergi kanunu olmaktan çok, devletin “türkleştirme” politikalarının acımasız bir örneği idi. milli şef yönetimi, ikinci dünya savaşı’nın ilk yıllarında almanya’nın üstünlüğü söz konusu iken “türkleştirme” politikalarını uygulamış, ancak savaşın sonlarına doğru bu çizgisinden tamamen saparak “türkçülük” kavramını bile suç sayar olmuştur. (bkz: 1944 milliyetçilik olayı)
- kara mı kara bir sayfadır. unutmanın o kimselersiz dehlizinde yarım kalmış bir utançtır yan evde oturabilecek olan komşunun olasılığına. ağzı köpüklü çıldırmışlığımızın ve feryat figan saçmalama halimizin yazıklar olsunu olacak vahim bir durumdur.
6 7 eylül olayları 1955(atxaga, 15.12.2007 01:43 ~ 01:44)
- (bkz: sünnet)
(camel, 15.12.2007 01:44)
- keşke yaşanmamış olsaydı dedirten bir uygulamadır.
- marx'ın primitive accumulation dediği sermaye birikim (konsantrasyon) yönteminin güzel örneklerinden birisidir bu dönemde uygulanan vergiler ve el değiştirtilen (bizatihi devletin kendisi tarafından) büyük sanayi kuruluşları. yalçın küçük'ün deyişini ödünç alırsak ülkedeki yahudiler birkenau ölüm kampı ile aşkale çalışma kampı arasında bir seçim yapmak zorundalardı ve hemen hepsinin seçimi aşkale'ye gitmek yönünde olmuştur.
varlık vergisinin kimlere zarar verip (hatta yokedip) kimlere yaradığını yani varlıkzedeler ile varlıkzadeler arasındaki kalın çizginin ayrıdına varmak bir anlamda türk sanayisinin ve sermayesinin zenginleşmesini anlamadaki temel anahtarlardan bir tanesidir. bu sayede vitali hakko, vehbi koç ve benzerlerinin ne denli yükselebildiklerini ve bunların yahudi ortaklarının nasıl bir acze düştüklerini görmek olasıdır. devletin savaşı bahane ederek topladığı verginin (ki toplanabildiği konusu son derece müphemdir) neticesi sermayenin el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır. devlet türk kökenli işadamlarının vergilerini ödeyebilmeleri için kredi finansmanı sağlarken yahudi ortakları ise uçuruma sürüklemiştir ve sanayiden tamamen el çektirmiştir.
izmir'in zengin aileleri aşkale'de ki rahat hayatı (bir çeşit emekli hayatı) yaşamak zorunda kalırlarken adana ve kayseri gibi şehirlerde türeyen yeni zenginler yahudilerden kalan sermayeyle sivrilmişlerdir. sanırım ekonomik alanda devlet kapitalizmini daha iyi niteleyen bir örneğe rastlamak mümkün değildir.
- yukarda yapılan tanımlamalar ziyadesiyle rasyonel; devlet, kapitalistleşiyor, el koyuyor, boru döşüyor ve kendi burjuvazisini yaratıyordu. bu sermaye birikimi, diğer taraftan ekonomik bir asimilasyon yaratıyordu.
1942 kasım'ında getirilen varlık vergisi, etkisi günden güne artan ekonomik bunalıma sözüm ona çözüm yolu bulmak ve "savaş yıllarında çok para kazanmış olanları" vergilendirmek amacıyla getirilmişti. dönemin olağanüstü koşulları içinde, bütün avrupa ülkeleri gibi türkiye'nin de büyük kazançları ve servetleri vergilendirmesi doğaldı. ancak yanlış uygulamalar nedeniyle yabancı ülkelerden de tepkiler gelince, kısa süre sonra vergi kaldırıldığı gibi, gerek vergi cezaları, gerekse ödenmeyen vergiler de af kapsamına alındı.
başbakan şükrü saraçoğlu, 11 kasım 1942 günü meclis'te yaptığı konuşmada varlık vergisi kanunu tasarısı'nı savunurken eşya fiyatlarının olağanüstü arttığını belirtiyor, hamasi nutuklar çekiyor, hububat alım fiyatlarının g.te girdiğinden sözediyor ve nedenlerini şöyle sıralıyordu:
üretim azlığı, dışalım eksikliği, yanlış önlemler, özellikle doymak bilmez aşırı istekler ve vurgunculuk, dolaşımdaki türk parasının durmadan artarak 700 milyona çok yaklaşmış olması... saraçoğlu hızını alamıyor ve kolpadan çözümü de sunuyordu; "bu iş için tek yol, tedavüle çıkan paranın bir kısmını vergi olarak geri çekmekten ibarettir. ve bu geri alış özellikle savaş yıllarında çok para kazanmış olanlardan yapılmalıdır ve bir kereliğine alınmalıdır. bu düşüncelere dayanarak bu iş için bir kanun tasarısı hazırlamak sorunluluğunu duyduk."
hazırlanan bu kanun tasarısına göre başlıca üç kaynaktan para toplanacaktı. bu kaynaklar hükümetin belirlediği önem sırasıyla şunlardı: tüccarlar, emlak ve akar sahipleri ve büyük çiftçiler.
aynı gün meclis'te oluşturulan karma komisyona iletilen varlık vergisi kanunu tasarısı, hızla meclis'ten geçerek yasalaştı. tasarıya hiçbir milletvekili karşı çıkmadı. yasa, yeni verginin bir kerede ve on beş gün içinde alınmasını; kimlerden ne miktarda vergi alınacağının belirlenmesi için il defterdarlıklarında komisyonlar kurulmasını öngörüyordu: bu "servet vergisi", bir çeşit salma yöntemiyle elde edilecekti. yükümlülere komisyon kararlarına itiraz hakkı tanınmamıştı. maliye memurları, gerekli görürlerse yükümlülerin taşınır ve taşınmaz mallarına el koyabileceklerdi.
komisyonlar, 164.368 yükümlüden toplam 465 milyon lira vergi alınmasını öngördüler. ancak, uygulama başlayınca piyasada büyük bir panik başgösterdi. yükümlüler, ellerinde vergiyi ödemeye yetecek kadar nakit para bulunmadığını, paralarını mala yatırdıklarını ve ellerindeki malları on beş gün içinde satmalarının olanaksız bulunduğunu söylüyorlardı. taşınır ve taşınmaz mallarını yok pahasına satanlara rastlandığı gibi borcunu ödemek için herhangi bir çaba harcamayanlara da rastlanıyordu.
kısa bir süre sonra vergisini ödemeyen ve ödemek için çaba harcamayanlar için -o dönemin "yol vergisi"nde olduğu gibi- bedensel yükümlülük getirildi. bunlar, taş kırmak ve yapımı süren erzincan-erzurum demiryolu'da çalıştırılmak üzere aşkale'ye gönderilmeye başlandı. öte yandan, ilk aylarda türkiye'de ticaret yapan yabancılar da vergilendirildiyse de, bunun dış baskılara yol açabileceği kaygısıyla yabancılara tarhedilen vergilerden önemli ölçüde indirim yapıldı. buna karşılık varlık vergisi'nin en önemli yükü türk uyruklu azınlıklara yüklendi: öngörülen toplam 465 milyon liralık vergi gelirinin 280 milyon lirası. özellikle bu uygulama, dış tepkilere yol açtı. hemen ilk aylarda ankara hükümeti, abd'nin baskılarıyla karşılaştı. bunu başka ülkelerden gelen tepkiler izledi.
varlık vergisi'nden beklenen vergi geliri de elde edilemedi. kimi azınlık tüccarları vergi ödemeyi reddederken kimisi tarhedilen verginin küçük bir bölümünü ödemekle yetindi. buna karşılık vergisini ödeyemeyen dar gelirli yükümlülerden birçoğu aşkale'ye gönderilerek hoşnutsuzluk yaygınlaştırıldı. verginin istanbul'da uygulanmasında birinci derecede rol oynayan istanbul defterdarı faik ökte, sonradan yayımladığı varlık vergisi faciası adlı kitabında birçok haksızlıklar yapıldığını ifade etmiştir.
tepkiler üzerine 18 eylül 1943'te varlık vergisi kanunu'na bir madde eklenerek "vergilerini ödeyemeyecekleri tahakkuk eden hizmet erbabıyla günlük gayrisafi kazançları üzerinden kazanç vergisine tâbi mükelleflerin, tahsil edilmemiş bulunan borçlarını silmeye maliye vekili mezundur" hükmü getirildi. 15 mart 1944'te de, getirilişinin üzerinden bir buçuk yıl geçmeden, vergi tümüyle kaldırıldı. vergi cezalarıyla ödenmeyen vergiler de affa uğradı.
|