vapurla iskele arasına sıkışıp ölme ihtimalini düşünmeden atlayan insan modeli.bunların bir de minibüs ya da otobüs durmadan açılan kapıdan atlayan modeli de bulunur,aslında daha çok denk gelinenler bu ikinci gruptakilerdir.
bu tür insanların muhtemelen şoför ya da kaptanın gazına geldikleri söylenebilir.araç durağa ya da inilecek yere yaklaştığında,şoför ister istemez kapıyı tam olarak durmadan açar(ki bu da bir nevi hastalık olsa gerek.aslında başa belâ bir durum olabilir.sen tam durmadan kapıyı aç,freni de kökle.yav,adam aşağı yuvarlansa;tekerin altında kalsa,hadi onu bıraktık yoldan geçen birinin kafasına düşse(!),adam da "kafama adam düştü" diye gazetelerin 3.sayfalarına manşet olsa ne olacak?biraz güvenliği düşünün be kardeşim.zaten duracaksın.e dur,ondan sonra aç kapıyı,neme lâzım durmadan açmak?neyse,uzatmayım...)
kapının açılması zaten yolcu açısından bir an evvel gerçekleşmesi arzulanan bir durumdur(belki hava sıcaktır,üstüne bir de minibüs kalabalıktır.içeride bir de kallavî soğan-sarımsak yemiş bir zât-ı muhterem varsa,3 sıra geride olsa dayanılmaz olur.adam da bir an evvel kendini dışarı atmak ister).kapı açılır açılmaz adam adımını atar
*,sonra da eğer şanslıysa kaba etinin üzerine düşer,çanağı acıttığıyla kalır.aksi halde birinin üzerine düşebilir,durağın tabelasına ya da elektrik direğine bodoslamadan girebilir;o bu değil,kafayı gözü yardığıyla ya da yardırdığıyla kalır.
sonuç olarak vapur yanaşmadan iskeleye atlayan adam ya da minibüs durmadan kaldırama atlayan adam aynı grubun farklı sınıflarında insanlardır.ancak bu işlerin müsebbibi,o araçları kullanan ve ister istemez insanı gaza getiren şoför ya da kaptanlardır.bu yüzden onları esefle kınıyor ve "acele etmeyin kardeşim,bi' freni kökle dur;sonra açarsın kapıyı" diyorum(allah da bana akıl fikir versin).