ne kadar doğru bir yorum olacak bilmiyorum ama; bireyin "bilindışını tanıması için bir yolculuk"tur vangelis'in müzikleri. kimliğini bulan bireyin kimliğini yeniden kurması, kimlik edinememiş kişinin bocalama esnasında yaşadığı tedirginlik ve gerginliğin kederli yansıması ya da trajik olanın insan varoluşuyla kaynaşmasıdır bir bakıma. tüm bu tanımların da ye(ter)rsiz kaldığı, onu anlatmakta zorlandığı aşikardır. zira müziğe çok yönlü bakışı ve çok çeşitli müzikal bireşimleri ustaca kaynaştırabilmesi, sadece yetkin bir müzisyen oluşuyla açıklanamaz. bu ayrıca br hissiyat meselesidir. duygu ötesi bir şey vardır vangelis'in müziğinde. duyguları yapısökümüne uğratan sonra yine sentezleyen bir şey. ya da belki bu satırların yazarına böyle geliyordur yalnızca. ama ne zaman bir vangelis şarkısı dinlesem, o an içinde bulunduğum zamandan sıyrılıp kendimi ve çevremdekileri dışarıdan ve insanlığın getirdiği tüm duygu yoğunluklarının kenarından izliyormuş gibi hissederim.
chariots of fire,
blade runner,
mutiny on the bounty,
antarctica,
1492 conquest of paradise ve son olarak
alexander gibi film ve belgesellerin de müziklerini bestelemiş bu üretken şahsiyetin bulursanız mutlaka almanızı gereken diğer albümleri şunlardır:
albedo 038
heaven and hell
china
el greco
the city
voices
oceanic