22 mayıs 2012 salı
günün başlıkları: 1473 tane

van gogh alive dijital sanat sergisi

  güzelinden getir  başlık içinde ara  bakın dur
  1. abdi ibrahim'in 100. kuruluş yıl dönümü adına istanbul modern'de sunduğu sergidir.10 şubat - 15 mart 2012 tarihleri arasında gidip görülebilir. insanı büyüleyen bir atmosferi vardır gerek dijital görüntüler gerek müzik olsun insana başka bir alemdeymiş hissi verir.yere oturup saatlerce vakit geçirilebilir.

    (, 16.02.2012 12:11)

    @8347388

  2. ankara ya taaa 15 ekim de gelecek olan (cer modern e) sergi.

    (, 16.02.2012 12:50)

    @8347491

  3. yetişkin 15, öğrenci 8 tl bilet fiyatları olan sergidir. istanbul modern 3. antrepo'da mevcut olan sergi, modern sanatlar bağlamında önemli bir yapıya sahip. dali'nin sergisine gidenler oradan çıkıp, direkt buna geçsinler. zira geçtiğimiz hafta ben bu fırsatı teperek, şimdi ne ara boşluk yaratıp da gitsem telaşesi içerisindeyim.

    (, 20.02.2012 01:53)

    @8362997

  4. hali hazırda salvador dali sergisi* ile karşılıklı devam eden, abdi ibrahim'in istanbul modern'de düzenlediği 15 mayıs'a kadar devam edecek sergi. sanatçının 3000'den fazla eseri yer almakta:

    (bkz: http://www.abdiibrahim.com.tr/...)

    --çerçeve yok, içindesin--

    (, 20.02.2012 09:04)

    @8363519

  5. (bkz: vincent van gogh abartılmış balon bir ressamdır)

    (, 20.02.2012 09:08 ~ 09:08)

    @8363524

  6. geç de olsa ankara'ya da gelecekmiş sevindik vallahi, merakla bekliyoruz.

    (, 20.02.2012 15:19)

    @8364408

  7. bugün en sonunda gidebildiğim sergidir. çok da hoşuma gitti şahsen. gogh'un tablolarının güzelliğini bir kenara bırakırsak küratör çok başarılı bir iş çıkartmış. özellikle geçişler, müzik dengesi ve de genel olarak kompozisyon çok hoştu. yalnız içerisi çok sıcak, tek sıkıntı oydu.

    (, 29.02.2012 18:57)

    @8402055

  8. tam anlamıyla hayal kırıklığı olan bir sergi. gerçek anlamda epic fail! ya bildiğiniz ne umdukta ne bulduk tadında olan sergi benim için.

    ya bildiğin kocaman salonun panolarına van gogh'un çalışmalarını yansıtıyorlar, 3 - 5 tane de bank atmışlar millet otursun diye. o kadar. "ya ne olacağdı" diyenler varsa hemen söyleyeyim: billboardlardaki afişine de bakacak olursak ben böyle salonun oda oda bölünmüş olduğunu ve her bir portresinin 3 boyutlu illüstüre edildiğini zannediyordum, en azından kafamdaki şey ona benzer birşeydi. çünkü van gogh çalışmalarına baktığınız zaman sağlam bir derinlik algısını görürsünüz. özellikle de yatak odasını resmettiği tablo da - ki afişte de o vardı zaten -. aklıma gelmişken van gogh'un söylemiş olduğu sözlerde o kadar vurucu değildi. en azından panoya yansıtılacak kadar.

    gideceksiniz gidin tabi de beklentinizi minimum düzeyde tutun.

    (, 15.03.2012 00:09)

    @8513615

  9. içinde yaşanılasıdır. sergiden çok vangogh un kafasının yaşamaya gidildiği bilinmeli. müzik, dizayn ve alttan alttan gelen rüzgar üstüne tabii vangogh, tüyleri diken diken etmesin de ne yapsındır.

    (, 17.03.2012 15:40)

    @8530157

  10. uyuyor muyum, rüyada mıyım, yoksa öldüm de cennette miyim? biri beni sarsın, kendime geleyim. öldüysem hep orada kalayım, yaşıyorsam bırakın uyuyayım..
    öyle bir sergi işte van gogh. nasıl anlatayım hangi sözcüklerle yazayım, yok, yok, yok, böyle bir büyüyü anlatacak sözcük yok.
    belli başlı hemen her sergiye giderim. böylesine etkisinde kaldığım bir sergi daha olmamıştı. olamaz da.
    şöyle başlıyor sergi.
    girişte van gogh'un belli başlı tablolarını görüyorsunuz. onların özelliklerini okuyorsunuz. bir şekilde tablolar ve van gogh hakkında bilgileniyorsunuz.
    buraya kadar normal. işte buradan sonra başlıyor gerçek sergi.
    duvarları ve tabanı kadifemsi siyaha yakın bir renkle kaplanmış uzun, karanlık bir koridordan ilerliyorsunuz. yer yer yildiz parıldaması gibi yanıp sönen ışık sızıntıları var. önünüzü görmenizi sağlıyor bu. koridorun sonuna doğru dönemeçlere geliyorsunuz. dönemeçlerin birinden çıkıp birine giriyorsunuz. eğer ön bilginiz yoksa sıradan bir sinevizyon sanıp koridorun neden bu kadar uzun ve karmaşık olduğuna canınız sıkılabilir. ama içeri girince anlıyorsunuz ki bu meşakkatli yol, farklı bir dünyaya ya da farklı bir boyuta geçmek için hazırlanmış bir tünel. yani bir tür boyut değiştirme tüneli, geçiş tüneli.
    içeri girdiğiniz de artık siz siz değilsiniz. ucu bucağı olmayan bir salonda, duvara yansıtılmış ileri çözünülürlükte ışık seli altında hareketli onlarca van gogh tablolarıyla ve onun çıldırmış renkleriyle karşı karşıyasınız. müzik atmosferle son derece uyumlu. akan görüntülere göre kah yükseliyor kah alçalıyor. mekan karanlık. kimsenin yüzünü görmüyorsunuz. kimse de sizi görmüyor. kımıltıları görüyorsunuz sadece. dış dünyaya kapalısınız. üç boyutlu bir dünyadasınız. 1800'lerdesiniz. zaman tünelinden geriye doğru gittiniz. van gogh'un şizofren renkleriyle kendinizden geçiyorsunuz. nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. resimler akıp gidiyor etrafınızda. atmosferi bozan en ufak bir şeye tahammülünüz yok. çalan bir telefon hiç bir yerde buradaki kadar rahatsız edemez kimseyi.
    dev salon girintili çıkıntılı. kimi görüntüleri aradan görüyor, kimini tam görüyorsunuz. bazen bir tablo dev gibi onlarca duvara yansıtılıyor. kiminde bir el çiçek koparırken kiminde bir baş yere eğiliyor. tüm tablolar canlandırılmış. birden bir silah patlıyor resimdeki karga sürüsü havalanabiliyor. ya da bir yıldız birden parlıyor ışığının düştüğü yerdeki başaklar aydınlanıyor. ya da bir baca tütüyor, bir pencerede aniden ışık yanıyor. hatta hatta karanlığa yakın salonda tepelerde yel değirmenleri dönüyor sesi ve rüzgarı hafiften salona geliyor.
    sergiyi gezenlerin çoğu yerlerde oturuyor. zeminde de aynı görüntüler var. geniş uzun dikdörtgen standlara düşürülmüş. alttan ışıklandırılmış. bu standlarda bir resmin oluşumunu görüyorsunuz. ilk çizgiden başlıyorsunuz, son çizgiye kadar fırçayı takip ediyorsunuz karanlıkta kocaman açılmış gözlerinizle. vivaldi, ravel, carl off, puccini gibi müzisyenlerin eşşiz müzikleri eşlik ediyor su gibi akan görüntülere. bazen bir ev görünüyor tek tek ışıkları yanan. bazen ay çiçekleri büyüyor tarlalarda. sapsarı, turuncu, kırmızı güneşe giden yol gibi. üç boyutlu bir derinlikte kayboluyorsunuz.
    romantizm tavana vuruyor. elini tutacak birini arıyorsunuz yanınızda. öyle az uz değil tam tutacak. o müzik, o akıp giden görüntüler, o rüzgar , o sesler, o yerlerde oturmalar ve o şizofren renkler başka türlü kaldırılamaz, kaldırılamaz, kaldırılamaz...

    (, 25.03.2012 19:02 ~ 20:14)

    @8579836

  11. karanlık bir salonda van gogh'un çeşit çeşit renkte ve boyutta resimleri eşliğinde klasik müzik dinlemek adına hoş bir ortam olmuştur. ama klasik müziği pek de dinlemeyenler için anlamlı olduğunu düşünmüyorum.

    müzik ve beraberinde gösterilen resimler toplamda yarım saat kadar sürüyor ve en sondaki van gogh'un kendini vurduğu silahın sesiyle beraber kuşlar tünedikleri dallarından havalanıyor, plak başa sarıyor ve van gogh kendi portresiye beraber " başlamak aslında en zor olandır" sözüyle karşımıza çıkıyor. önce hollanda, ardından paris ve akabinde güney fransa'da buluyoruz kendimizi van gogh'la beraber ve yine delilikle gelen bilindik son...

    zamanı olanların klasik müziği de seviyorlar ise görmesi gereken ama kesinlikle 3 boyut falan beklenmemesi gereken sergi.

    (, 08.04.2012 22:23)

    @8676115

  12. abartılmaması gereken bir sergidir zira o parayı verince ve reklamları izleyince insanın beklentisi artıyor. ne bileyim interaktif ve reel bir sergi olmasını bekliyordum ancak ;
    tek görebildiğim sağda solda projeksiyonlarla duvarlara yansıtılmış van gogh resimlerinin arkasına en bilinen klasik müzik eserlerinin fon müziği yapılmasıydı.bunu muhteşem bir şey'miş gibi anlatıyorlar.

    belki dikkate alırsınız benim yazımı diye ben buraya gerçekleri yazayım da en azından beklentilerinizi bir çıta aşağı indirin de sonra şok olmayın.

    not: yine de türkiye'de sanatı tanıtmak açısından güzel bir sergidir.gidince van gogh hakkında vikipedia'dan daha fazla bilgisi oluyor insanın o ayrı mevzu .

    (, 12.04.2012 16:12)

    @8698288

  13. dev ekranlarda geçen o kadar yazının içinde "insanlığın berbat tutkularını kırmızı ve yeşille ifade etmeye çalıştım"a takılıp, her resimde aradım o renkleri; buldukça irkildim; insanlıktan ötürü.. çalan şarkıların da etkisi büyüktü o atmosferde- bu inkar edilemez; ancak resimlerin hikayelerini yaşamak başka oradayken. "buğday tarlası ve kargalar"* , kan dondurucu mesela.. en güzeli ise, mektuplarla birlikte, lakme'den flower duet'in geçişi olsa gerekti.. hani, bir hayali yaşamak gibi. aynı anda sun flowers ile birlikte..

    bazen, "olmaz" dememek lazım.

    birkaç saatliğine her şeyden soyutlanmak için gidilebilecek sergi.

    (, 15.04.2012 09:22)

    @8714256

  14. beni fiyat-performans açısından tatmin etmiş sergidir.yalnız o ortamda bile flaşlar patlıyordu ya bir şey diyemiyorum.bu her gittiğimiz yeri belgeleme sevdasından ne zaman vazgeçeceğiz merak ediyorum.haydi belgelemek istedin sergi girişinde bunu başarabileceğin fazlasıyla alan mevcut.o sergiyi gerçekten izleyen insanların dikkatini dağıtmaya kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.işin kötüsü de yetkili kimsenin bu kişileri uyarmamış olmasıydı bence.

    (, 15.04.2012 18:43)

    @8716423

  15. van gogh'a yapılmış en büyük hakarettir. evde benim de projeksiyonla arkadaşlarıma yaşatabileceğim bir deneyimden öteye geçememekle birlikte tabloların sıralaması hem anlamsız olmuş, hem de bir bütünlük kurulamamıştır. bunun yanında insanların mesirelik yer gibi elele dolaşmaları, bicirik kızların her tablonun gösteriminde "bak ben ne biçim de entelim" diye facebook'a koymalık yamuk boyun fotoğrafları çektirmeleri hepten olayı bitirmiştir. bir ayçekiredekli, mor dudak topluluğu eksikti.

    herhalde abdi ibrahim'in bir pr hareketi olsun diye getirdiği, içeriği çok da kurcalanmamış aktivite. zira van gogh'un hayatının dönüm noktalarını, hayallerini, umutlarını temsil eden birtakım tablolarına yer bile verilmemiştir.

    (, 15.04.2012 18:50)

    @8716460

  16. bazen bu ülkede iyi şeyler de oluyor.

    bildiğimiz üzere resim ülkemizde çoğu kişi tarafından ilgi görmeyen bir sanat.böyle bir çalışma bu güzelim eserleri tanımamızda ve van gogh hakkında bilgi edinmeye sevk edebilir bizi.hatta resme olan eğilimimizi arttırabilir.her yönden güzel bir çalışma ayrıca cüzi miktarda.

    (, 15.04.2012 21:04 ~ 21:16 | itü sözlük mobil ile)

    @8717312

  17. kesinlikle maddi çıkar kaygısıyla ortaya çıktığını düşündüğüm sergi. sanat eseri görmeye gittik hesapta.

    (, 17.04.2012 20:56 ~ 20:57)

    @8730199

  18. abdi ibrahim ilaç firmasının, 100’üncü kuruluş yıldönümünü sebebiyle türkiye’ye getirdiği dijital sanat sergisi.
    sergiye gitmeden önce düşüncelerim çok farklıydı şimdi çok farklı. dijital ögelerin resmin sanatsal yönünü zedeleyeceğini düşünürdüm ve sözlüklerde de hoş şeyler söylenmiyordu her zamanki gibi. sergide anladım ki sözlüklere her zaman itibar etmemek gerekiyormuş ve teknoloji ve sanat birlikte gayet güzel oluyormuş. çok çok eski resimler günümüz teknolojisiyle sergilenebiliyormuş.
    girişte van gogh’un birkaç resmi karşılıyor sizi, tıpkı normal bir sergiymiş gibi. resimleri ve altında resimlerle ilgili bilgileriyle birlikte. resimlerin altındaki bilgiler, benim ve benim gibi van gogh’u bilmeyenler için, onu tanımak adına büyük bir fırsattı. hayatındaki ve resimlerindeki birçok ayrıntıyı anlatıyordu. asıl sergi antreponun içinde ayrı bir salonda yer alıyor.
    salon çok etkileyici düzenlenmiş. klasik müzik eşliğinde bütün duvarlarda, kolonlarda ve yerde hazırlanmış ekranlarda klasik müzik eşliğinde van gogh resimleri dönüyor. resimlerle birlikte van gogh’un akıl hastanesindeyken yazdığı mektuplarda geçen sözleri de duvarlara yansıtılıyor. resimlerden çok bu sözler dikkat çekiyordu bile denilebilir. içeride ziyaretçiler yerlere oturup öylece yazıları okuyor, resimleri izliyor bir yandan da içeride çalan müziği dinliyor. sanata ilgisi olmayan bir toplum olarak gösterilmemize rağmen serginin kalabalıktı olması ve ziyaretçilerin içerideki atmosferle bütün olmaları çok etkileyici. aslında insan oradan çıkmak istemiyor. çalan müziğin huzuru ve bir sanatçıyı anlamaya çalışmanın çabasıyla günlerde orada kalınabilir sanırım.
    son olarak van gogh’un sergide geçen sözlerini yazmak istiyorum.
    “yakın arkadaşlar yaşamın gerçek hazineleridir. bazen bizi kendimizden daha iyi tanırlar. nazik bir dürüstlükle bize rehberlik eder ve bizi destekler, kahkahalarımızı ve gözyaşlarımızı paylaşırlar. varlıkları bize hiçbir zaman yalnız olmadığımızı hatırlatır.”
    “içimde büyük bir ateş yanıyor, fakat kimse ateşin başında ısınmak için gelmiyor ve yanından geçenler sadece dumanı görüyor”
    “hiçbir şeyi net olarak bilmiyorum, ama yıldızlara bakmak düş kurmamı sağlıyor.”
    “fakat her şey bu kadar kötüyken daha iyiye de gidebilir. buna güvenmiyorum hiçbir zaman olmayabilirde.”
    “belirli bir sükûnet hissediyorum. tehlikenin ortasında güvenlik var. eğer herhangi bir şeyi deneyecek cesaretimiz olmasaydı ne olurdu?”
    “sonunda alaycılık, şüphecilik ve riyakârlıktan bıkacak ve daha müzikal yaşamak isteyeceğiz.”
    “hayatı bilmenin yolu her şeyi sevmektir.”
    “başlangıç muhtemelen her şeyden zordur ama dayanın, her şey sonunda iyi olacak.”
    “sıkıntıdan öleceğime tutkudan ölmeyi tercih ederim.”
    “balıkçılar denizin tehlikeli, fırtınaların berbat olduğunu bilirler, ama bu tehlikeler onları kıyıda kalmaya ikna etmez.”
    “sadece düştüğümde yeniden ayağa kalkarım.”
    “şu anda her şey benim için çok kötüye gidiyor gibi görünüyor, uzun zamandır böyleydi, ve gelecekte de böyle olabilir.”
    “bence insanları sevmekten daha sanatsal bir şey yok”
    “sonunca alaycılık, şüphecilik ve riyakarlıktan bıkacak ve daha müzikal yaşamak isteyeceğiz”
    “genellikle ızdırabın derinlerinde olsam da, içimde hala sükûnet, saf bir ahenk ve müzik var”

    (, 14.05.2012 03:47 | itü sözlük mobil ile)

    @8882564