urartu medeniyetinin merkezi,halkın göle deniz dediği-malum gölün de hakikaten denizi andırdığı-doğudaki çoğu ilin kebabı meşhurken kahvaltısıyla ün yapan,65 plaka kodlu ilimiz.
kahvaltısıyla ünlüdür çünkü erkekler işe giderken kahvaltı hazırlamazlar, kadınlarda erken kalkıp kahvaltı hazırlamazlar.bu durumda işe giderken insanların birşeyler yemesi gerektiği için devreye kahvaltı salonlar ve meşhur kahvaltılar girer.birde tabii otlu peyniri vardır kahvaltıda yenilen.van dışındaki hiçbir erde lezzet vermez insana.evde yemesem de vana'a gidince kiloyla yemişliğim vardır.
yerli halkın toplam nüfusun yarısını oluşturduğu,kalanının memur,asker ve öğrenciden oluştuğu kahvaltısı haricinde,dağ muzu adı verilen garip bir bitkinin meşhur olduğu,askerliğimi yaptığım,herşeye rağmen ''güzeldi beee'' dediğim şehir..
van asayiş kolordu komutanlığı,van il jandarma alayı,altıncı hudut alay komutanlığı,merkez komutanlığı gibi askeri birimlerin buluduğu,gazi orduevi,merkez ordu evi,edremit ordu evi,van astsubay ordu evi gibi lüks sayılabilecek askeri dinlenme tesislerini bünyesinde barındıran,''saçıbeyaz'',''funda'' gibi gidilesi pastaneleri,''hayyam ''gibi sıradışı kafeleri olan,adımbaşı internet kafe bulabileceğiniz yegane doğu şehri..
türkiye'nin doğusunda bulunan kışın çok soğuk yazın sıcak iklime sahip, bakmaya doyulmayacak güzellikteki gölüyle gönlümü fethetmiş şehirdir. gidilmesi, görülmesi, kahvaltısından yenmesi, göle karşı semaver çay içilmesi tavsiye olunur.
gidip gezilmesi görülmesi gereken güzel yurdumun güzel şehirlerindendir. insanları içten ve samimidir,fakat
van kalesi civarında yaşayanlara dikkat etmek lazım zira dome diye tabir edilen bir çeşit çingenedirler.delikanlı versiyonlarıda vardır .domelerin cocukları van kalesinde turistlere seyyar olarak peçete, çikolata vs satarlar, bir de rehberlik yapan dome ler vardır. bu cocuklar 4-5 dilde ezberledikleri van kalesinin tantımını gelen turistlere bülbül gibi şakıyarak anlatır para kazanırlar . doğrusu takdir etmek lazım bu cocukları. beyaz show a da çıkan böyle rehber bir çocuğuda görmüştüm.(dome mi değil mi? onu bilmyorum) türkçe-kürtçe-ingizce-japonca van kalesini tanıtan cocuklara linkten ulaşabilirsiniz
asur kraliçesi semiramis tarafından kurulmuştur. bundan dolayı şehre "şahmirankent" adı verilmiş. daha sonra persler döneminde buraya van adında bir vali gelmiş ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verilmiş.
gölüyle, kedisiyle, kalesiyle, otlu peyniriyle, ayran aşıyla, van gölü'nün tuzlu ve sodalı sularında yaşayan endemik balık türü inci kefaliyle gidilmeye, görülmeye değer, güzel şehir. van'ı bilmeyenler orayı çorak topraklara sahip zannedebilirler. ancak şehir toprakları verimli, akarsuları bol, iklim koşulları oldukça elverişli bir yerleşim merkezidir.
bir de çok meşhur akdamar adası vardır. adanın adının nereden geldiğine dair yaygın halk hikayesine göre, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği dillere destan tamar adında bir kızı vardır. adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan müslüman bir genç bu kıza âşık olur. bu genç tamar'la buluşmak için her gece adaya yüzer. tamar ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "ah tamar!" diye haykırır. bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakarak boğulur. ah tamar! isminin dönüşerek zamanla ahtamar biçimini aldığı anlatılır.
van gölü kenarı güzel bir doğal harikası olmasına rağmen bir çay içilebilecek çay bahçesinin bile bulunmadığı ve doğunun en güzel şehri olduğu iddaa edilen şehrimizdir.
architon türkiye offshore şampiyonası'nın 9. ve 10. yarışlarına bu yıl ev sahipliği yapan eşsiz güzellikteki ilimiz. ayrıca böyle bir uluslararası organizasyonun bu şehirde gerçekleşiyor olması, şehrin güzelliğinin dünyaya yansıtılması açısından olumlu bir gelişme olarak görülmekte.
kış aylarında sokaklarında (özellikle de ara sokaklarında) yürüyebilmek için akla hayale gelmeyecek akrobatik hareketler yapmanız gerekiyor. öyle ki 'ulan ben bunu nasıl yaptım?' diye şaşırabilirsiniz kendinize.
ancak bunun çok da yararlı bir yönü var. şöyle ki:
eğer yüzüncü yıl üniversitesi'nde ve de çok dandik bir bölümde okuyorsanız, 'mezun olduktan sonra iş bulamicam ühhü' diye üzülüyorsanız.. yanlış yapıyorsunuz demektir. üzülmeyin!!
van'da geçirdiğiniz 4 yıl boyunca (bu 4, 5 de olur, 6 da. hocalarla aranızı iyi tutmaya bakın) kış aylarındaki bu akla hayale sığmayacak akrobatik hareketler deneyimleriniz sonucu mezun olduğunuz dandik bölümü bir kenara bırakabilir, bir sirkte işe başlayabilirsiniz. zira o kış aylarında sokaklarda yürüyebilmek için yaptığınız o akrobatik hareketleri, dünyanın en ünlü sirkinin en iyi akrobatı bile yapamayacaktır. siz de çok ünlü bir sirkte akrobat olarak hayatınızı sürdürebileceksiniz.
eh bir de aynı sirkte çalışan yine akrobat bir hayat arkadaşı buldunuz mu değmeyin keyfinize..
eski adı tuşba olan, urartular döneminde başkentlik yapmış doğuda bir şehirdir.
uçaktan indiğiniz anda havaalanında koşuşturan askerleri görünce bir operasyonun orta yerine indiğinizi düşünebilirsiniz. öyle düşünmeyin. havaalanı askeri amaçla da kullanılmaktadır sadece.
araçla şehirde ilerlerken yön tabelaları ilk göreni şaşırtabilir zira; bitlis, hakkari, şırnak, ağrı oklarının altında iran yazar.
van gölü hakkında bir kaç kelam etmek istiyorsanız deniz diye bahsedin. göl dediğiniz anda oraların yabancısı olduğunuz anlaşılır. göl kenarında balık yemenin mümkün olduğu lokantalar bulunmaktadır.
yazın soğuk, kışın sıcak servis edilen ayran aşını mutlaka deneyin.
peynirciler çarşısına gidip başka yerlerde böylesini bulamayacağınız otlu peynir çeşitlerinden alın.
rus pazarına uğrayın, ilginç şeyler bulacaksınız.
mümkünse ilkbaharda gidin, kışı pistir.
van gölü turizm'e ait otobüs ile van'dan erciş'e giderken otobüs durur, içeri jandarma girer, tüm yolcuların kimliklerini toplar ve gider*. bu sırada herkes otobüste gösterilmekte olan filmi* gayet sakın izlemeye devam eder. on dakika sonra tekrar gelen jandarma çanta ve valizlerin sahiplerini dışarıya çağırır. tüm çanta ve valizler açılıp tek tek aranır. film hâlâ devam etmektedir. bir on dakika daha geçince tüm yolcular yerlerine yerleşir, hemen ardından jandarma gelir, götürdüğü kimlikleri dağıtir. film epey ilerlemiştir. otobüs yoluna devam eder. kek servisi yerine düşünmüşler sanırım.
doğu anadolu'nun en büyük ilidir. aynı zamanda türkiye'nin en büyük gölü olan van gölü bu ilin sınırları içerisinde yer alır. doğunun geneline göre yemyeşil bir doğası ve tertemiz bir havası vardır. insanları sıcakkanlıdır, misafirperverdir. her taraf kaçakçı dolu ve ekonominin büyük bir kısmı kaçakçılık üzerinden gelişir. konustuğum insanlar askerinden siviline herkesin bir şekilde kaçakçılıktan rant elde ettiğini dile getirdi.. vizontele filminin çekildiği gevaş yemyeşil bir doğaya ve plaj tadında bir göl kıyısına sahiptir. bir dağ eteğinde kurulmuştur. yine her zamanki gibi en güzel mekanlar askeriyeye aittir. ilçeye girdiğinizde jurassic park'ı andıran dinozor heykeli van gölü canavarı'nı tasvir etmektedir. daha önce sevimli bir fil yavrusunu andıran bir heykeli varmış ve yıkılmış...bu arada vizontele'nin devamının cekileceğini öğrendim..holwywood'dan kameraman montajcı görüntü yönetmenleri vs vs gelmiş..6 yıllık bir anlaşma yapılmış.eski vizontele platosunun yerinde yeller esmekte..bu arada anayola çıktığınızda akdamar adası* gözlerinizin önündedir.
edremit ilçesi ise van merkeze en yakın ilçedir. şirin küçük bir ilçe. muradiye ise şelaleleri ile ün yapmış bir başka ilçesidir. en kalabalık ve en gelişmiş ilçesi ise erciş ilçesidir. 80 bin civarında nüfusa sahip olan bu ilçe diğer ilçelere nazaran daha gelişkindir. yolu bu tarafa düşenlerin örgü peyniri, otlu peynir ve inci kefal yemeden dönmemesi gerekmektedir. ayrıca van merkez'de bulunan rus pazarı otantik şeyler sevenler-özellikle de kadınlar- için çok ilgi çekici bir yerdir.
siyaset sürekli devam etmekte, insanlar ticaret yaparken araya sürekli siyasi gündemi sokmakta ve siyasi yaşam capcanlı devam etmektedir. türkiye'nin batısıyla uzaktan yakından alakası yoktur. bambaşka bir ülkeye geldiğinizi hissedersiniz. zaten işin en can sıkıcı tarafı sanki sürekli gümrükten geçiyormuşcasına her ilçe arasında askerlerin sizi durdurup kimliklerinizi tek tek kontrol etmesidir. kendinizi kendi ülkenizde esir gibi hissedersiniz. aklınıza şivan perwer'in bir şarkısında söylediği sözler gelir: zore mirov di welate xwe da esir bikewe*
belki dağları çoraktır, belki taş, toz yığınıdır..kaotik bir yaşam vardır..zaman mevhumu, dakiklik yoktur...ama batıya değişilmeyecek güzellikleri vardır...gezin görün, kaçırmayın derim..
kesinlikle gezilip görülmesi gereken bir il... doğayla bu kadar içiçe olduğunuz başka bir şehir bulamazsınız.
kışın kayak imkanı yapmanıza sebep olan dağlar, bahar ayında yüzüp serinlediğiniz bir şelale, van'ı tepeden görme imkanı veren bir kale, bir feribota binip şaşırmanıza vesile olacak bir ada, alabildiğine engin bir göl ve tek göz rengi diğerinden farklı olan kedilerle sokaklarda yürürken mutlu olduğunuz bir il...
gördüğüm en güzel ildir.
insanları ancak bu kadar tatlı ve misafirperver olabilir.
malatya'dan güzel olamaycağını düşünmüştüm ama evet malatya'dan çok daha güzel doğu'nun en güzel ili.