bir
efsane;
tarihin ilk zamanlarında, adem ve havva evlendi ve 3 tane oğulları oldu. caine, abel ve seth. ilk doğan caine, bitkileri yetiştirdi. onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. ikinci doğan abel hayvanlara baktı. onları besledi ve büyüttü.
bir gün adem iki oğluna şöyle dedi;
- caine, abel. tanrı için bir kurban.
caine, tanrı için en tatlı meyvalarını, en olgun bitkilerini getirdi. abel, tanrı için en genç, en güçlü hayvanını kurban etti. iki kardeşte kurbanlarını adem'in
altarına koydular ve ateşe verdiler. duman onları yavaşça yukarı doğru götürdü. abel'ın kurbanı tatlı bir koku yaydı ve kabul edildi. caine'inki ise kabul edilmedi ve caine sert bir şekilde azarlandı.
ilk doğan ağlamaya başladı, gece gündüz tanrı'ya dua etti.
adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. abel yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. caine ise eli boş geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu.
abel şöyle dedi;
- caine, neden bir kurban getirmedin?
ilk doğan gözleri yaşlı bir şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti, hayatta en çok sevdiği şeyi.
tanrı onu cennetten attı, ve
nod denilen bir yere sürgün etti.
caine karanlıkta yanlız kalmıştı. açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. siyahlar içinde bir kadın caine'e doğru yaklaştı.
- hikaye'ni biliyorum, nod'lu caine. açsın, bende yemek var. üşüyorsun, bende kıyafetler var. üzgünsün, bende rahatlık var.
- benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? neden giydiresin? neden besleyesin?
- ben senin babanın ilk karısıyım. yukardakine karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. ben
lilith'im. bir zamanlar bende üşüyordum. benim için sıcaklık yoktu. bir zamanlar bende açtım, benim için yemek yoktu. bir zamanlar bende üzgündüm, benim için rahatlık yoktu.
lilith, caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. caine onun evinde bir süre kaldı, ve birgün ona sordu:
-sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? nası kıyafetler yarattın? nası yiyeceklerini yetiştirdin?
lilith gülümsedi ve cevap verdi:
- ben uyandım. bu sayede istediğim gücü yaratıyorum.
- beni de uyandır lilith, benim de güce ihtiyacım var. bende kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım.
- uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. sen baban tarafından lanetlendin. ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin.
- güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam.
lilith, caine'i seviyordu. bunun olmasını istemesede caine'in istediğini yaptı ve caine'i uyandırdı. bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve caine'e içirdi. caine,
abyss'e düştü, o kadar uzun düre düştü ki bu ona sonsuzluk gibi geldi. gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.
karanlığın içinde caine parlak bir ışık gördü. gecede parlayan ateş,
michael, kutsal ateşin koruyucusu ona gelmişti ve şöyle dedi;
- adem ve havvanın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlıyıcılığı da çok büyük. o seni affetti.
caine cevap verdi; tanrı'nın acımasıyla değil ancak kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim.
ve reddetti.
ve michael ona ilk lanetini verdi:
- bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek.
o gecenin sabahında, ufuktan
raphael göründü. güneşin koruyucusu. caine'e şöyle dedi;
- adem'in oğlu, havva'nın oğlu, kardeşin abel cennetten senin günahlarını affetti. tanrının bağışlamasını kabul etmeyecek misin?
caine cevap verdi;
- abel'ın bağışlaması bir şey ifade etmez. ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım.
ve reddetti.
ve raphael ona ikinci lanetini verdi:
- bu diyarda gezdiğin sürece sen ve senin çocukların gün doğuşundan korkacak. güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. şimdi git ve karanlık bir yere saklan, güneşin gazabını hissetmemek için.
caine kaçtı ve karanlık bir mağraya saklandı ve orda uyudu. uyandığında ölüm meleği
uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. caine'e şöyle dedi:
- adem'in oğlu, havva'nın oğlu, tanrı senin bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.
caine cevap verdi;
- tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. ben benim. yaptıklarımı yaptım. bu asla değişmeyecek.
ve tanrının kendisi, uriel'ın ağzından caine'e son lanetini verdi.
- sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karaklığa tutunacaklar. sadece kan içecekler. sadece kül yiyecekler. ölümde olacakları gibi olacaklar, ama ölmeyecekler ve hep yaşayacaklar. son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak.
bu lanetle caine acı bir çığlık attı. gözlerinden kan geldi. bu gelen kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.
kafasını kaldırdığında
gabriel karşısında duruyordu, ve ona şöyle dedi:
- adem'in oğlu, havva'nın oğlu. babamın bağışlayıcılığı bildiğinden çok daha büyük. şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. bu yola golconda diyeceksin. çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz.
zorlama kaynak: (bkz:
http://www.nebula.gen.tr/...)
tanrı, adem’i cennetinden kovduktan uzun süre sonra adem ve havva' nın iki erkek çocuğu olmuş . bunlardan büyük olanın adı caine (caine the first born, ilkdoğan), küçüğünün adıysa abel imiş .
eski dünyada adları şimdilerde çoktan unutulmuş canlılarla birlikte mutluca yaşarlarmış . ancak bu uzun sürmemiş . bir cinnet anında caine kardeşi abel‘i öldürmüş ve ilk kan akıtan , ilk katil (first murderer) olmuş. babasının hışmından korkarak evinden kaçmış. ama tanrı’nın hışmından kaçamamış .
tanrı, caine‘i lanetlemiş. onu sonsuza dek güneş ışığından yoksun yalnız bir geceye mahkum etmiş. içerisinde sürekli yükselecek olan bir açlıkla karartmış onun kaderini; kendi türünün kanını içmekle lanetlemiş onu, varlığını sürdürebilmek için. ve ilk vampir olarak caine dünyanın üzerinde gezinmeye başlamış .
bin yıllarca caine bu topraklar üzerinde adım attığı sonsuz gecede yürümeyi sürdürmüş. dünyanın dört bir yanını gezmiş. arkasında gittiği her yere ölümü taşımış. inanılmaz gücü sayesinde bazı yerlerde ona tapınmışlar , bazı yerlerde iblis olarak isimlendirilmiş. o da insanların arasından tamamıyle çekilmiş.
insanlık tarihi birkaç çağ geçirip yerleşik düzene geçmeye başladığı zamanlarda caine geri dönmüş. inanılmaz yalnızlığını giderebilmek için kendine arkadaş, yaver aramaya başlamış. yaptığı uzun geziler sonunda kendi lanetini geçireceği üç insan bulmuş ve onları da vampire çevirmiş. bu 2.nesil vampirlerin adı güzel zillah, bilge enoch ve güçlü irad imiş .
caine ve 3 çocuğu insanlığın arasında gezmeye başlamış ve ilkşehri (first city) kurmuşlar. orada insanlar onlara tanrı olarak tapınmış ve rahat çağlar geçirmişler. o zamanlarda 2.nesildeki 3 çocuk da kendi çocuklarını yapmışlar . 3. vampir neslinin nüfusu 13 ‘müş : malkav, saulot, cappadocius, absimiliard, arikel, lasombra, ventrue, ennoia, haqim, brujah, set, ravnos ve tzimisce. caine buna izin vermiş ama lanetin daha fazla yayılmasını istememiş ve daha fazla vampir yaratılmasını yasaklamış .
çağlar geçmiş ve sonra bir anda bütün dünya sular altında kalmış. nuh’un tufanı first city‘i yutmuş . çok zorlu yıllar geçiren vampir nesli tufan geçince tekrar insan arasına katılmış. ancak 3. nesil 13 çocuk iyice artan güçleriyle artık babalarının yanında kalmak istemiyormuş. bu yüzden büyük bir anlaşmazlık çıkmış. caine iki tarafa da savaş yapmamalarını söylemiş ama 2. ve 3. nesil ayrılmış ve büyük savaş başlamış. (the great war)
kısa bir süre sonra 3. nesil’den 13 çocuk, babalarını (enoch, zillah ve irad) yoketmişler ve dünyanın efendileri olduklarını ilan etmişler. içlerinden bazıları caine ‘i aramaya çalışmış ve söylenlere göre biri bulmuş . ancak caine bu kez kıyamet gününe kadar olmak üzere onları terkettiğini söyleyip kayıplara karışmış ( yaklaşık m.ö. 3000 )
3.nesil vampirler o zaman için devasa büyüklükte bir şehir kurmuşlar ve buna ikincişehir demişler (second city). orada 13 yarı tanrı da ayrı saraylarını yaptırtmışlar ve insanlar onlara tapınmaya başlamış. burada çoğu kendi çocuklarını yapmışlar ve 4.vampir nesli oluşmuş. bu vampirler inanılmaz güçlere sahip olmalarına rağmen babalarının yanında birer silik gölgeden farksızmışlar. her yeni nesilde caine’in kanı biraz daha etkisini yitirerek saflığını kaybediyormuş.
bu şehirde 3.nesilden her vampir kendi hayat felsefesinin ve güçlerinin belirlediği birer
klan kurmuş . klanların isimleri ve kurucuları şöyle:
ventrue – kraliyet klanı (ventrue)
gangrel – hayvanın klanı (ennoia)
malkavian – ay’ın klanı (malkav)
nosferatu – gizli olanın klanı (absimiliard)
ravnos – gezenin klanı (ravnos)
toreador – gülün klanı (arikel)
lasombra – gecenin klanı (lasombra)
tzimisce – biçimdeğiştirenin klanı (tzimisce)
setites – yılanın klanı (set)
cappadocian – ölümün klanı (cappadocius)
saulot – ıyileştirenin klanı (saulot)
assamite – av’ın klanı (haqim)
brujah – öğrenmiş klan (brujah)
burada uzun süre bir arada yaşadıktan sonra aralarındaki çekişmeler uzlaşılamaz bir hal almış ve şehirdeki insanlar da bu isimsiz savaştan bıkmışlar ve onlara olan saygılarını yitirmişler. o zaman klan kurucuları (ya da antediluvian’lar yani tufandan sağ kurtulanlar.) son kez bir araya gelip ayrılmışlar. herbiri bilinen dünyanın bir tarafına gidip orada kendi hakimiyetini ilan etmiş. örneğin set , mısır’a giderek orada bir tanrı olarak
seth ya da sutekh adını alarak yaşamaya başlamış ; cappadocius iç anadolu’da çocuklarıyla beraber kapadokya’ya gelerek buraya yerleşmiş ve buraya isim vermiş ; haqim , bugunkü ıran’ın olduğu yerde fetedilmesi imkansız gözüken alamut kalesine yerleşmiş ; diğer antediluvian’lar da çeşitli mekanlarda varlıklarını sürdürmüşler .
bundan sonra her yeni nesil bir sonraki nesilden vampir yaratarak vampirlik lanetini günümüze kadar taşımış. antediluvian’ların ayrılmasından günümüze kadar geçen yaklaşık 5000 yılda bazı klanlar yokedilmiş, bazı antediluvian’lar çocukları tarafından öldürülmek suretiyle klan sahipliğini kaybetmiş , bazıları uzun uykuya (torpor) girerek kendilerini dünyadan ve çocuklarının aç gözlü bakışlarından korumuş, yeni bazı klanlar kurulmuş ve vampir sosyetesi sayısız büyük olay geçirmiştir. günümüzde 13.nesil vampirler bile olduğu biliniyor ve bunlar insanlara göre daha güçlü olmalarına rağmen gece gezip kan içen güçlü, zeki ve/veya güzel insanlar gibi oldukları söylenebilir. bunun dışında 14. hatta 15. nesil vampirler bile görülmüş ama bunlar çocuk yapamadıkları gibi gündüz de gezdikleri ve bir vampirden çok hastalıklı bir insan görünümünde oldukları söyleniyor ve onlara thin blood (incekanlı) deniyor.
şimdi bir de vampirlerin diğer canlılar hakkında çok genel görüşlerini sıralayalım :
mages : büyücüleri ciddiye al , çünkü büyünün bu dünya dışından gelen bir gücü var. ama insan olduklarını unutma , sadece insan.
werewolves : köpeciklerle karşılaşıp da yaşayan vampir pek sık görünmüyor . onlar bizi sevmiyorlar biz de onları ve o pis kokularını . kurtadamları ormanlarına bırak ve yüzyüze gelirsen ilk önce kaçmayı düşün
wraiths : ölülerin iki dünya arasında sıkışmış ruhları. kullanışlı müttefikler olabilirler; ama onlar yüzünden denmemiş mi: ''
yerin kulağı vardır'' diye.
diabolistler : zaten tanrı olan biri neden seytana tapsın? saçma!
changelings/faeries : periler, kanlarının ilham dolu olduğu söylenir. ama söylenir. bir söylencedir periler.
insanlar/elfler : kısa ömürlü, narin canlılar. besin kaynağımız .