eski adı atik-valde. osmanlı hükümdarlarından atik selim'in
* eşi, iii. murat'ın annesi
*, üsküdar'ın tarihi bir mahallesi, bu mahallenin içindeki külliye, külliyenin içindeki cami
* ve başta yahya kemal
* olmak üzere bir çok istanbul şairinin değineği; valide-i atik.
mahalle toygar hamza mahallesi, murat reis mahallesi, arakiyeci hacı cafer mahallesi, arakiyeci hacı mehmet mahallesi, hayrettin çavuş mahallesi ve murat reis mahallesi'nin arasında yer alır.
büyük selimpaşa caddesi, eski toptaşı caddesi, kartalbaba caddesi, mahallenin caddeleridir. büyük selimpaşa caddesi'nin adındaki büyük kanımca paşayı niteliyor, caddeyi değil. çün caddenin büyük bir tarafı yok. sokak dahi denebilir.
kartalbaba hazretlerinin istanbul'un önemli evliyalarından olduğu söz ediliyor. adını taşıyan cadde askerlik şubesi durağından başlayıp valide-i atik camii'ne kadar uzanıyor. caddenin üst(yokuş ya ondan üst) ucunda sağlı sollu kartalbaba camii ve kartalbaba türbesi yer alıyor.
valide-i atik külliyesi mahalleye adını veren esas unsur. külliyenin bu adı taşıması da sultan atik selim tarafından annesi nurbanu valide sultan içün yaptırılmış oluşundan mütevellit.
külliye bir cami, medrese, sıbyan mektebi, kervansaray, hamam, aşevi ve diğer külliye unsurlarından oluşuyor. cami halen kullanımda tabiatiyle. medrese ise cumhuriyet sonrası dönemde bir müddet cezaevi
* olarak kullanıldıktan sonra bu hizmete uygun olmadığı için kapatılıyor. daha sonra bir müddet imam hatip lisesi
* olarak kullanılıyor. şimdilerde ise marmara üniversitesi güzel sanatlar fakültesi sergisi görevinde. unutmadan söyleyeyim külliyenin mimarı koca sinan
*. kervansaray ise bir çokları gibi viran halde. kaderine terk edilmiş bekliyor. geçenlerde cnntürk televizyonunda istanbul'da bu haldeki tarihi binalar üzerine bir belgeselde valide-i atik'inki izleyiciye sunulmuş ve program onun üzerinden yürütülmüştü. ayrıca osmanlı döneminin ilk akıl hastanesi de bu külliyenin içerisinde yerini almış(avrupa'nın delileri(!) yakmaktan yeni yeni vaz geçtiği devir).
ve geleyim şiirlerdeki valide-i atik'e. yahya kemal'den iki misal;
atik-valde'den inen sokakta
-nihad sâmi banarlı'ya-
iftardan önce gittim atik-valde semtine,
kaç def'a geçtiğim bu sokaklar bugün yine,
sessizdiler. fakat ramazan mâneviyyeti
bir tatlı intizara çevirmiş sükûneti;
semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
bir top gürültüsüyle bu sahilde bitti gün.
top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
bir nurlu neş’e kapladı kerpiçten evleri.
yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!
tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
yurdun bu iftarından uzakta kalmanın gamı
hadsiz yaşattı ruhuma bir gurbet akşamı.
bir tek düşünce oldu teselli bu derdime:
az çok ferahladım dedim kendi kendime:
"onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."
ziyâret
yine birlikte, bu mevsimde, atik-valde'deyiz;
yine birlikte, bu mevsimde, gezip sezmedeyiz
bu çınarlarla siyah servilerin gölgesini;
bu şadırvanda suyun sanki ledünnî sesini.
...
bu ziyârette vakit geçti, güneş battı, yazık!
haz ve duyguyla atik-valde'de bir gün yaşadık.
muhabbetle efendim..
ukte enfazlaellikarakterolabilir'dendi. böylece sona erdi.