ortalığın karıştığı program.
cumhuriyet'ten
ümit zileli ve
mehmet faraç katılıyor,
vakit gazetesinin temsilcilerini tanımıyorum. oturumu, daha doğrusu müsabakayı yöneten ise
rıdvan akar.
vakitçiler, gazetelerinde de sürdürdükleri tahrikleri burada da elden bırakmıyor. cumhuriyetçiler ise şu anda coşmuş durumda. bu tartışmadan kaç manşet çıkar...
edit: efendim reklam arasına girmişti, dönüşte ekranda bir tek sunucu rıdvan akar'ı görebildik. kendilerine yakıştıramamış yayımcılar ve bitirmişler. ne diyelim, hayırlısı...
kaçıranlar için gelsin:
http://www.haber7.com/...
ömrü birkaç dakikayı geçememiştir.
verilen bağlantıda izlediğim kadarıyla türkiye'nin ulusal gazetelerinden ikisinin yazarları böyle konuşuyorsa, birbirlerinin fikirlerine hazmedemiyorlarsa, daha almamız gereken çok uzun yol var dedirten programdır. izlediğim kadarıyla üzüldüm, utandım.
komedi tadında geçen bir program olmuştur. zira vakit ve cumhuriyet gazetesini aynı anda okumaktan daha fazla tad vermiştir.
sözlükteki fikir tartışmalarının ne kadar seviyeli olduğu fark ettiren programdır. sözlükler öpülsün başa konulsun.
programdan özlü sözler;
-serdar arseven sen de şerefsizsin
-olmaz böyle program olmaz
-kıvır bakalım şimdi kıvır
-haysiyetsiz bir adamsın sen
rıdvan akar'ın neden böyle bir şeye giriştiğini anlamanın zor oldugu program
akla orijinal fikirler getiren program
(bkz:
vakit ve cumhuriyet yazarlarından bbg evi)
programın en bomba anı ümit zileli'nin " serdar arseven in ne kadar orjinal fikirleri olduğunu da bilirim fakat bu kadar terbiyesizleşebileceğini hiç düşünmemiştim " demesi, ardından serdar mıdır nedir o organizmanın haklı itirazına " bir saniye lütfen " deyişidir. lütfen nedir yahu, adamı terbiyesiz olduğa mı inandıracaksın be adam.
vakit gazetesi yazarlarının(yazar bile demek istemiyorumda) yaptıkları din politikasının dışına çıkarak binlerce insanın umudu türkan saylan'a yaptıkları hakaretle kendilerinden daha çok nefret etmemi sağlayan programdır. sen gidiceksin 40bin kızı okutacaksın, binlerce kızın barınma ihtiyacını karşılayacaksın, atatürk fikirlerinin bu kadar köklü bir savunucusu olacaksın ve dandik gazetenin çapulcu yazarları tarafından böylece çamurlanıcaksın. bu ülkede insanına sahip çıkan insanlar, vatanına ve atatürk'e bağlı bir halk bulunduğu sürece siz istediğiniz propagandayı yapın, siz istediğiniz çamuru atın.elbet gün gelicek ki o çamur üzerinizde birikip beton olacak. vakit gazetesi yazarları gitsin ihl'de yazsın da böyle platformlara çıkıpta kendi kendilerini rezil etmesinler.
serdar arseven'in tipik bir
vakit gazetesi profili çizdiği program. ota boka din düşmanı deme hevesi, türkan saylan'a yapılan insanı insanlığından utandıracak saygısızlıkları savunması, hiçbir şey söyleyemezse pkk'lı deme hevesi, "savaşı başörtümüze dinimize el uzattılar diye biz başlattık" geyikleri... bence kendisi her türlü tv programına bütün vakit yazarlarını temsilen katılsa yeri.
"başörtümüze el uzattı diye allah için savaştık" masalına inanıyorlar ya hala bu arada, buna inanan insanın iq'su kaçtır lan acaba maksimum?
birşeyleri çözmek karara bağlamak ya da izleyenlere farklı bakış açıları sunmak gibi hedefleri olmayan programdır.
kendi alanlarındaki bağnazlıklarıyla nam salmış at gözlüklü bir yığın adamı karşı akarşıya oturtup havai fişek gösterisi gibi seyretmenin kime ne faydası oldu acaba? toplum yeterince gergin gelmiyor mu size? kamplaşma yeterince bariz değil mi? herkes saflarını belirlesin, bahisler açılsın. etrafta ateşli bir kalabalık "vur!" vur!" diye inlesin.
lakin kazananı yok bu dövüşün. sade yüzleri gözleri kan içinde horozlar dolaşıyor meydanda.
dün geceki programda küfür ve hakaretlerin havada uçuştuğu, bu sırada rtük'ün ne yaptığını merak ettiğim program olmuştur.
küfür antiküfür kavga.
(bkz:
tez antitez sentez)
biri diyo ak
*, öbürü diyo bak
*, ikiside bir birinden sak
*...
nolduğunu anlamadığım program. vatan millet sakarya derken herkez evlere dağıldı birden hayırdır. stres atıp gittilermi yani?
son zamanlarda diyorlar ya , one minute skandalından sonra , moderasyon hatası diye;
hah işte tam moderasyon hatası, 32.günde toprağı bol olsun türkan hoca konusulacak
o 4 gazatecinin ne işi var ? ne gerek var ?
program yapımcıları olay çıkacağını biliyorlardı - içerden biri olarak bunu temin ederim size-
ne gerek vardı? türkan hoca ruhun şaad olsun.
akşam zaplarken denk geldim. nedendir bilmem tartışmaları gerçekçi gelmedi bana, sanki rol yapıyolarmış gibiydi, yalandan bağırmalar sinirlenmeler falan. hele sunucu abi, reyting reyting die ellerini ovuşturup kıs kıs gülen tiplere benziyodu. ben hezeyanların doruğundayım ondanmı hafif geldi bilemiyom. amatör oyuncular gibiydiler, dinleyemedim bile kapattım gitti, mal gibi dizi izledim.
diğer gündem işgal etmeye yönelik
türkan saylan üzerinde çağdaş yaşama saldırılmasına takılmadım da(zaten bilinen yöntemler), kurtuluş savaşını türban için yapmışız ya ona çok şaştım, allaam
* dedim ya, bu adamlar bi bok bilmiyor. kurtuluş savaşını fransızlar isot tarlasına girince başlattık biz, ne türbanı. pardon, sadece urfa için geçerli bu, harbi bak. zaten bilinen hikayeyi özetleyeyim; her vatandaşına bir saltanat gemisi tahsis edilmiş olan urfalılar zevk-i sefa içinde gününü gün ederken bir haber gelir, fransızlar topraklarımıza girdi diye, kimse sorun etmez, hayvanlarımızı öldürüyorlar, malımızı yağmalıyorlar. vs. vs. yine kimsenin umrunda değil, en son fransızların isot tarlasına girdiğini duyunca, namus elden gidiyor diye çarpışmaya başlamışlar. ne o inandırıcı değil mi? öbürüne inanıyorsun da buna niye inanmıyorsun ki, isotçu canım
urfamın tetikçi gazeteleri yok diye mi? aşk olsun o zaman. isotçu başbakan vardı da tetikçi medya mı oluşturmadı? söz urfa'dan açılmışken
mehmet faraç la gurur duyarız.
urfanın aydınlık yüzüdür. biraz daha cumhuriyet gazetesi statükoculuğundan kurtulsa daha iyi olacak ya, olsun.
aslında bu tartışmadan ziyade haber7.com daki yorumlar karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim, ne kadar özgür bir ülkede yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. alenen rejim değişikliğinden bahsediliyor ya, öyle revizyonist falan da değil ha, rejim hakkında yapılan yorumları dinci biri değilde bir solcu yapmış olsaydı ip den bulup adamın götünden kan alırlardı walla. değil mi kamil? bu ne özgüvendir, haram olsun walla.
.
kavganın bir yerlerinde seviye
seni anan doğurmamış sıçmış demelerini beklediğim seviyeye kadar iniyor, ki eğer öyle olsaydı daha iyi olurdu; en azından
türk televizyonlarında unutulmaz anlar kalibresine girerdi. bu haliyle bir halta benzemiyor, kimin neyi savunduğu neyi tartıştığı bile belli değil.
amaç türkan saylan'ı eleştirmekse, serdar arseven bunu yapabilecek kapasitede ve ahlakta bir insan değildir. amaç türkan saylan'ı savunmaksa, bunu yapacak kişiler ümit zileli veya mehmet faraç olmamalıdırlar.
o değil de, rıdvan akar bu tartışma ortamını hazırlayarak ne elde etmeyi umuyordu ki? bizim mahallenin bakkalı bile gazete reyonunda vakit ile cumhuriyet'i yanyana koymuyor!
bir tarafta aramalarla, dinlemelerle, gözaltılarla, tutuklamalarla bir hükümet operasyonunun kurbanı haline getirilen cumhuriyet gazetesi yazarları, diğer tarafta deniz feneri pisliği örtülmeye çalışılan, sübyancı, tecavüzcü bir yazarı devletin çeşitli organlarınca aklanmaya çalışılan kara yobaz vakit gazetesi yazarları.
bu programda o kara yobazların karşısına kimi çıkarırsanız çıkarın tartışma boka sarardı. öyle olmuş.
habervaktim.com, haber7.com gibi adreslerin kendilerince kesip biçip yayımladıkları görüntüleri değil de, tamamını izlemek istiyorsanız şöyle buyurun:
http://www.kanald.com.tr/...
benim anlamadığım şey, asıl şu anda bu olay hakkında sözlükteki tartışmalar. mehmet farac'i geçtim hadi. ama ümit zileli'ye de yok haysiyetsiz dedi, yok aşağılık dedi, yok programı bırakmaya kalktı diye verilmiş veriştirilmiş. vakit gazetesi hakkındaki girilere bir göz gezdirin. sözlükteki halihazırda tepkilerin benzerini oradaki adamlar verdi.
oradaki cumhuriyet yazarlarını eleştirenler bir şunu düşünsün bakalım:
- karşınızda "hadi be sende" diyen, kıs kıs gülen, sürekli ad hominem yapmaya çalışan, "hayır o bir kerem sensiin" diye mahalle kavgasındaymış gibi argümanlarını savunan biri var. bu kişi üstelik cumhuriyeti yıkmaya and içmiş bir gazetede yazarlık yapıyor. ölünün arkasından konuşuyor, sizi olmadık şekilde itham ediyor.
siz ne yapardınız?
burada ümit zileli'ye, mehmet faraç'a laf veriştirenlerin, büyük bir kısmının en azından zileli kadar sabırlı olamayacağına eminim. anlamadım gitti, aynı taktiği kullanan melih gökçek karşısında düşüncesini sessizce dile getiren adam "susturdu bak, argümanı yok" oluyor, haysiyetsiz adama "sen bir haysiyetsizsin" deyince "oo çok kavga çıktı, ben utandim. arseven haklı" oluyor.
sözlükteki düşünceleri bu adamlar orada dile getirince mı faraç veya zileli haksız oluyor, orasını anlamadım.
"al birini vur ötekine" düşüncesi de art niyetli kötü bir düşüncedir. iki taraf arasındaki kıyaslamayı bir daha yapalım.
sözlükte yazılan şeyler günlük hayatta olunca neden bir anda bu kadar tepki gösteriliyor? burada "bana kıs kıs güldü, dövecektim adamı" diye yazanlar programda kıs kıs gülen birinin önünde benzer tepki verene "seviyeyi düşürdü, dövmek bağırmak çok çağ dışı" diye yazmış. yahu, nereyi savunduğunuzu bir açıklığa kavuşturun. o adamları sizin haksız görmeniz sizin yaşınızdan fazla gazetecilik-yazarlık yapmaları mı? adam sizinle aynı doğrultudaki düşünceyi savunuyor, bir arkasında durun adamın. cesaret verin. kızdın bağırdın diye itham etmeyin. siz de olsanız siz belki fazlasını yapardınız. bu vakit gazetesinde hüseyin üzmez olayı çıktığı zaman o tayfadan olan neredeyse herkes adamın arkasında durdu. şimdi ümit zileli'nın "sen bir haysiyetsizsin" demesi ile bile "bu adam adam mı beaa" demişler. yahu, hiç olmazsa yazınızı yazarken yazdığınıza bir göz atın, inanıp yazın.
ilkokul üçüncü sınıfa giderken biz de böyle bir sempozyum oluşturmuştuk. üslübumuz, küfürlerimiz, hakaretlerimizin bini bir paraydı. hey gidi ilkokul dönemleri, hey gidi dokuz yaşındaki halim... hala senin gibi olan aydınlar(!) var güzel türkiyem'de...
- gerizekalı, bi kerem demiryolu daha ucuzdur.
+ karayolunda daha çabuk varırsın ama gideceğin yere salak.
- sın nokta.
+ ne diyosun sen be beyinsiz.
- sin nokta.
virgin radio'da ayça şen'in programında taşak malzemesi olmuştur. (haklı olarak)
vakit yazarının kurtuluş savaşını başörtüsüne indirgemesiyle yarıldığım program.sanki koskoca savaş tecavüze uğramaya, topraklarının işgal edilmesine ,sömürülmeye karşı verilmemiş, bir tek nene hatunun başörtüsünden çıkmış.bu kadar aptalca argümanlarla kurtuluş savaşını açıklamaları insanı gerçekten sinir ediyor.